kapat

21.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Değişik bir Cumhurbaşkanı..

Ahmet Necdet Sezer hakkında çok az şey yazdım.. İddia edenlerin fevkalade hoşlandıklarının aksine, bilmediğim şeylerden bahsetmemeye büyük önem gösteririm..

Geçen yıl bir sabah bir nutuk söylediği, ve bu yıl bir akşam üstü adı aniden Bülent Bey'in aklına geliverdiği için, bugün gökten zembille inen bir Cumhurbaşkanımız var..

Şimdi İstiklal Caddesi'nde, Kızılay'da, çıksın yürüsün.. "Aaaa. Bak Cumhurbaşkanımız" diyeceklerin sayısı 10 kişiyi geçmez..

Kafasının hem içi, hem dışı ile bu kadar az tanınan bir Cumhurbaşkanımız ilk defa oluyor..

Sezer'i, bu yüzden seçildikten sonraki davranışları içinde değerlendirmeye çalışıyorum..

İnanın karmaşık duygular içindeyim..

Çankaya'dan "Savulun Demirel geliyor" diye inmiyor mesela.. O yola çıkınca, Ankara'nın tüm trafiği, akşama kadar düzelmez bir arap saçının içine düşmüyor..

Kırmızı ışıkta durulmasını istiyor hatta..

Bu çok hoşuma gidiyor..

Yedi yıldır, Cumhurbaşkanı'nın gittiği hiçbir yere gitmeyeye özen gösterdim. "Sayın Cumhurbaşkanının himayelerinde.." diye gelen tüm davetiyeleri çöpe attım.. Kesilen yollar, yollara yığılan binlerce polis yüzünden gidiş ve gelişin işkenceye dönüşeceğini bildiğimden..

Demirel'in adı "Baba" idi sadece.. Ben şaşaaya bu kadar meraklı, gösteriş uğruna evlatlarını bu kadar ezen bir Baba görmedim ki hayatımda..

Mazeret de hazır.. Demirel istemiyormuş da, etrafı yapıyormuş..

Yan cebimeydi.. İşte Sezer, nasıl engelledi bu etraf yalakalığını, daha birinci gününde..

Şimdi, bu hoşuma gitti de, yemin töreninde Meclis'e frakla gelmeyişini yadırgadım.. Fazla mı gelenekçiyim?..

Gelenekler bir bozuldu mu, bunun sonu neye varır, onun mu korkusundayım..

Yadırgadım..

19 Mayıs Şeref Tribünü'nde kendisi ve eşi için konmuş ötekilerden farklı koltukları kaldırtmasını da yadırgadım..

Bu kadarı da "Tersine" bir gösteriş merakı mı acaba?..

Cumhurbaşkanı, ülkeyi, cumhurbaşkanı ulusu temsil eder.. Ulus bu bilinç içinde olduğundan, Cumhurbaşkanı'nın görkemli olmasını yürekten ister..

Göklerde uçan Cumhurbaşkanı'nın özel uçağı onu rahatsız etmez, tam tersine gurur verir..

Bu ülke insanının ruhunda "Pembe İncili Kaftan belirtisi" yer etmiştir.

Tüm servetini bir kaftana yatıran, bu kaftanı da Acem Şahı önünde ayağının altına serdikten sonra, bırakıp giden o Türk elçisidir, her bir Türk, iş ülkeyi, iş ulusu temsile gelince..

Amerikan Başkanı'nın lüksünü, refahını kendi Cumhurbaşkanı'ndan esirgemez.. Fazlasını ister hatta..

Süleyman Demirel bir ifrattı eskilerin deyimi ile.. Ahmet Necdet Sezer bir tefrit olarak ortaya çıkıyor..

Şunun bir "Orta" yolu yok mu, Allah aşkına?..

Yaşam!..

Scotty'yi hatırlıyor musunuz?.. Tek TRT'li zamanlarda bir Uzay Yolu vardı, ortalığı kasıp kavuran.. Scotty, Kaptan Kirk'ün baş yardımcılarındandı..

11 Nisan'da Scotty'yi oynayan James Doohan ve karısı Wende, üçüncü çocuklarını bağırlarına bastılar. 3.5 kilo ağırlığında, 50 santim boyunda fevkalade sıhhatli ve şirin bir bebekti bu.. Adını Sarah koydular..

"Bu üçüncü çocuğum" dedi, James.. "Ama ilk defa doğum odasındaydım, bu defa.. Dünyada, kendi bebeğinin kainata göz açışını izlemek kadar muhteşem bir deneyim yokmuş meğer.. 9 ay o anı bekledim. Şimdi Sarah kucağımda.. Ve ben mutluluktan uçuyorum.."

Eski bir dizinin unutulmuş bir oyuncusunun baba olmasını niye bu kadar detaylı yazdığımı merak eden çıkabilir..

Scotty, pek çok insanın "Hala hayatta olmak ne güzel" diyeceği bir yaşta..

80!..

Tam seksen yaşında baba oldu Scotty, kendisinden 37 yaş küçük eşinden..

İlk iki oğulları bugün 23 ve 21 yaşında.. James 56, Wende 19 yaşındaydılar, 24 yıl önce evlendiklerinde..

"James hep bir kız isterdi" dedi.. "Sonunda başardık.."

Scotty ve Wende'yi hiç unutmayın istedim.. Hiç unutmayın ki, yaşamı, bitmeden bitirmeyesiniz, sakın!..

Yaşamın sonu yok.. Başı mı?.. Yaşadığınız her yeni gün!..

Pazar Neşesi
Amerika'da koyu dindar dört kadın, bir yandan kahve içiyorlar; bir yandan sohbet ediyorlardı.

Birinci kadın, oğlundan söz açtı; "Benim oğlum rahiptir" dedi. "Bir topluluğa girdiğinde onu gören herkes kendisine 'Peder' der."

İkinci kadın da kendi oğlundan söz etti.

"Benim oğlum ise papazdır" dedi. "Bir topluluğa girdiğinde onu gören herkes kendisine 'Aziz Peder' der."

Üçüncü kadın da oğluyla övündü:

"Benim oğlum ise kardinaldir" dedi. "Bir topluluğa girdiğinde onu gören herkes kendisine 'Yüce Aziz' der."

Üç kadın oğullarıyla övünmelerini bitirdikten sonra, dördüncü kadını dinlemeye hazır olduklarını belirtmek için gözlerini ona diktiler, beklemeye başladılar. Fakat dördüncü kadın konuşmuyor, büyük bir keyifle kahvesini yudumluyordu...

İlk üç kadın bir ağızdan sordular:

"Ya senin oğlun?" dediler. "Sen de söz etsene oğlundan..."

Dördüncü kadın, kahvesinden son yudumunu da aldıktan sonra ağır ağır konuşarak oğlunu anlatmaya başladı:

"Benim oğlum 1.95 boyunda, dalgalı siyah saçlı, yeşil gözlü, geniş omuzlu, atletik yapılı, son derece şık giyinen ve 29 yaşında olmasına karşın çok zengin bir kişidir" dedi. "Bir topluluğa girdiğinde onu gören tüm kadınlar birbirlerinin kulaklarına eğilirler ve 'Aman Tanrım' derler".

EĞER
..sizi kaçırsalar.. kaçıranlar şahsi eşyalarınızdan sadece bir tekini almanıza izin verseler, hangisini seçerdiniz?.

..ünlü insanlardan birinin babası (Annesi) olmanız mümkün olsaydı, kimi seçerdiniz?.

..sizin yaşadığınız birşeyi çocuklarınızın yaşamasını önlemeniz mümkün olsaydı, bu ne olurdu?..

BİZİM DUVAR
Fasulyeyi eleştirmenlerin beğenmemesi normal. Belli ki "gaz yapıyor".

Hakan&Utku

Dersimiz Coğrafya, konumuz İran!..
Ülkedeki faili meçhul cinayetler bir bir aydınlanırken hepsini altından aynı isim çıkıyor: İran. Gelin o zaman "KATİLya Cumhuriyeti" İran'ı daha yakından tanıyalım.

Başkenti: Başkent Tahran'dır. Tüm dünyayı karıştıracak çorbaya çevirip, adını Tarhana Çorbası koymak en büyük idealleridir.

Resmi Dili: Resim günah sayıldığı için resmi dilleri de yoktur. Ülkede sadece mollalar konuşabildiği için tek dil, mollaların dilidir.

Geçim Kaynakları: İran'ın pek geçinmeye niyeti yoktur, işi gücü hır çıkarmaktır. Yurtdışına rejim, şah ve ajan ihraç ederler. Sürekli kara çarşaf ürettikleri için tekstil ve çamaşır tozu sanayii gelişmemiştir.

Nüfusu: Nüfus sayımı için ne zaman "Çarşaftan Çıkma Yasağı" konsa ya iç karışıklık, ya bir devrim ya da bir savaş olduğu için nüfusları tam olarak belirlenememektedir.

Dini: Kendilerini "İslam Cumhuriyeti" ilan ederler, ama bütün komşuları ile kapışıp Papaz olduklarından "Yoksa bunlar hristiyan mı" merakı uyandırırlar.

Para Birimi: Riyaldır. Ama dış ilişkilerde riyayı kullanmayı tercih ederler.

Yönetim Şekli: Ülkede zengin "Şah Damarları" bulunmasına rağmen ülke "Ağır ol da molla desinler" felsefesine dayalı "MOLLARşi"yle yönetilmektedir,

İklimi: Zaman zaman Mason Rüzgarları esip milletin gözüne kum kaçırsa da "Mollasal İklim" hüküm sürmektedir. Ülkede yağış az olduğu için ülkenin su ihtiyacı komşu ülkelerde terörist faaliyetler düzenleyip düşmanlığın da suyunu çıkararak karşılanmaktadır.

Edebiyat: Ülkenin yetiştirdiği en önemli yazarlardan biri Salman Rüşti olup, Rüşti yazdığı "Şeytan Ayetleri" adlı kitap nedeniyle Fenerbahçe kalecisi Rüştü gibi linç edilmek istenmiştir. "Şeytan diyor ki kaç git buralardan" diyen Rüşti çareyi şeytana uyup kaçmakta bulmuştur. Ülkede sürekli devrim olup birileri devrildiğinden edebi metinlerde devrik cümle kullanımı oldukça yaygındır.

Başlıca özellikleri: En meşhur kişisi RafsanCANİ ve Ayetullah Humeyni olup Humeyni İran'dan ayrı yaşadığı yıllarda Bursa'da Acemler adlı bir semtte yaşamıştır. İster inanın ister inanmayın.

En çok kullanılan atasözü: "Devir kötü MOLLA rejimi"dir. "Komşu komşunun külüne muhtaçtır" sözünü de çok severler. Bu yüzden bilhassa Türkiye'yi yakıp komşu külü ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadırlar.

Aydınlardan nefret ederler. Aydın komşu ülkelerde bile olsa hayatı karartılmalıdır. Ülkemizde en sevmedikleri il Aydın'dır. Aydın'a roket saldırısı düzenlemeyi bile düşünmektedirler.

Ülkemizde bir tek İran'ın Türkiyeli dostları adlı bir grubu çok severler. Onlar da bu sevgiyi karşılıksız bırakmayıp, aydınlanan tüm cinayetlerin altından çıkan İran parmağını "yargısız infaz yapmayın" diyerek savunur, parmağı saklamak için sokacak delik ararlar.

İran Mustafa ve Kemal adlarından nedense nefret eder. Ama Mustafa Sandal'a gene de sempatileri vardır. Mustafa'nın en sevdikleri parçası ise "I'm the Bombacı"dır.

hakanutku&hotmail.com

Çifter, çifter!..

Galatasaray zafer yolunda iki Alman (Herta, Dortmund), iki İtalyan (Milan, Bologna), iki İngiliz (Leeds, Arsenal) devirdi. Sanmayın ki Mallorca tek İspanyol kalacak!..

İkinci İspanyol, 25 Ağustos'ta, Monaco'da sırasını bekliyor.. Ya Real olacak, ya da Valancia!..

Kader, Avrupa'nın yazısını çifter çifter yazmış bir kere!..

SEVDİĞİM LAFLAR
Kendini yönet, dünyayı

yönetecek gücü bulursun.

Ploto

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır