|
|
'Masal kent' uyanıyor
Yeni kimlikli başka bir Beyrut yükseliyor. Savaştan ders alan Müslüman ve Hıristiyanlar'ın omuz omuza yaşadığı, bir milyon nüfuslu bir Beyrut...
İsrail'in yıllardır işgal altında tuttuğu Güney Lübnan'daki tampon bölgeden çekilmesi, Lübnanlı'nın yüreğini yepyeni bir sevinçle doldurdu. Artık Güney Lübnan'dan gelen Hizbullah gerillaları ile İsrail askerleri arasındaki çatışma haberleri, faili meçhul cinayetler ya da Hizbullah karşıtı terörist organizasyonların marifetleri, savaş sonrası yeniden kanatlanan Beyrut'taki olumlu havayı bulandırmayacak. Ve bu güzel şehir bir kez daha Akdeniz'in incisi olabilecek. İstanbul'dan sadece bir saat kırkbeş dakikalık bir uçak yolculuğu ile Beyrut'a varabiliyorsunuz. Ve masal alemi başlıyor.
PARİS GÜNLERİ
Öğrencilik yıllarımda Beyrut "Ortadoğu'nun Paris'i"ydi. Üstelik denize kıyısı da olan, kumarhanesi ve gece hayatı ile ünlü bu şehri, Paris'e tercih edenler hiç de az değildi. Moda, şıklık, eğlence, para deyince akla gelen yerlerin arasında Beyrut da sıralanırdı.
Bir yandan Lübnan'ın serbest ekonomi ve döviz sistemi, altın esasına bağlı istikrarlı parası, banka hesaplarının gizliliğini koruyan yasaları ve çekici faiz oranları bu şehri Arap zenginlerinin bankacılık merkezi haline getirirken, öte yandan burası yabancı bankaların ve firmaların Arap dünyasına açılabildikleri ideal bir üs olmuştu. 20 yılı aşkın bir süre, serbest liman bölgesiyle Ortadoğu'nun en büyük antreposu Beyrut'tu. Tabii casuslar da burada fink atıyordu.
Ve sonra yıkıcı bir iç savaş şehrin üzerine kara bir kâbus gibi çöktü. Hıristiyanlar'la Müslümanlar'ın dengede olduğu bölgenin bu tek ülkesi, 1975 yılından sonra kana bulandı. Beyrut'un birbirinden ünlü otelleri, güzel binaları kalbura çevrildi, delik deşik oldu. Kıbrıs'ın yeşil hattı gibi bir hatla şehir ikiye bölündü. Dile kolay, tamı tamına 16 yıl ateş altında kalan bu şehir ve bu şehrin neredeyse her ferdi, askerleşen halkı her şeye rağmen direncini, yaşama gücünü kaybetmedi.
"AH O LÜBNAN YEMEKLERİ"
Yüzde 86'lık bir okur yazarlık oranı ile Arap dünyasının bu konudaki rekoruna sahip 3 buçuk milyon nüfuslu Lübnan ve Lübnanlı, anlaşılan pek karamsarlığa kapılmamış. Yüzde 70'i Müslüman, yüzde 30'u Hıristiyan olan bu çoğulcu toplumun geçmişten gelen ehli keyif tabiatı zor şartlar altında bile devam edebilmiş. İşte bu ruh, savaşın sona erdiği 1991 yılından bu yana kaybettiği yılların acısını çıkartırcasına süratle Lübnan'ı toparlıyor, yeniden inşa ediyor ve kalkındırıyor.
Her lokantada birbirinden lezzetli yiyecekler... O mezeler... Başta humus olmak üzere fatuş, tabule, kebbe, çavarma ve babaganuşun tadına bir türlü doyamıyorum. Uçurtma büyüklüğünde kağıt inceliğindeki ekmekler. Dürümler, balıklar... Lübnan yemekleri Türk damak tadına çok uygun ve yakın. Beyrut'ta yediğim tahin, limon ve sarmısaklı babaganuş, bizim patlıcan salatasından daha bir lezzetli geldi bana... Kebbe içli köftemizle, çavarma da dönerimizle yarışır. Bulgur, domates, maydanoz ve soğanla yapılan tabule ile humus zaten buranın spesiyaliteleri. Salatalık, domates, semizotu, yeşilbiber, soğan, sarmısak, sirke, az limon, sumak ve zeytinyağı ile yapılan fatuş ise rakipsiz bir salata. Bir de içinde fıstık ve bademler yüzen üzüm ve hurma suyu... Bizim limonata veya vişne suyu gibi çok yaygın... Sokaklarda satılıyor. Bir dolara... Adı "Jallab..."
Gece hayatını sevenler için burası cennet... İnsanlar eğlenmesini biliyor. Çünkü Lübnanlılar'ın 'eğlence geni' var. Herkes müzisyen, herkes şarkıcı ve herkes dansöz burada...
Bir kavşakta nöbete katılan tanklara rastlıyorum. Delik deşik binaların birinin yanında sıralanmış 4-5 tank... Tankların resmini çekmek yasak. Lübnan'da hâlâ 25 bin Suriye askeri bulunuyor. Beyrut'un ana caddelerinde devlet büyüğü olarak Hafız Esad'ın boy boy resimleri asılı. Lübnan biri İsrail diğeri Suriye olan iki komşusunun arasında sıkışmış gibi duruyor haritada... Bu ülkenin tam huzura kavuşması, bu iki ülkenin ve Ortadoğu'nun barışına bağlı...
FÜSUN MUTLU
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|