Sözü ilk kez belki İlhan Kesici açık açık söyledi ama, siyasetten umudu olanlar heyecanla Sonbahar'ı bekliyorlar. Çünkü beklenti Sonbahar'da bir iktidar değişikliği olacağı yolunda. Bu nedenle de siyasi kulislerde senaryo yazan yazana.
Bugün sizlere bu senaryolardan en çok konuşulanını aktarmak istiyorum.
Herkesin tahmin edeceği gibi bu senaryonun odak noktasında eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel oturuyor.
"Merakla" ne yapacağı beklenen Demirel'in bir süre sessiz kalarak gelişmeleri izleyeceği söyleniyor. Ancak Demirel, tıpkı yasaklı dönemde olduğu gibi "izler gibi görünüp" aslında yapılması gerekenleri koordine edecek.
Demirel'in bir partiye girip fiilen siyasete atılmasını kimse beklemiyor. Demirel'in gözü "kerhen" ayrıldığı Çankaya'ya geri dönmekte. Uzmanları ve yandaşlarıyla bunun formüllerini arıyor.
Hükümetin Eylül ayından itibaren ekonomik ve siyasi açıdan sıkıntıya girmesi bekleniyor. Bu özellikle DYP ve ANAP'ta hareketlenmelere neden olacak.
Her iki partiden ayrılanlar, dışarda heyecanla bekleyen kimi siyaset dışına itilmiş, kimi siyasete hevesli çevrelerde işbirliği yapacak.
Meclis'teki aritmetik dengenin bozulması sonucu iki konu tartışılmaya başlanacak.
Birincisi "başkanlık sistemi" ikincisi ise "erken seçim".
Demirel başkanlık sistemine geçilmesi için bütün siyasi ağırlığını koyacak. Girilen darboğazdan kurtuluş yolunun başkanlık sistemi olduğu konusunda gerek kamuoyu gerekse siyaset çevreleri ikna edilmeye çalışılacak.
Peki Cumhurbaşkanı Ahmet Sezer ne yapacak?
Beklentiler Sezer'in iki yıldan fazla dayanamayacağı yönünde. Sezer'in de başkanlık sistemine yeşil ışık yakacağı ve yerini teslim etmeye yanaşacağı beklentisi hakim. Başkanlık sistemine geçilemezse gündeme erken seçim getirilmek istenecek. Ancak bunun şartlarının oluşturulması biraz zor. Erken seçim için "daha etkili" baskılar gerekiyor.
Siyasette çare de umut da tükenmez. Bu senaryoları üretenler elbette ki temennilerini de dile getiriyorlar, ama işin içinde Demirel faktörü olunca insan ister istemez bu tür oyunların oynanacağını bekliyor.
* Ağrı'dan sonra Muğla nasıl?
- Burası benim ilk gözağrım.
* Neden?
- İlk kaymakamlık yıllarım burada geçti. 72'de Köyceğiz'deydim.
* Sonra?
- Ardından 83'te Marmaris Kaymakamlığım var.
* Yeniden eski bölgeye dönmek nasıl bir duygu?
- Kaymakamlığım sırasında sınırlı yetkilerim vardı, artık durum çok değişti.
* Ne yapacaksınız?
- Anlayışı değiştirmeye çalışıyorum. Öncelikle herkes kendini suçlu görmeli.
* Nasıl?
- Yani işin esprisi bu tabii, herkesin topu birbirine atmasını, sorumluluktan kaçmasını istemiyorum.
* Biraz açalım?
- Kimse şu nedenle iş yapamadım dememeli, suçu önce kendinde aramalı, örneğin ben vali olarak suç bende diyorum, kaymakamlar, diğer idari yöneticiler, turizimciler, otelciler, lokantacılar da böyle demeli.
* O zaman ne olacak?
- Sorumluluklar paylaşılınca sorunun üzerine yürüyebileceğiz, kimse kaçmayacak, gönüllü olarak hizmetin içinde olacak.
* Şu ana kadar neler yapıldı.
- Sürekli geziyorum ve toplantılar yapıyorum.
* Bu gezme ve toplantılar hep yapılır değil mi?
- Bu kez öyle değil, her toplantıdan bir karar çıkıyor.
* Ne gibi kararlar alındı örneğin?
- Burayı bir laboratuvar gibi görüyorum. Örneğin İspanya modelini uygulamaya koyduk.
*Nedir İspanya modeli?
-Marmaris'i pilot bölge seçip bir fon kurduk. Turizmden pay alan herkes bu fona para koyuyor.
* Para ile ne yapılıyor?
- Para nerede toplandıysa oraya harcanıyor.
* Karşı çıkan olmadı mı?
- Oluyor tabii ama, sonucunu görünce herkes daha çok kazanmaya başladığını anlıyor.
* Yani halkın katılımı mı oldu?
- Evet, herkes çok heyecanlı, sivil toplum kuruluşlarını da biraraya getirdik, özel uzmanlık komiteleri var, sorunlar ortaya konuyor ve çözülüyor.
* Çözdüğünüz bir sorun var mı?
- Var, hem de pek çok. Örneğin hanutçuluk yüzünden artık kimse kazıklanmıyor.
* Nedir bu hanutçuluk?
- Bazı kişiler turistleri toplayıp bir mağazaya götürüyor, yüksek fiyatla mal aldırıp komisyon kapıyor.
* Ne yaptınız onlara?
- Tabii bunu yapmak suç değil ama turizme olumsuz etkisi oluyordu. Bir içtihad oluşturduk. Hanutçuluğu büyük ölçüde ortadan kaldırdık.
* Peki denetlemeler yapılabiliyor mu?
- Turizmden pay alanların ve sivil toplum kuruluşlarının katkısıyla denetlemeler çok rahat yapılıyor ve sonuç alınıyor.
- Bu yıl turizm nasıl?
- Geçen yıl Apo ve deprem nedeniyle çok olumsuz geçti. Şimdi canlanma var, 98 yılını yakalayabileceğiz gibi görünüyor.
* 98 iyi yıl mıydı?
- Çok değil ama 99'dan farklıydı, asıl hedefimiz 2001.
* Nasıl bir hedef çizdiniz?
- Burada sadece oteller değil hizmet veren her yer 5 yıldızlı olacak, deniz temizliği bile.
* Umutlusunuz yani?
- Evet, hem de çok, çünkü halkın katılımı var. Özel bir sistemle kaliteyi yükseltiyoruz.
* Hangi sistem?
- Hizmet kuruluşlarına puan sistemi getirdik. Bütün standartlar kontrol edilecek ve sonunda bunlara uyduğuna dair belge verilecek. Hani şu denizi temiz olan yerlere mavi bayrak çekilmesi gibi.
* Belgeyi alamayanlar?
- Orasını bilemem, en azından prestiji sarsılacak, ya ayak uyduracak ya da gidecek, burada kaliteli ve iyi olan ayakta kalacak.
* Göcek'e askeri tesis yapılmasına ne diyorsunuz?
- Henüz benim önüme gelmedi.
* Size gelmesi mi gerek?
- Elbette, bu tür tahsislerde valiliğin düşüncesi sorulur.
*Sizin görüşünüze uyulur mu?
- Evet, çünkü en önemli mercii burası.
* Önünüze gelince ne yapacaksınız?
- Henüz gelmedi.
* Görüşünüz ne olur?
- Bilemem, ama hoş bir konu değil.
* Nasıl hoş değil?
- Dünyanın en güzel yat turizmi bölgesinde askeri kamp tipi pek doğru olmaz.