kapat

21.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ASAF SAVAŞ AKAT(aakat@sabah.com.tr )


Cari işlemler dengesinde bozulma

Galatasaray Kulübünü ve camiasını UEFA kupası için kutlayarak başlamak istiyorum. Başarıların devamını diliyorum. Mallorca galibiyetinden sonra, 26 Mart'ta "Takım Oyunu" adlı yazımda Galatasaray'a iktisatçı gözlükleri ile bakmıştım. Yeniden okudum. Ekleyecek bir şey bulamadım.

Bu hafta Ocak-Şubat ayları ödemeler bilançosu yayınlandı. 2000'in ilk iki ayında ithalatta hızlı bir artış yaşandığını biliyorduk. Dış ticaret açığı artınca, cari işlemler dengesinde de ciddi bir bozulma bekliyorduk.

Sayılarda bir sürpriz yok. Cari işlemler dengesinde 1999'un aynı dönemindeki 1 milyar dolar fazla, bu yıl 1.5 milyar dolar açığa dönüşmüş. Toplam 2.5 milyar dolarlık bir bozulma söz konusu.

Ayrıntılara bakıyoruz. Geçen yıl iki aylık dış ticaret açığı 0.5 milyar dolarken, bu yıl 2.4 milyar dolara yükselmiş. Demek ki, 2.5 milyar doların 1.9 milyar doları doğrudan mal ticaretinden kaynaklanmış.

Onun da gerisinde ithalatın canlanması yatıyor. Bavul ticareti dahil ihracatımızı sadece 0.2 milyar dolar arttırabilmişiz. İthalat ise 2.1 milyar dolar artmış. Aradaki fark 1.9 milyar dolar.

Geri kalan 0.6 milyar dolar hizmet ihracatı ve işçi dövizlerindeki gerilemeden kaynaklanıyor. Turizm gelirleri biraz kıpırdayarak 50 milyon dolar yükselmiş. Buna karşılık diğer gelirlerde 0.5 milyar dolar düşüş var. Euronun değer kaybı yüzünden işçi dövizleri de azalmış.

BOZULMANIN NEDENLERİ
Bütün iktisatçılar 2000 yılında cari işlemler dengesi açığının büyümesini bekliyorlardı. Nedenlerini daha önce de yazdık. En önemlisi ekonominin tekrar canlanmaya başlamasıdır. Onun da gerisinde faizlerdeki büyük düşüş var.

Ben bu durumdan çok memnunum. 1998 ve 1999 yıllarında Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu yüksek reel faizler ve talep yetersizliği idi. Geçen yıl döviz bolluğuna rağmen GSMH'nın yüzde 6.4 küçüldüğünü unutmayalım.

Dolayısı ile, enflasyonla mücadele programının başarısı için iç talebin tekrar canlanması hayati önem taşıyordu. Ek talep piyasaları hareketlendirip ekonominin çarklarını çevirecekti. Üretim ve ithalatın artması vergi hasılatını yükselerek kamu açığını küçültecekti. Faiz tekrar düşecekti. Talep tekrar canlanacaktı.

Buna "fazilet dairesi" adını takmıştık. Hatta, IMF'nin zorlaması ile maliye politikasının fazla sıkılmasının talepteki canlanmayı engellemesinden korktuğumuzu dile getirmiştik.

Bu manzaraya döviz kuru çapası nedeni ile TL'nin değer kazanmasını ekleyin. Orada ek bir sorun var. Kur hesabında kullanılar "1 dolar artı 0.77 euro" döviz sepeti AB ile gümrük birliği gerçeğini yansıtmıyor. Euro değer kaybedince, TL'deki gerçek değer kazanma sepetin hesapladığından daha yüksek oluyor.

Demek ki, bir yandan talep artışı, diğer yandan TL'nin değer kazanması, nihayet petrol fiyatının neredeyse üç katına çıkması, hepsi döviz giderlerini arttırıcı etki yapıyorlar.

Son bir husus daha var. 2000'de turizm gelirlerinin tekrar 1998 yılı düzeyine ulaşacağı öngörülüyor. Ancak, bunun cari işlemler dengesine olumlu etkisi daha sonra, sonbahar ve kışa doğru hissedilecek.

GİDİŞAT TEHLİKELİ Mİ?
Herkesin aklındaki soruyu hemen soralım. Dövizde bir sorun ihtimali var mı? Tereddüzsüz "hayır" diyoruz. Merkez Bankası ve mali sistemde 35 milyar dolar döviz rezervi mevcut.

Vatandaşın cebinde ve kasasında 15 milyar dolar nakit döviz olduğunu tahmin ediyoruz. Örneğin bu yıl rekor kırıp 6 milyar dolar cari işlemler açığı versek, eldeki dövizlerle 8 yıl idare edebiliriz.

Üstelik, yeni döviz girişleri de hızlanacaktır. GSM'den 2.5 milyar doların büyük bölümü dışarıdan gelecek. Başka Turkcell, şirketlerimiz yurt dışında hisse satacaklar. Dünya Bankası ve IMF'den birkaç milyar dolar kredi alınacak.

Demek ki, dış açıktan korkmak için hiç bir neden yok. Tam tersine, dış açığı ekonominin tekrar sağlığına kavuşmasının işareti olarak kabul edebiliriz. Yukarıda da söyledim. Bu sayılar beni sevindirdi. Sizi de sevindirmeliÉ

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır