kapat

21.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
NECATİ DOĞRU(ndogru@sabah.com.tr )


Koltuk!

Eskortların önden hışımlı ışıklar saçarak cadde boşalttığı, korumaların arkadan lacivert koyu bir devlet kibiri savurarak izlediği makam otomobili, kırmızı ışığa gelince halktan biriymiş gibi durmuştu. Yeşil ışık yanınca geçmişti.

Yeşil ışık yetmişti.

Mevki; sinsi aynadır.

Gösterir, eleverir.

Mevki, insanın iyiliğini de kötülüğünü de, kimliğini de, kibiri ile kendini beğenmişliğini de gösterir.

İnsan niçin mevki ister?

Havada uçarken, karada yürürken, denizde giderken özel kotukları olsun diye mi ister? Yeni Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, özel koltuğu eliyle itiverdi. Yüzyıllardır süren devlet protokolünü değiştiriverdi. 19 Mayıs törenleri sırasında; en önde duran, onu öbürlerinden ayıran yüksekçe ve görkemli koltuğu; "Mevki kapmak ne denli güç olursa olsun, o mevkiye layık olmak daha büyük güçtür..." dercesine değiştirdi. Başbakan Ecevit, yardımcıları ve diğerleriyle birlikte aynı boy koltuk istedi, ona oturdu. Aynı çizgiye çekiliverdi.

***

Bir ekolü bitiriyor.

İnsan dünyanın en pahalı, en görkemli, en ayrıcaklı koltuğuna bile otursa ancak kıçıyla oturur demeye getiriyor.

Halktan yüksek değilim.

Kibirli...

Kendini beğenmiş...

Hırs sahibi..

İhtiras düşkünü...

Rekabetçi değilim...

Halkla beraberim...

Diye uyarı veriyor.

Türkiye, "Devlete, kaba kuvvete, güce, servete tapan insanların ülkesidir...Halka ne kadar tepeden bakarsan o kadar sevilirsin, sayılırsın, korkulursun..." diye yerleştirilmiş, kökleştirilmiş, vidalanmış ekolü bitiriyor. Cemil Sena'nın; "Kavakların dikliğine, boylarının uzunluğuna bakıp onları önemli birşey sanmayın. Bütün mevkileriyle kibirli, meyvesiz ve gölgesiz yaratıkların başları bulutlarda sallanır" deyişi gibi davranıyor.

Emreden devlet değil.

Buyuran devlet değil.

Korkutan devlet değil.

Lacivert giyinen...

Mercedes'lere binen...

Özel köşklerde oturan..

Otorite kuran...

Sadece vergi toplayan...

Hesapsız harcayan...

Yandaş kayıran...

Mevki konformizmi sürdüren.

Asker çağıran devlet değil..

Halka hizmet için var olan yeni çağdaş devlet ekolünün izleyicisi olacağı izlenimini veriyor.

***

Ahmet Necdet Sezer, koltuğu itmekle bize şu anlamlı mesajı gönderiyor:

Halk, devlet için değil...

Devlet, halk için vardır.

Yüzyılların özlemi buydu.

Ne ilginç!

Sanki "Devlet kuşu geldi, Ahmet Necdet Sezer'in başına kondu..." gibi bir durum doğmuştu. Neyi var bu bizim yeni Cumhurbaşkanı'nın? Ne öğrenciyken bir talebe cemiyetine girmiş çalışmış. Ne gençliğin başkaldırı protestolarına katılmış. Ne 12 Martlar, 12 Eylül askeri darbeleri olurken karşı çıkmış. Ne görevden alınmış. Bir şehirde hakimlik yaparken bir aileyi barıştırmış. Başkaca yazıya söze gelir bir farklılığı yok. Sonra kariyerinde mevkileri artmış. Anayasa Mahkemesi Başkanı olmuş. Arkaya sessizce sinmiş beklemiş.

Demek ki...

Ekol yıkmak için beklemiş.

İzleyelim, görelim...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır