kapat

26.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


İçişleri Bakanı'na çağrı!..

Kopenhag'da meydana gelen ve alışılmış İngiliz Holiganizminin yanına, bu defa bizimkini de koyan olaylar, Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı için sanki olmamış..

Daha ilk gün İngiliz İçişleri Bakanı "Bu olay soruşturulacak. Sorumlular bulunacak ve Avrupa Şampiyonası için Hollanda ve Belçika'ya seyahat etmeleri yasaklanacaktır" derken, bizde bir ölüm sessizliği var..

İngiliz İçişleri Bakanı niye acele ediyor?..

Çünkü sorumluluk duyusu var, adamın..

Bu işin önünü alamazsa, İngiliz Holiganizmi Avrupa Şampiyonası'nda devam ederse; bir, ülkesinin adına ağır bir leke daha sürülür; iki, İngiliz futbolu geçmişte olduğu gibi hem kulüpler, hem de milli takım bazında ağır cezalar alır; üç, İngiltere'nin başta 2002 Dünya Kupası, tüm büyük spor organizasyonlarındaki adaylıkları suya düşer ve dört.. Hepsinden önemlisi dört.. İngiliz vatandaşlarının burnu kanar..

Peki ayni tehlikeler Türkiye için yok mu?.. Avrupa Şampiyonası 15 gün sonra başlıyor. Türkiye de oynayacak, Belçika ve Hollanda da..

Türk holiganları orada olay çıkarırsa, ya da oraya sadece maç seyretmek için giden masum futbolsever Türk vatandaşları tahriklere kapılır ve olayların göbeğinde yer alırlarsa ne olur?..

Türkiye lekelenmez mi?.. Türk insanının kanı dökülmez mi?..

Peki önleyecek makam neresi?..

İçişleri Bakanlığı tabii..

Ne yapılmış peki bugüne kadar?..

Hiçbir şey!..

Oysa, derhal bir soruşturma açılması, derhal Kopenhag olaylarında tahrikçi ya da tetikçi olarak rol alanların belirlenmesi ve bunların Avrupa Şampiyonası'nı izlemeleri, Hollanda ve Belçika polisleri ile işbirliği yaparak önlenmesi gerekirdi..

Bu soruşturma deneyimli müfettişler için zor değil. Hemen herkes tur şirketleri ile gitti. Gidenlerin, adları, adresleri, telefonları belli.. Bir araştırma, tahrikçileri ortaya çıkarır.

Televizyoncuların elinde bulunan, yayınlanmış, ya da yayınlanmamış görüntüler de tetikçileri..

Mesela Reha Muhtar otelin lobisinde bağıra bağıra "Cebimde bir İngilizi bıçaklayan Türkün görüntüsü var. Yayınlamadım" dedi. Bu görüntüyü polise teslim edebilir.

Reha dedim de..

Bütün Kopenhag Türklerin tahrik edilerek İngilizlere saldırtıldığını söylüyordu. Tahrikleri, olay çıkmasını reyting olarak gören televizyoncular yapmıştı. Ağızdan ağıza dolaşan isimler, Reha Muhtar ve Sadettin Teksoy'du.

Bu söylentilerin yoğunlaşması ve dönüşte artarak devam etmesi, Reha'yı da rahatsız etmiş olmalı ki, cuma gecesi haber bültenini "Hakkımızda ağır ithamlar var. Bunlara pazartesi günü belgeleri ile yanıt vereceğim" dedi.

Ama söz verdiği yanıt, pazartesi haberlerinde yoktu. Buna karşılık NTV'de benim sözlerim vardı:

"Olayları Reha Muhtar ekibinin tahrik ettiği söyleniyor. Derhal bir soruşturma açılmalı. Eğer içimizde reyting uğruna kan isteyenler varsa, onları teşhir edelim ve aramızdan temizleyelim, ama yoksa, arkadaşlarımızın alınlarına sürülmek istenen kara leke de orada kalmasın" dedim.

Beklentim, Reha'nın cesaret ve güvenle ortaya çıkıp "Hıncal haklı. Bu soruşturma açılsın. Bu iftira temizlensin" demesiydi.

Tam tersini yaptı. Çok çirkin şekilde bana saldırdı. Adeta suçluların telaşı içindeydi.

Reha hakkında söylenenlere Kopenhag'da inanmamıştım.. Ama söz verdiği halde, pazartesi gecesi ilan ettiği yayını yapmaması, onu temize çıkaracak soruşturma istemimi de "İftira, miftira" çığlıkları ile gürültüye getirmeye çalışmasını, hele konu ile hiç ilgisi olmayan benimle ilgili komik kişisel yayınlar yapmaya kalkışması, şimdi bana "Acaba" dedirtiyor..

Ne korkuyorsun Reha?..
İşte Avrupa Şampiyonası'nda Türkiye ve Türk insanını bekleyen ciddi tehlike ve tehditleri dikkate alarak Sadettin Tantan'dan soruşturma istiyorum ben.. Yüreğin yetiyorsa, sen de istesene!..

Eskiler "Şuyuu, vukuundan beterdir" demişler. Her kapının ardında senin adın fısıldanıyor Reha!..

Adının temize çıkması, senin kadar beni de sevindirir.

Çünkü ayni mesleğin insanlarıyız..

Çünkü, herkesten iyi sen bilir ve inkar edemezsin ki, seni dost olarak hep önde tuttum, televizyoncu olarak da hep savundum.

Ben kapalı kapılar ardında lekelenen adının gün ışığında gerçeklerin ortaya çıkmasıyla, temizlenmesi savaşı yapıyorum. Sen kuru gürültüler içinde bana sövüyorsun.

Şaşırmadım. Bu seninle benim, gazetecilikteki üslup farkımız zaten.

Kop mu,

Top mu?..

Galatasaray'ın UEFA Şampiyonu oluşunu haber veren gazete başlıkları içinde en hoşuma giden iki tanesini yazmıştım dün.. Daha doğrusu.. Yazmıştım da.. Biri Star'ın "Cup-tık" manşeti idi..

Kupayı İngilizlerden kapmıştık. Cup, İngilizcede "Kupa" anlamına geliyordu. Okunuşu "Kap"tı.. Manşet "Kaptık" diye okunuyordu.

Star, iki hece, altı harfle, kupayı İngilizlerden kaptığımızı anlatmıştı.

Bu tamam..

İkinci sevdiğim manşet Yeni Binyıl'da idi..

Manşet "Topenhagen Kriterleri" idi.. Avrupa Birliğinin ünlü Kopenhagen Kritelerine gönderme yapan manşet, Türkiye'nin, Kopenhag'da, top sayesinde Avrupa Kriterlerini aştığını veriyordu.

Bunu da yazdım. Ama siz okuyamadınız. Çünkü, benim iyilik meleklerim var ya.. Yazılarımın benden sonra kontrollerini yapan..

"Hıncal Ağbi dalga geçmiş, ya da atlamış.. 'Topenhagen' yazmış. Oysa bunun doğrusu 'Kopenhagen' demiş ve düzeltivermiş.

Böylece dünkü yazımı okuyanlar asıl "Hıncal saçmalamış.. 'Kopenhagen kriterleri' başlığının nesi ilginç" demişlerdir, büyük olasılıkla..

İyilik meleklerim, benim o kadar yanlışımı düzeltiyorlar ki, ara sıra böyle amacı aşıyorlar, ne yapalım.. Gene de teşekkürler..

Bunlar nasıl seyahat acentası..

Yasemin ile Can'ın 10'uncu evlilik yıldönümü idi, 2000!..

Yasemin, hani şu İrlandalı çılgın genç var, Michael Flatley, bir de onun "Lord of The Dance" adı verilen ünlü gurubu.. Bayılır. Kasetlerini kimbilir kaç defa seyretti.

Can, 10 yıl için, karısına bu şovu "Canlı" izlemeyi armağan etmeyi aklına koymuş. Kocaya bakın.. İnternete girmiş. Taramış. Lord of The Dance'in yıldönümlerinde Hollanda, Rotterdam'da olduğunu tespit etmiş.

Ammaaa.. İnternette görüntü, biletlerin tümü satılmış.. Bu anda devreye gazetemizin Dış Haberler Müdürü Güney Öztürk girmiş. Rotterdam Temcilcimiz Yalçın Çakır gösteriye bilet bulmuş.

Yasemin nasıl mutluydu, görmeliydiniz.. Bir yanda Hollanda'da, Rotterdam'da bir yıldönümü.. Öte yanda Lord of The Dance'i canlı seyretmek.. Can, sokaklarının başında WTS / World Travel Services / Dünya Gezi Servisleri diye bir seyahat şirketi var, geziyi onlarla organize etmiş. Gezi 13 kişilik bir turla başlamış. Gurubun rehberi yok.. WTS "Rehber size Hollanda'da katılacak" demiş.

Rotterdam hava alanında rehber onları hayli beklettikten sonra gelmiş..

Otelde odalar saat 13.00'te hazır olacağı için, otobüsle şehir turuna çıkmışlar.

Saat 12.00'de tur bitmiş.. Odalar hala hazır değil. Ertesi günün programında yer alan Kanal Turu'nu da o araya almayı teklif etmiş rehber. Kabul etmişler.

Otobüs bunları, yaya gezilecek kanala bırakmış. Rehber "Biz valizleri otele bırakırız" demiş..

Valizler tamam da, insanlar ne olacak?..

Rehber demiş ki..

"Otobüsün de, benim de anlaşmalarımız 12.00'de bitiyor. Bundan sonra başınızın çaresine bakın.."

Pat diye bırakmışlar gurubu, hiç bilmedikleri, tanımadıkları kentte.. Otelin yerini bilen bile yok..

WTS'nin acentası olduğunu söyleyen Sahil ismindeki bey "Program bu kadar, çünkü WTS ile anlaşmamız bu kadar" demiş.

Yasemin anlatıyor:

"Yanımızdaki WTS'nin programını çıkardık, burada '19-23 mayıs gezi programı / rehberlik hizmetleri dahil' yazıyor. Sahil Bey suratımıza bakıyor. Haklı olduğumuzu biliyor, 'Benim işim buraya kadar' diyor. Peki otele nasıl gideceğiz?."

Sahil Bey'in bu soruya cevabını aynen naklediyorum:

"Aaaa sorduğunuz iyi oldu.. Otelin adresi verdikleri listede de yazılı ya, kendi başınıza gidebilirsiniz. Ben de anlatayım, size!" Ve basıp gidiyor Sahil Bey, gurubu yüzüstü bırakıp.. Cep telefonları ile derhal WTS İstanbul bürosu aranıyor..

Yanıt klasik "Biz sizi ararız.."

Ve dört gün boyu kimse aranmıyor tabii..

Taksi tutup otele dönmüşler.. Hollanda'nın Key Tur adlı gezi şirketini aramışlar.. "Bizim acentamız bizi ekti" demişler. Onlarla anlaşmışlar, tabii paralarını ödeyerek.. Ve Key Tur onların Hollanda günlerini harika düzenlemiş..

Şimdi bakın.. Yaz geldi.. Gezi sezonu başladı ve şikayetler de başladı..

Bana tur şirketlerinden gelen her şikayeti yazsam, her gün başka şey yazamam..

Peki TURSAB, yani Türkiye Seyahat Acentaları Birliği ne yapar?..

Efendim tatil zehir, insanların bir daha yerine koyamayacakları zamanları ziyan olmuşken, üstünkörü bir soruşturma ve üstünkörü bir özür ve tazminatla bu rezillik kapanır mı?..

Adı turizm şirketi olan bir takım dolandırıcı ve batakçıların insanları kandırmalarını, tüm seyahat acentalarının adını kötüye çıkarmalarını önlemenin bir yolu yok mu?..

Yok mu, Sayın Başaran Ulusoy?..

Son defa!..

Mum gibi durmayın öyle.. Emel Sayın yarın gece son gece Günay'da.. Benden haber vermesi..

Geçen hafta Hulki Saner Ağabeyle gittik Emoş'a..

Hulki Ağabey.. Yaş seksen..

Benden 20 yaş genç..

Yanlış yazmadım, genç..

Nasıl yaşam dolu!..

Zamanında Emel müzikalleri çekmiş, Emel'e en güzel şarkıları yazmış..

Mum Gibi Durma Öyle de,

Emel için yazıldı zaten..

Nasıl keyiflendik, Hulki Ağabey, Emel, ben.. Şenliğin sonunu kaçırdım gene.. Fedon'u.. Fedon başlarken benim günüm bitiyor, sebeb bu.. Fedon Günay'a "Hıncal Ağabey beni sevmiyor mu" demiş hatta..

Nasıl sevmem..

Sırf bu yüzden hayatımda ilk defa yaz sıcağında Bodrum'a gelecek,

Bodrum Günay'da Fedon'u izleyeceğim. Çünkü

Bodrum'da gece gündüz farkı yok.. Hakkari ile farkı da orda zaten!..

BİZİM DUVAR
Erbakan işaret etmesine rağmen Kutan

zar zor kazandı. Ama Gül'ü yok edemedi.

Eee demek ki Gül'ü sevmeyen de

dikenine katlanacak.

Hakan&Utku

TEBESSÜM
-Chat yapmanın en iyi tarafı nedir?

-Muhabbet ederken ıslık çalabiliyorummmm

SEVDİĞİM LAFLAR
Hayatta hiç bir şey değerinden fazlasına alınmaya değmez

Anonim

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır