
Zengine mektup
Terör insanlık suçudur, hiç bir mazereti olamaz. Ama kabul etmesek de her zaman sebepleri vardır.
Mesela PKK terörüne siyasal ve kültürel bir sürü gerekçe saydılar. Sonra Apo, hepsinin uydurma olduğunu kabul etti. Bu coğrafyada, ülkenin birinci sınıf vatandaşı olarak yaşayan Kürt kökenli insanlar sadece Türkiye'de.
Başbakan da olurlar, holding patronu da olurlar, sanatçı da..
İrticai terör de aynı.. Din ve vicdan özgürlüğüne, insanların ibadet hakkına en sağlam güvenceleri laik cumhuriyet getirmiştir.
Ama hem ırkçı, hem dinci terörün kıskacında yirmi yılımızı, binlerce insanımızı ve yüz milyarlarca dolarlık kaynağımızı heba ettik.
Terör hangi sosyal bataklıkta türüyor?. O bataklığı hangi körlük düşmanlarımız için bu kadar bereketli kılıyor?
Sebep enflasyondur
Türkiye bugün Belçikalı gibi yaşayan bir azınlıkla, Bengladeş sefaletini yaşayan bir çoğunluğun vatanı..
Her ülkenin düşmanları vardır. Marifet, onlara fırsat vermemek..
Enflasyonla mücadele programı, bu hükümetin yaptığı en doğru iş.
Ama mücadele henüz, bütün toplumu kucaklayan bir heyecan seviyesine yükseltilemedi. İsraf önlenemiyor.
Niçin ithalat ihracattan daha hızlı artıyor?
Çünkü halka, ulusal bir kurtuluş savaşının bilinci kazandırılamamıştır. Çünkü işçinin, memurun, emeklinin, köylünün kemerleri devlet zoruyla sıkılmıştır ama yüksek gelirli kesimlerin, kalitesi ve fiyatı ne olursa olsun yabancı mallara olan talebi azalmamıştır.
Buna "Sultanahmet'te dilenip Yeni Cami'de sadaka vermek" denir.
Bu insanlar, ithal meyve alırken, sanayimizin daha kaliteli ürünleri yerine ithal mallarını evlerine götürürken, milyonlarca işsizin hakkını yediklerini, onları rejim düşmanlarının kucağına ittiklerini öğrenmeli.
Özgürlük ve bağımsızlık, babalarımızdan ve dedelerimizden canlarını talep etmişti. Bizden sadece vicdanlı ve biraz da özverili olmayı talep ediyor.
Bu kadarını veremezsek, iktidarın cesareti yeterli olmayabilir!
Çok sanıklı suç
Artık yakınmayı bırakıp talep etmeyi, mücadele etmeyi ve hak etmeyi öğrenmek zorundayız.
Bugünkü manşetimiz yalnız acı vermiyor, açıklarımızı da ele veriyor.
Halkalı Doğa İlköğretim Okulu'nun servis aracı, aynı şoförün yönetiminde 1,5 yıl arayla iki çocuğu öldürmüş..
Adaletsizlikten yakınıyoruz. Haklıyız da.. Çünkü şoför birinci "cinayet"ten 1,5 milyon lira ödeyerek kurtulmuş, ikinci "cinayet"ten sonra 3 ay yatıp tekrar çıkmış.
Şimdi isyan ediyoruz. Edelim, meclisi yeni ceza yasasının çıkması için sıkıştıralım. Ama vicdanımızın emrini yerine getirirken aklımızın sesine de kulak verelim:
Bu şoförün birinci "cinayet"inden sonra çocukları aynı adama emanet eden okul yönetimi suçsuz mu?
Çocuklarını taşıyan şoförün katil olduğunu bile bile veya ilgisizlik yüzünden haberdar olmayarak duruma müdahale etmeyen ve ikinci felaketi hazırlayan anne-babalar kusursuz mu?
Unutmayalım: Kanunlar yalnız ceza verir, suçu, kazayı önlemez.
Kazasız, belasız yaşamanın önlemini almaktan hepimiz sorumluyuz!