


Pazar kahvesi...
Galatasaray kutlamalarını abartılı ve bıktırıcı bulanlar var.
Diyorlar ki:
- Yeter artık.
Hayır, yetmez.
Başarıyı, öbür dallara, yâni, siyasete, ticarete, yargı'ya, bilim'e, ekonomiye, müziğe, roman'a, şiir'e, her tarafa taşımak isteyen bir toplumun bu ortak heyecanını çok görmeyin.
Sirayet diye bir kelime vardır. Bulaşıcı, o'nun tam karşılığı değil bence...
Çünkü çirkinliklerin bulaşması başka, güzelliklerin sirayet etmesi başka.
*
Nasıl ki futbolda şampiyon bir Türkiye, tıpkı o'nun gibi sanayide, tarımda, turizmde, ihracatta da şampiyon bir Türkiye.
Neyimiz eksik?
- Avrupa'nın en iyi müzisyeni...
- Avrupa'nın en iyi ressamı...
- Avrupa'nın en iyi romancısı...
Hayır yetmez.
- Avrupa'nın en iyi fabrikası, en iyi bankası, çarşısı, en iyi oteli... en iyi lokantası.
Bunlara belki de sahibiz... Eminim ki sahibiz. Ama öne çıkaramıyoruz...
Neden?
İşte G.Saray, bize bunları çağrışım ettirdi... yüreğimize bu heyecanı yerleştirdi.
Artık kalite yarışı başlamıştır.
Zamanlama harika.
Tam Avrupa Birliği'ne çeyrek kala...
Elbette.
Avrupa'nın en iyi berberi, en iyi terzisi, en iyi kuyumcusu...
Bütün mesele bu.
Avrupa'nın en iyi doktoru, mühendisi, mimarı...
Bizde neler var.
Öne çıkaramıyoruz.
İşte Galatasaray bize bu hevesi verdi, anlamıyor musunuz?
Ne o? Bıktınız mı?
Artık yeter mi diyorsunuz?
Demeyin.
Çünkü yetmez.
Coşku, daha da artmalı.
*
Tabii, meseleyi sömürenler de var.
Hayatında bir baltaya sap olamamış başarısızlar, şimdi Demirel'e nasıl ki başımıza geç baba, bizi kurtar diye asılıyorlarsa, alkış toplamak için son çareyi G.Saray Bayrağı'na sarılmakta bulan basit ve seviyesiz şarkıcılar da var.
Sümüklü kızlar.
..........
Öyle şey olmaz...
G.Saray coşkunluğuna katılabilme hakkını kazanabilmek bile, hayatta biraz gayret ister... Biraz çalışkanlık, biraz disiplin, hiç değilse iyi niyet ister.
Trafik kurallarına uymayan sarhoş sürücü, boşuna G.Saray'ı alkışlamasın.
Dersini çalışmayan serkeş öğrenci, boşuna G.Saraylıyım diye övünmesin.
Mahallesinin çukurlarını örtemeyen tembel Belediyeci boşuna cim bom diye yırtınmasın.
Önce işini yapacaksın. Güzel yapacaksın. Doğru yapacaksın... Önce işini... Mesleğini...
İşte, G.Saray'ın verdiği ders budur.
*
Siz halâ ne diyorsunuz?
- Artık sıktı mı? Coşkunluklar yeter mi?
Hayır yetmez.
Ama ille de yeter diyorsanız, pekâla... susalım.
Bir şartla... Herkes kapısının önünü temizlemeye başlayacaksa...
Evet... O'nun bunun sırtından geçinmek yok artık... G.Sarayı alkışlamaya hak kazanmak lâzım.