


Magandalığın önlenemeyen yükselişi
Kopenhag'dan bir anı... Galatasaray-Arsenal maçından sonra, stadyumdan çıkmıştık... Yaşar Okuyan ile birlikte, otobüsümüze doğru yürüyorduk.
Okuyan'ın cep telefonu çaldı.
"Karşıdaki" neler söyledi, bilemiyoruz.
Ama Okuyan, birden sinirlendi:
- Manyak mısınız lan siz?
"Karşıdaki" yine bir şeyler söyledi.
Bakan yine sinirlendi, yine bağırdı:
- Siz laftan, sözden anlamaz mısınız?
Telefon kapanınca, sorduk:
- Hayırdır?
Yaşar Okuyan sakinleşmemişti... "Manyak bunlar" diyerek, anlatmaya başladı.
Telefon eden kişi, Bakan'a diyormuş ki:
- Sayın Bakanım... Galatasaray'ın zaferini silah atarak kutluyoruz... Silah sesini size de dinletmek istedik.
Bakan "manyak mısınız" diye çıkışınca, "karşıdan" şu yanıt gelmiş:
- Ama herkes silah atıyor Sayın Bakanım.
***
Demirel'in Güniz Sokak'taki evi dolup dolup taşıyor. Gelenlerin içinde eski Milletvekili, eski Emniyet Genel Müdürü, eski Vali Ünal Erkan da vardı.
Erkan, Güniz Sokak'ta anlattı ki:
- Bizim ev Gaziosmanpaşa'da... Çankaya Köşkü, burnumuzun dibinde... Ve bizim semtte, maçtan sonra, o kadar çok ateş edildi ki?
Demirel sordu:
- Gaziosmanpaşa'da bile mi?
- Evet efendim.
***
Eski Bakan'lardan Köksal Toptan'ın evi ise Çankaya'da.
Çankaya Köşkü'ne... Başbakanlık Konutu'na beş yüz metre.
Anayasa Mahkemesi'ne yüz metre.
Toptan, maç gecesini anlattı:
- Hakemin bitiş düdüğü ile birlikte... Silah atışı bir başladı ki... Sorma... Teksas bile solda sıfır kalır.
***
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile konuşuyorduk.
"Aman silah atmayın diye kendimizi parçalıyoruz" dedi.
Ve ekledi:
- Fakat kime dinletirsin?.. Ara sokaklarda silahı ateşliyor... Sonra... Yakala yakalayabilirsen.
***
Magandalık, holiganizmden farklı bir şey.
İngiltere'de holiganın kim olduğu, ne zaman ne yapmak istediği biliniyor.
Magandalık ise "iç göçün... Sağlıksız kentleşmenin... Gelir dağılımındaki bozukluğun... Hukuksuzluğun... Stresin" yarattığı bir olgu olsa gerek.
Holiganizm, polisiye önlemle, kontrol altına alınabilir.
Magandalık pek öyleye benzemiyor.
***
Almanya'da, Hamburg'un kuzeyinde bir "bölge" var: Steilshop.
Burası altmış bin nüfuslu bir yerleşim yeri.
Yeşil alanı, Hamburg'un diğer bölgelerinde daha az.
Binalar "daha yüksek... Daha sık."
Steilshop'da yapılaşma artınca... Nüfus, altmış binin üzerine çıkınca, beklenmedik bir şey oldu.
Psikolojik sorunlar... Hastalıklar... Stres arttı. Kavgalar... Vurup, kırmalar... Polisiye olaylar başladı.
Ve devlet hemen önlem aldı.
Nüfus, altmış binde donduruldu.
Bazı binalar kamulaştırıldı... Yıkıldı.
Yapay göller... Parklar... Spor sahaları... Yürüyüş alanları yapıldı.
Kişi başına düşen yeşil alan, yüzde 25 artırıldı. Sonunda... Steilshop'a huzur geri geldi.
***
Bilim devreye girmeli ve magandalığa doğru teşhis konulmalı.
Gözlemimiz o ki, magandalığı "bozuk düzen... Yıkılası düzen... Serbest piyasa ekonomisi adı altındaki soygun düzeni" yeşertiyor.
Düzenin bozulması ile magandalığın artışı eşzamanlı... Ve de doğru orantılı.