Gazetelerde Demirel ile Çiller'in yanyana resimleri...
"Baba-kız" muhabbetleri...
Çiller'den "emrinizdeyim" ayakları...
Baba'dan, siyasi nükteler, gülücükler...
Karışmak gibi olmasın, Allah muhabbetinizi artırsın ama neler döndüğünü söyleyin de biz de neşelenelim...
Baba'ya soralım:
Türk siyasetine ihsan eyledikleri bu hanımefendi, sırf kişisel hırsı için Erbakan'ı başbakanlığa taşıyıp da, bütün millete yürek çarpıntısı yaşatmadı mı?..
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıfatıyla Erbakan'ın gidip Libya çöllerinde Albay Kaddafi'den fırça yemesinde, bu hanımefendinin hiç rolü olmadı mı?..
Ve aynı hanımefendi, hala içerde yatan Selçuk Parsadan'a örtülüden 5 milyarı toka edip etmediğinin hesabını verdi de mi, şimdi güle oynaya bu neşeli muhabetlere girişiyorlar?
Diyeceksiniz ki...
Eee, Demirel de "verdimse ben verdim" dememiş miydi?..
O zaman, tencere yuvarlanıp yeniden kapağını buluyorsa veya bulacaksa, ben de buna şiddetle itiraz ediyorum...
Müthiş rahatsız oldum...
"Aydın" dediğin zaten budur, "tuhaf etkinlikler" yapmazsa duramaz, iki eli kanda olsa yetişir, aksi halde "aydın olamadığı" hissine kapılır, yataklara düşer...
Düşünceye Özgürlük kitabı etrafında olanlar da aynı türden davranışlar...
DGM savcısı, 9.5 yıl isteyince bazıları, "Biz o kitabı okumadan imzalamıştık. Afedersiniz!" deyip çark ettiler.
Türk insanının zihinsel potansiyeli ve yaklaşımları onun sayesinde büyük bir dönüşüme uğramasaydı...
Onun girişin, yapın, arkanızdayım demesiyle, ülkenin her yanı yeşil sahalarla kaplanmasaydı...
Özel televizyonlar sayesinde, insanlarımız, dünya futbolunu ve futbolun ne çekici bir sektör olduğunu görmeselerdi...
Dünya devlerinin oyunlarını, maharetlerini ve çalışmalarını izlemeselerdi...
Böyle bir başarı gelir miydi acaba?..
Hiç sanmıyorum ve bu hakkı Özal'a teslim ediyorum...
Bu yönerge saygısızlıktır
Cumhurbaşkanı Ahmet Sezer, gazetelere bir yönerge göndermiş ve demiş ki:
"Resmi törenlere, erkek gazeteciler takım elbise, kravat; bayan gazeteciler ise döpiyes veya pantolon ceket ile katılacaklar."
Bence bu işte ciddi bir tuhaflık var...
Önce meseleyi koyalım:
Zevatın belirli bir üslupla yer aldığı toplantıya katılan gazetecinin de o üsluba özen göstermesi gerekir.
Meselâ, herkesin smokinle katıldığı bir resepsiyona, gazetecinin de smokin ile katılması en azından "şık" bir davranıştır.
Nasıl, pikniğe smokin ile gitmek uygun değilse, resmi bir toplantıya da eşofmanla katılmak saçmadır, abestir.
Ukalalık ve hatta küstahlıktır.
Ama seçeceği kıyafeti, gazetecinin saygınlığına ve anlayışına bırakmak esastır.
Bir ülkenin gazetecisine, "ne giyeceğini hatırlatmak" en azından o mesleğe saygısızlıktır.
Gazetecinin, nerede ne giyileceğini bilecek yetenekte olması beklenir.
Patavatsız yapan olursa, kendisine bunu hatırlatmanın bir çok yolu vardır.
Bir gazeteci, nerede ne giyeceğini bilmiyorsa zaten gazeteci değil, hokkabazdır.
Ama ülkenin en yüksek makamı, gazetecilere "sakın hokkabazlık yapmayın" diye yönerge gönderemez.