kapat

21.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


ANAP'a geçmiyorum

Fazilet Partisi Kongresi sonucu sizi mutlu etti mi?

- Cereyan tarzı çok olgundu. Nezaket içinde yapıldı.

* Peki sonuç?

- Ben de oyumu kullandım, sonuçta iki aday yarıştı ve biri kazandı, sonuç tatmin edicidir.

* Abdullah Gül'ün çok oy alması.

- Bu demokrasinin gereği. Önemli olan yarışın olgun geçmesidir.

* Gül'ün çok oy alması partiyi böler mi?

- Bir sorun yaratacağını sanmıyorum. Gül'ün aldığı oylar mevcut yönetim için de bir ışık olur.

* Ama bir huzursuzluk olduğu çok konuşuluyor?

- Huzursuzluk yok, kardeşlik hukuku ortaya çıktı.

* Fazilet'in kapatılması tehlikesi sürüyor mu?

- İhtimal vermiyorum. Türkiye demokratikleşme süreci içinde. Ayrıca Avrupa Birliği yolundayız. Böyle bir ortamda parti kapatmak iyi olmaz.

* Kongre'de Erbakan'ın adının geçmesi delil olabilir mi?

- Bir grup tezahürat yaptı o kadar. Bu partiyi bütünüyle bağlamaz.

* Hukuken farklı düşünülebilir mi?

- Öyle isteyenler olabilir, bu parti içinde elbette Erbakan çok sevilir, bu çok normal.

* Erbakan ayrıca multivizyonda da görünmedi mi?

- Bir şey anlatıyorsunuz, orada bir ismin geçmesi kimseyi rahatsız etmemeli. Ayrıca kongrede Erbakan aleyhine sözler söylenseydi daha mı iyi olurdu?

* Fazilet'ten ayrılıyor musunuz?

- Hayır, burası benim partim.

* ANAP'a geçeceğiniz söyleniyor.

- Ben de duydum, ama bunlar yakıştırma.

* Neden böyle bir yakıştırma olsun?

- Demokratik nezaket ve işbirliği çerçevesinde diğer partileri de ziyaret ediyorum, oradan çıktı.

* Neden ANAP'ın adı çıktı da başkası değil?

- ANAP'a gittiğimde çok sıcak bir karşılama yaptılar. İzzet-i ikramda bulundular. Herhalde ondandır.

* Yılmaz'la konuştuğunuz bu nedenle kadro hareketi bile yaptığınız doğru değil mi?

- Tamamen yakıştırma, belki öyle olsun isteyenler vardır, onlar yayıyorlardır.

* Yani Fazilet'i bırakmanız ve ANAP'a geçmeniz mümkün değil?

- Aynen söylediğiniz gibi.

* Siz eskiden ANAP'lıydınız değil mi?

- Evet, ANAP ilk yuvam. Zaten yakıştırmaların bir kısmı da bu yüzden.

* İstanbul metrosuna ne zaman bineceğiz?

- Çok az kaldı.

* Ne kadar?

- Yaz sonunu planlıyoruz. Okullar açılmadan Taksim Zincirlikuyu hattı çalışmaya başlar.

Haaa siz Türkoooo
Aile dostlarımız Dr. Güliz- İlhan Cever çifti önceki hafta İtalya'daydı. Napoli'de gezerken bir mağazadan alışveriş etmişler, tezgahtar bir ara "Hangi ülkedensiniz?" diye sormuş. Bizimkiler de "Tahmin et" demişler. Tezgahtar Amerika'dan başlayıp Rusya'dan çıkmış ama "Siz Türk'sünüz?" demek aklına gelmemiş. İlhan Cever ipucu olsun diye "İstanbul'dan geldik" demiş, ama tezgahtar belli ki genel kültür özürlüsü, İstanbul'la Türkiye'yi bağdaştıramamış. Cever sonunda "Sen Galatasaray'ı bilir misin?" diye sorunca tezgahtarın yüzü asılmış ve "Haaa Turkoooo" demiş. İstanbul'u bilmeyen ama Galatasaray'ı tanıyan, üstelik çifte kuyruk acılı bir İtalyan. Galatasaray Türkiye tanıtımında çok büyük iş yaptı.

Aşağılık duygusundan kurtulmak
Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı kazanması Türkiye'nin "kabuğunu kırması" açısından çok önemli.

Uzun yıllardır, üzerimize kâbus gibi çöken bir duygu taşırız. Herkesin bize düşman olduğunu, bu nedenle "ağzımızla kuş tutsak" kimseye yaranamayacağımızı söyler dururuz.

Bu tüm toplumu saran garip bir "aşağılık duygusu" gibi gelir bana.

Sporda, bilimde, sanatta, akademik platformda hep hakkımızın yendiğine inanır, en küçük başarısızlıklarda bile sorgulayıp irdelemek yerine derin bir üzüntüye kapılırız.

Bu aslında kolaycı bir yoldur. Her türlü başarısızlığa kılıftır bu aşağılık duygusu. Kamuoyunu kandırmak da çok basittir, zaten herkes bu eziklik duygusu altında kaldığı için bahanelere prim verir.

Güreşte yeniliriz hakemin taraf tuttuğunu savunuruz, oysa bizim güreşçimiz aslanlar gibi çıkmıştır mindere. Boks maçında boksörümüzün rakibini yerden yere vurduğunu sanırız, sonuç açıklanınca da "kendilerinden değiliz diye haksızlık yaptılar" diyerek üzüntümüzü dağlamaya çabalarız.

Avrupa kapılarında süründürülürüz işin içinden "Bunlar Haçlı zihniyeti" deyip sıyrılırız.

Ve hiçbir seferinde "Acaba bizim eksiğimiz nedir?" diye düşünmeyiz.

Türkiye son 15 yıldır ciddi ve hızlı bir değişim içinde. "Bizim eksiğimiz nedir?" diye düşünenlerin sayısı da hızla artıyor. Böyle olunca da yurtçapındaki "aşağılık duygusu" zinciri kırılmaya başlıyor.

Sanatçılarımızın uluslararası başarıları, sporcularımızın dünya platformunda üst sıralara çıkması, bilim adamlarımızın dünyadaki ünlerinin artması üstümüzdeki kara bulutları da dağıtan mutluluk ışıkları gibi parlıyor.

Bundan 10-15 yıl önce bir Türk takımının Avrupa şampiyonu olacağını söyleyene "deli" gözüyle bakılırdı. İnanamazdık, hata inanmak istemezdik. Ama şimdi şampiyon olduk, yetinmiyoruz süper kupayı da istiyoruz. Gelecek yıl finalin iki Türk takımı arasında olmasını arzuluyoruz.

Kabuk kırılıyor. Gelecek günler daha güzel olacak.

Şunu aklımızdan çıkarmamalıyız; iyi bir şey yapıldığında buna kimsenin karşı çıkmaya gücü yetmez. Galatasaray tesadüfen şampiyon olmadı, iyi oynadığı için şampiyon oldu. Buna ne "Haçlı zihniyeti" ne "Türk düşmanlığı" karşı durabilir. Öyle de oldu gördüğünüz gibi. Başka herşeyde de bu böyledir.

Taksiciler
Taksilerden şikayetlerle ilgili dünkü yazı, taksicilerden çok olumlu tepkiler aldı. Taksiciler, bu şikayetlere korsan taksicilerin neden olduğunu söyleyerek sıkıntılarını anlattılar. Önümüzdeki günlerde konuya tekrar döneceğim, çünkü çok çarpıcı gerçekler var.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır