kapat

23.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )


Bu para verilmemeli...

Galatarasay büyük iş başardı...

Avrupa şampiyonu oldu...

Türkiye'ye inanılmaz bir sevinç ve gurur yaşattı...

Şimdi erkan-ı devlet, Cimbom'a 50 milyon dolar para verilmesinin yollarını tartışıyor...

Buna tamamen karşıyım...

Neden karşı olduğumu da anlatayım:

Bir kere 50 milyon dolar, ödül denilecek kadar küçük bir meblağ değil...

50 milyon dolar, bizimki gibi cep delik cepken delik bir memlekette gerçek bir servettir.

Buna hiçkimse ödül diyemez.

Ödül en fazla 1 milyon dolar olur, iki milyon dolar olur...

İkincisi...

Spor kulüpleri, gelirlerini serbest piyasa şartlarında, başarılarıyla ve yönetimlerinin akıllı projeleriyle elde etmek zorundadır.

Kulüpler, halka dayanmak, ticarete yaslanmak ve serbest ekonomiden beslenmek durumundadır.

Devlete dayanarak olmaz.

Hiçkimse dünya kadar parayı hazineden çıkartıp da, Galatasaray yönetiminin finansal beceriksizliğini örtbas etmeye kalkışamaz...

Üçüncüsü...

Devletin ve bilhassa da siyasetin, hazine parasıyla spora bulaşması doğru bir zihniyet değildir.

Spor'da, "siyasi sulta" yaratır.

Spor'da devletçiliğe davetiye çıkartır...

Kulüplerin üzerine, Ankara'nın gölgesi düşer...

Bugün sevinç içinde kabul edersiniz ama yarın bu yolun işi nereye götüreceğini kestiremezsiniz...

Bu nedenlerle, Galatasaray'a para verilmesine karşıyım...

Cimbom kendi göbeğini kendi kesmek zorundadır.

Böylesi daha sağlıklıdır...

Burnundan kıl aldırmayan yönetimlerin, devlete dayanma kolaycılığını bana kimse kabul ettiremez!..

Benim gibi bir Galatarasay'lıdan şimdiye kadar 100 dolar bağış istemek zahmetine katlanmamışken, üstelik...

Kardak
Ege Ordusu'nun kaldırılması tartışılıyor. Kardak yüzünden neredeyse kapışmanın eşiğine gelenler bizler değildik ki!..

Cartland
Aşk romanlarının ustası Barbara Cartland ölmüş... Biz şimdi fakir oğlan zengin kız aşklarını nerede bulup ağlayacağız?

Kaplıca
Kutan, İnegöl kaplıcalarında stres atmış... Yenilikçilerin yarattığı stres kaplıcayla bile geçmez...

İki kıskançlık
Saz sanatçısı Rahmi Saltuk, Hürriyet'in pazar ilavesinde tam sayfa Zülfü Livaneli'ye yüklenmiş...

İki kıskançlık kabak gibi ortaya çıkmış:

Biri, Rahmi Saltuk'un dışa vurduğu Livaneli kıskançlığı...

Diğeri, Hürriyet'in Saltuk'u kendisine alet ettiği Sabah kıskançlığı...

Tam sayfa karalama... Livaneli'nin hayat ve sanat çizgisine yönelik tek satır ciddi eleştiri yok...

Ortaya konulup tartışılmaya açılmış bir tek yeni konsept yok, yaklaşım yok...

Onu geçelim...

Ama Hürriyet'in, Sabah'ın bir yazarına böylesi bir saldırıya sayfa ayırması, içinden hiç atamadığı Sabah kıskançlığının basit bir delilidir...

Hasetle fesatın sivrisinek vızıltısı ittifakı!..

Bu nasıl oldu?

Altay düştü, İstanbulspor ligde kaldı.

Futbolda benim aklım sahaya çıkıp takır takır oynamaktan başka dümenlere ermez...

O bakımdan Altay'ın son fırsatı iyi kullanmasını, ligde kalmak istiyorsa Antalyaspor'u yenmesini beklerdim.

Bu becerilmemişse, gerisi laf-ügüzaftır.

Ama UEFA şampiyonu Galatasaray'ın İstanbulspor ile berabere kalmasını da anlamakta güçlük çekiyorum.

Kuşkulananlar o kadar çok ki!..

Bu beraberlikte Cem Uzan'ın parmağı var mı, diye...

Dilerim ki böyle bir rezalet ve skandal olmasın...

En başta Galatasaray'a bunu yakıştırmam...

Ama yaygın bir kuşkuyu dile getirmeden de yapamam...

Bekleyip anlayacağız...

Ölüm skandalları
Karadeniz'deki facia ile çalkalanıyor ülkemiz...

İnsanlarımız denizde boğulan 40 kişinin ardından gözyaşları döküyor...

O insanları denize gömen şey, ölüm sandalları değil...

"Ölüm skandalları"dır.

Türkiye'nin bitmek bilmez ölüm skandalları...

Aklım, hafızam, hafsalam almıyor...

İçimi kara kara bulutlar kaplıyor...

Neden bu kadar kolay ve çabuk ölüyoruz?..

Yarabbim, ne zaman vazgeçeceğiz ölmekten?..

Hem de eğlenirken, hem de sevinç, mutluluk ve huşu içinde iken ölmekten?..

Söyleyecek söz bulamıyorum...

Bıktım, usandım artık!..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır