kapat

23.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
NECATİ DOĞRU(ndogru@sabah.com.tr )


İki yıl da bitti!

Hayata dönelim. Neler oluyor görelim. Örneğin 1998 yılında başlatılan Sekiz Yıllık Eğitim Reformu'yla hedef koymuşlardı. Sınıflar 30 öğrenciye indirilecekti.

Okulsuz bölge kalmayacaktı.

Bütün okullarda bilgisayar laboratuvarı kurulacaktı. Çocuklar en az bir yabancı dili öğrenmeye başlayacak, ikinci yabancı dili öğrenebilmeleri için de altyapı hazırlanıyor olacaktı. Öğretmen açığı sorunu da çözülecekti. Okulların tümünde toplantı ve spor salonları, atölyeler kurulacaktı.

Bu yıl da bitiyor...

İki yıl da bitmiş olacak...

Elde var fiyasko...

Şu anda yurdun en ileri kentlerinde bile sınıf başına düşen öğrenci sayısı 70'in altına inmiş değil. İstanbul'da yine sınıflar ortalama 77, Adana'da 75 öğrenciyle eğitim yapmayı bu yıl da sürdürdüler.

Bir tek öğretmen...

Ve 77 öğrenci...

***

Bu öğretmen, yüksek pedagojik beceri, çelikten bir sinir sistemi, deha küpü bir zekâ ve süper kalitede eğitim becerisiyle donatılmış olsa ne yazar? Bir öğretmen, 77 öğrencinin doldurduğu bir sınıfta, 45 dakika süren bir derste, yoklama yapmak, "sus otur" demekten başka ne yapabilir?

İki yıl da bitti...

Bilgisayara geçilmedi.

Yabancı dil eğitimi başlamadı.

Spor salonları açılmadı.

Laboratuvarlar da kurulmadı.

Miskince bir vurdumduymazlık.

Çürümüş bir sistemle girilmişti yeni ders yılına ve o çürümüş sistemle çıkılıyor ders yılından. Ders yılı başında yüzbinlerce veli, çocuğunu okuduğu okuldan alıp ismi iyiye çıkan okullara yatay geçiş yaptırabilmek için torpil peşinde koşmaya devam etmişti, gelecek yıl da yüzbinlerce veli yine aynı işi yapacak. Yine okullar, "Bir mühür, bir müdür sistemi" ile yönetiliyor.

Yine müdürler, okulların yakacak, temizlik, güvenlik sorunlarıyla birlikte öğrenci velilerinden yardım dilenerek boş öğretmen kadrosunu doldurma çabası içinde.

Yine öğretmen reformu yok.

Niçin yok?"

***

523 bin kişilik öğretmen ve bakanlık personeli, memuru, müfettişi, müstahdemiyle birlikte sayıları Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki asker sayısına yaklaşan eğitim ordusu için kaliteli insan yetiştirecek bir yeni yapıya atlama projesi yine yok. Belki de öğretmenleri, Ankara'nın tayin etmesi, maaşlandırması ve görevlendirmesi genel sisteminden çıkaracak ve veliler ile belediye yerel sistemine bırakacak bir yeni sisteme geçmek gerekiyor.

***

İki yıl da bitti...

Reform tartışılmadı bile...

Tartışılsa; belki de öğretmen maaşlarının verime bağlanmasını savunanlar bile çıkacaktır. Belki de o zaman öğretmen açığı olan illerin velileri-valileri-belediyeleri oturup, bölgelerinde öğretmen maaşını artırarak en kaliteli eğitimcileri okullarına çekmeyi deneyecekler, böylece ülke ölçüsünde yarış başlayacak. Ve şu anda yaşanan bir bölgede öğretmen fazlası, diğer bölgede öğretmen açığı çarpıklığı da kendiliğinden ortadan kalkacak. Belki de, yeni mezun 2-3 yıllık öğretmenlerin askere alınmaları üzerine öğrencilerin çok zor duruma düştüğü gündeme gelecek ve Genelkurmay'ın buna bir çözüm bulması talebi yükselecek.

İki yıl geçti...

Öğretmen reformu niçin yok?

***

Cumartesi günü Cumhuriyet'in Bilim Teknik Eki'nde Bilim Merkezi Başkanı Dr. Ersin Arıoğlu ile yapılmış bir röportaj vardı. Ersin Arıoğlu, çok çarpıcı rakamlar sergiliyordu: Türkiye'de çalışan 28 milyon kişinin ancak yüzde 7'si yüksek okul, yüzde 20'si lise ve meslek okul mezunu. Bugün ilkokula başlayan her 100 çocuktan ancak 12'si üniversiteye gidebiliyor.

Ana amaç ne olmalı?

Fırsat eşitliği olmalı değil mi?

Eğitimde fırsat eşitliği...

Şu rakamlara bakın:

Bugün ülkemizde yaklaşık 12.5 milyon öğrenci temel ve orta eğitim görmektedir. Bu ögrencilerin yüzde 98.6'sı devlet okullarına yüzde 1.4'ü özel okullara gidiyor. Türkiye'de yaklaşık 28 milyon çocuk yaşıyor. Bu çocukların 10 milyonu yoksul, 3 milyonu ise yoksulluk sınırının altında. Türkiye'de 725 bin çocuk hiç bir eğitim, öğretim olanağından yararlanmıyor. Her 100 çocuktan 21'i okuma yazma bilmiyor. 20 bin çocuk ise sokakta yaşıyor.

İki yıl da bitti...

Ezberci eğitimden çıkamadık.

Öğrencinin seveceği okullar, öğrencinin yeteneğini keşfetmesine yardımcı olacak öğretmen kadrosu ve öğrencinin bilgi işlemeyi öğrenebileceği yeni eğitim sistemi için ne yapmalıyız diye soran yok.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır