kapat

21.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Çin'e giderken

Siz bu yazıyı okuduğunuzda ben yaklaşık çeyrek asırlık bir gecikmeyle, "hayatımın seyahatini" yapıyor olacağım...

Çin'e gidiyorum! Eski yoldaşların ülkesine... Bundan bir ay kadar önce, Pekin Büyükelçiliğimizden arayıp da Sinhua Haber Ajansı'nın birkaç gazeteciyle birlikte beni Pekin'e davet etmek istediğini söylediklerinde, derin bir ahh çektim içimden... Bu davet yirmi beş yıl önce olacaktı ki, siz o zaman görün bendeki heyecanı...

Telefonu kapadım. 1971-72 yıllarına gittim...

***

Kadınlar koğuşundayız. Bir ranzanın tepesine tünemiş dört kişi... Üçü, içimizde en iyi İngilizce bilenler... Ortamızda küçücük bir radyo. Üç kişi ellerinde kalem kağıt alesta bekliyor. Benim elimde incecik uzun bir sopa... Çıt çıkmıyor. Uzun cızırtılardan sonra Pekin Radyosu'nu buluyoruz. Saat tamam, haberler başlıyor. Bülteni okuyan kadın spikerin ağzından çıkan ilk kelimeyle birlikte ben önümdeki kafalardan birine hafifçe vuruyorum. Sonra eşit aralıklarla diğerlerinin kafalarına... Kafasına dokunduğum kişi, dokunduğum anda not almaya başlıyor, işitebildiği kadar yazıyor. Sonra tekrar kendi kafasına vurulmasını bekliyor...

Haberler bitiyor, cümle parçaları birleştirilip tam metin elde ediliyor, Türkçe'ye çevriliyor, çoğaltılıyor, hem Kadınlar Koğuşu'na hem de Mamak'a servis yapılıyor...

***

İşte biz hapishanede ideolojik gıdamızı böyle sağlıyorduk. Pekin Radyosu, kapatıldığımız o dört duvar arasında yön duygumuzu kaybetmemek için sarıldığımız en değerli pusulaydı. Eğer o yayınlar olmasaydı, biz iki gün önceye kadar Mao'nun halefi sandığımız Lin Biao'nun nasıl olup da uçak kazasının hemen ardından "Amerikan emperyalizminin ve revizyonizmin beşinci kolu" oluverdiğini kendi kendimize nasıl izah edecektik!!..

Düne kadar en kararlı devrimci zannetiğimiz Dörtlü Çete'nin ne kadar hain olduğunu ve ne suçlar işlediğini nereden bilecektik!!..

***

Şimdi beni oraya çağırıyorlar. O cızırtılı sesin geldiği yere gidiyorum.

Ben ki, ihaneti Brutüs'le değil, Çankay Şek'le tanıdım. Yıllarca tek bir kıvılcımın bütün bir bozkırı tutuşturmasını bekledim. Hunan köylülerinin durumunu bizim köylülerimizin durumundan daha iyi tanıdım. Uzun Yürüyüşü adım adım izledim. Kültür Devrimi'yle coştum. Üniversite profesörlerinin kaz çobanı yapılışını hayranlıkla izledim. Oysa şimdi, yirmi yıl önce ezbere bildiğim bütün o isimleri, tarihleri, olayları çocukluğumda dinlediğim absürd bir masaldan enstantaneler gibi hatırlıyorum.

Flu, kopuk kopuk ve fantastik:
Her şeyin bir numarası vardı; sekiz ilke-dokuz kural üç doğru-bir yanlış gibi... Numaralara olan bu düşkünlüklerini hiçbir zaman anlayamadım. Ama bütün o numaraları bir bir aklımda tuttum.

Kızıl orduya talimatlar... Kaldığınız köyün halkına iyi davranın, izinsiz yiyecek almayın, hayvanlarına zarar vermeyin, kızlarına sarkıntılık etmeyin... Bir de "köyden ayrılırken kapıları yerine takın" diyordu ya, bu emri bir türlü anlayamamıştım, belki gidince sorarım...

Sonra o muhteşem talimat: Karargahı bombalayın... Adam kendi partisini bombalatıyordu. Bunun ne büyük bir devrimci radikalizm olduğunu düşünüp hayranlık duydum. Basit bir klik savaşı olduğunu ise yıllar sonra anladım...

Ve kutsal bir vecize gibi aklıma kazınmış olan o cümle: "Pasaklı bir kadının uzun ve uzun olduğu kadar da kirli ayak sargıları gibi."

Mao bu benzetmeyi, uzun ve anlaşılmaz cümleler için kullanmıştı.

Dörtlü Çete'lerle Lin Biao'larla, kısa talimatlar ve uzun mu uzun tasvirlerle dolu o uzun mu uzun hikayeyi adım adım izlediğim o uzun mu uzun yılları en güzel anlatan deyiş sanırım hâlâ bu: "Pasaklı bir kadının uzun ve uzun olduğu kadar da kirli ayak sargıları."

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır