kapat

26.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


Reklamlardaki halk

Çoktandır farkındayım: Bu ülkedeki bazı seçkin ve güçlü kişiler, kendilerini sömürge ülkesinde dolaşan İngiliz subayı gibi görme eğiliminde.

Hani sıcak, pislik ve nemden vıcık vıcık olmuş, her köşesinden yüzlerce çıplak çocuk fışkıran sokaklardan, nikelajları pırıl pırıl yanan otomobiliyle geçen ve köşkünde kendisine beyaz eldivenli yerlilerin hizmet ettiği asil koloni valileri gibi.

Uzun zamandır dikkatimi çeken bu gerçek; son zamanlarda ekranlardan fırlayıp evlerimizin sessizliğine saldıran reklam tiplemeleriyle daha bir belirgin hale geldi.

Bu reklamlarda bilgi çağının internet devrimi ile bu yüksek teknolojiye heveslenen ilkel mi ilkel çığırtkan tipler bir arada gösteriliyor.

Başı bağlı kadın kılığına girmiş bir erkek, etinden et koparılıyormuş gibi çığlıklar atarak bize interneti anlatıyor.

Bir başkasında öğürür gibi konuşan seyyar satıcılar, Türkçeyi katlederek iletişim teknolojisine ısındırmaya çalışıyor bizleri.

Buna benzer bir sürü sahne.

***

Bu reklamların ortak özelliği, dar gelirli Anadolu insanlarını tip olarak seçmeleri.

Aktörlerin canlandırdığı bu tiplemeler çirkin, eğitimsiz, kaba, pis, adi ve ilkel.

Birbirleriyle acaip haykırışlar yoluyla anlaşmaya çalışıyorlar.

Ve reklamlar; bu ilkellikle, çağdaş teknolojik düzeyin bir araya gelişindeki kontrastı vurgulamak için işi iyice abartıyor.

Bu çelişkiden doğan komedi unsurunu kullanıyorlar.

Belki de reklamcılık tekniği açısından bir başarıdır bu.

Çünkü herkesin dikkatini çekiyor ve gördüğünüz gibi biz de köşemizde bundan sözediyoruz.

***

Ama ben bu reklamların bazı kişilerin bilinçaltını (belki de bilincini) yansıttığı kanısındayım.

Seçkinler yaşadıkları bütün mekanları, gittikleri lokantaları, plajlarını halktan ayırdılar.

Halkı, reklamlarda yansıtıldığı gibi görüyorlar.

Yani parya olarak.

İşin tuhafı bu hakarete uğrayan halk, reklamları seviyor. Kendisi de gülüyor.

Kimsenin pek rahatsız olduğu yok.

Peki sana ne oluyor diyeceksiniz!

Benim olur olmaz şeylere üzülme huyumun bir belirtisi olarak kabul edin lütfen.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır