


Sanal gündem... Gerçek gündem...
Türkiye Büyük Millet Meclisi bugün saat 15.00'te toplanacak... Meclis'in gündeminde 170 kanun tasarı ve teklifi bekliyor.
Örneğin...
Bazı Fonların Tasfiyesi ile ilgili tasarı.
Orman Kanunu'nda değişiklik tasarısı.
Yargıtay Yasası değişikliği.
Danıştay Yasası değişikliği.
Tarım Reform Yasası değişikliği.
Hayvan Hakları Yasası.
Öğrenci Affı.
Ve daha pek çoğu.
Ancak TBMM bugün bunların hiçbirini görüşemeyecek.
Ya yarın?
Görüşeceğini sanmıyoruz.
Zira Meclis'in önünde çok önemli bir başka iş (!) var:
RTÜK'e üye seçimi.
Partiler aday gösterecek.
Meclis de seçecek.
Böyle sakat bir sistem olur mu?
Sakatlığı Başbakan bile kabul ettiğine... Yüksek sesle söylediğine göre...
Kim düzeltecek?
Ve gündemdeki 170 tasarıya, teklife... Ülkenin temel sorunlarına ne zaman sıra gelecek?
***
Siyaset kurumu, ülkenin önüne bir vizyon koyamazsa...
Büyük projeleri gündeme getiremezse...
Kamuoyu "sanal gündemle" oyalanır.
"Cumhurbaşkanı bir yerden, başka yere nasıl gitsin?.. Kırmızı ışıkta dursun mu, durmasın mı" gibi konularla.
Milenyumun konusu bu mu olmalı?
Batı, bu çeşit işleri çoktan çözdü.
Örneğin Almanya'da Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın, İçişleri Bakanı'nın helikopteri var.
Helikopterde ne trafik sorunu yaşanıyor, ne de kırmızı ışık.
Ve konvoylu... Korumalı gidişlerden çok daha ucuz.
***
Nerede, Yerel Yönetim Yasası?
Nerede, Af Yasası?
Nerede, Kamu Bankalarının Özelleştirilmesi?
Nerede, Siyasi Ahlak Yasası?
Bunları sihirli bir el... Ya da müneccim mi çözecek?
***
Osmanlı'nın son dönemlerinde Abdülmecit, Alman Şansölyesi'ne bir mektup yollamıştı:
- Siz her geçen gün ilerlerken, biz geriliyoruz... Lütfen en iyi müneccimlerinizden ikisini bize gönderin... Biz de ilerleyelim.
Yıllar geçti aradan.
Biz hâlâ "bir müneccim gelse de... Bizi dertlerimizden kurtarıverse" beklemesindeyiz.
***
Almanya, İkinci Dünya Savaşı'ndan yorgun...
Moralsiz...
Ekonomisi sarsılmış şekilde çıkmıştı.
"Bir olay" Almanya'yı kendine getirdi.
1954'te, Bern'de yapılan karşılaşmada, Almanya, savaştan sonra ilk kez Dünya Futbol Şampiyonu oldu.
Alman gazeteleri "Varız... Tekrar varız" diye manşetler attılar. (Wir Sind Wieder Wer)
O şampiyonluk Almanya için dönüm noktası oldu.
1955'te göç almaya başladı.
İtalya'dan... Sonra Türkiye'den...
İspanya'dan, Portekiz'den, Yunanistan'dan...
Ve yine "güçlü Almanya" oldu.
Geçen hafta da Türkiye büyük bir olay yaşadı.
Galatasaray, UEFA kupasını aldı.
Bu zafer, Almanya misali, bizi kendimize getirebilse... Bizim dönüm noktamız olabilse...
Ve sanal gündemleri elimizin tersiyle itip...
Demokrasiye... Çağdaşlığa... Büyük projelere yelken açabilsek.