Hiç öyle şey olur mu?" diyeceğinizi biliyorum. Ancak, siz yine de yazımızı bir okuyun ve ona göre karar verin.
Konumuz işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan giderler ve maliyet unsurlarıının bir kısmının gider kabul edilmeyişiyle ilgili. Daha açık bir anlatımla, kredi kullanan 100 birim faiz ödeyen bir işletme, "gider kısıtlaması" nedeniyle, ödediği faizin örneğin 20 birimini gider yazamıyor. Olay işletmeler açısından, özellikle tutar yükseldikçe büyük önem taşıyor.
Gider kısıtlaması, hem gelir vergisi hem de kurumlar vergisi mükellefleri için sözkonusu (GVK Md. 41/8 ve KVK Md. 15/13). Yasaya göre; dönem sonu stoklarını "son giren ilk çıkar (LİFO)" yöntemine göre değerleyen veya amortismana tabi iktisadi kıymetlerini "yeniden değerlemeye tabi tutan" mükellefler, gider kısıtlamasına tabi oluyor. Yani giderlerinin bir kısmını, defterlerine "indirilecek gider" olarak yazamıyor. Bundan dolayı da, daha çok vergi ödüyor.
1- Yeniden değerleme oranı, aynı dönem için Merkez Bankası'ndan alınan yıllık ortalama faizi kredi faizi oranına bölünüyor.
2- Bulunan oranın yüzde 25'i "gider kısıtlaması oranı" kabul ediliyor.
Buna göre bulunan oranlar, örneğin;
* 1996 yılı için 66.7 x % 5 = yüzde 16.6
* 1997 yılı için 80.2 x % 5 = yüzde 20
* 1998 yılı için 75.2 x % 5 = yüzde 18.8
* 1999 yılı için 46.1 x % 5 = yüzde 11.5'dir.
* 2000 yılı oranı şu anda belli değil. Ancak, yaklaşık bir tahmin yapabiliriz. Yeniden değerleme oranı yüzde 40, MB. yıllık ortalama *icari kredi faizini de yine yüzde 40 olarak tahmin ediyoruz.
* Buna göre yaptığımız oranlama sonucu, 2000 yılı gider kısıtlaması oranı;
100 x % 5 = yüzde 25 oluyor.
Görüldüğü gibi, işletmelerin gider yazamayacakları faiz, komisyon, vade farkı gibi gidenler, toplam giderin; 1999'da yüzde 11.5'i iken, 2000'de yüzde 25'i oluyor.
Daha açık bir anlatımla, 100 milyar lira faiz gideri olan bir işletme;
* 1999 yılında bunun 11 milyar 500 milyon lirasını gider yazamadı.
* 2000 yılında, yine 100 milyar lira faiz gideri varsa, bu kez 25 milyar lirasını gider yazamayacak. Yukarıda belirtilen yüzde 25 oranını, yüzde 100'e kadar artırma konusunda. Bakanlar Kurulu'na yetki verilmiş ancak düşürme konusu ile ilgili olarak yetki verilmemiştir. Bu konuda, yasa değişikliği gerekiyor.
Görüldüğü gibi, faiz uygulamasının düşmesi, işletmelerin aleyhine bir sonuç yaratıyor ve gider yazamayacakları masrafın oranını ve doğal olarak da tutarını artırıyor. Hemen belirtelim 2000 yılı için belirlediğimiz oranlar, TEFE oranları ile MB yıllık ortalama ticari kredi faizi oranlarının gelişme süresine göre yapılan tahmine dayanmaktadır. Bu oranlarda, küçük bazı sapmalar olabileceği kuşkusuz.
Ancak, faiz oranlarının, yeniden değerleme oranının altına düşmesi, işletmelerin aleyhine sonuç yaratmaktadır ki, bu kesindir...
Yukarıdaki çarpıklığın giderilmesi, yasal bir düzenlemeyi gerektiriyor. Bunun için de, zaman geçirmeden bir değişiklik yapılmasında hatta gider kısıtlamasının bütünüyle kaldırılmasında yarar var.