kapat

21.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Gerçeği bilelim

Mumcu suikastını çözmeye yönelik UMUT Operasyonu beklenmedik bir itirafla taşları yerinden oynattı.

Kışlalı suikastında gözcülük yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan Ferhan Özmen, Mumcu, Kışlalı, Üçok ve Aksoy cinayetlerinin bir numaralı suçlusu olduğunu söyledi.

Dediğine göre üç suikastta kullanılan bombaları kendisi yapmış, Aksoy'u öldüren kurşunu da kendisi sıkmıştır.

Kafalar karıştı.. Ferhan Özmen bütün bu cinayetlerin gerçek suçlusu mu, yoksa gerçek suçluları kaybettirmek isteyen bir serdengeçti mi?

Bunu yakında öğreneceğiz..

Verdiği bilgiler şimdilik inandırıcı görünüyor.

Örneğin Mumcu suikastında gözcülük yaptığı belirlenen Yusuf Karakuş, bombayı bir İranlı ajanın koyduğunu söylemişti.

Ferhan Özmen "O bendim.. İranlılar beni Ali kod adıyla çağırır. O gün İranlılar'la Farsça konuştuğum için beni İranlı sanmış olabilir" diyor..

İran bağlantısı konusundaki sözleri de öteki sanıkların ifadelerini doğruluyor:

"İranlılar yabancılara yönelik saldırılarda hedefi bize isimle verirler. Ama diğerlerinde sadece 'laik siyasetçi, laik gazeteci olsun' diye verdiler. O tarife göre saldırı düzenlenecek Türkler'i biz belirledik.."

Tantan yönetimindeki polisin, eğer bir oyun varsa, mümkün olduğu kadar çok faili meçhul dosyasını kapatmak için bu oyunu görmezlikten geleceğine ihtimal vermiyoruz.

Çünkü böyle bir yanlış, devlete karşı oluşmaya başlayan güvenin kaybedilmesine sebep olabilir.

Kamuoyu operasyonu medyanın özel istihbaratından izliyor. Gelişmeler halkı mutlu ediyor ama bu mutluluğun ne kadar haklı sebeplere dayandığından kimse emin değil.

Hükümet, kamuoyunu tatmin edecek bir açıklamayı bu hafta yapmalıdır.

Maraba Televole!
Kopenhag'dan yansıyan şiddet görüntüleri, medyanın şiddet olaylarındaki rolünü tartışma gündemine getirdi.

Yararlı bir tartışmadır. Meslek kuruluşları, bilim çevreleri ve sivil toplum örgütleri gerçeği aramalı ve medyanın şiddete katkısı oluyorsa bunu saptamalıdır.

"Şiddet bulaşıcı bir hastalıktır. Toplumu korumak için bu görüntüler verilmemeli.."

"Şiddet haberdir, gizlenemez.."

Tartışmayı siyah ve beyazdan ibaret iki uç tezin uzlaşmazlığına mahkum etmemek lazım.

Çünkü siyahla beyaz arasında binlerce gri ton var ve gerçek orada yatıyor.

Bizim sorunumuz, mesleğin üst değerleriyle değil, yazık ki temel ilkeleriyle ilgili.

Holigan cehenneminde ölüm tehlikesi geçiren ve halen hastanede yatan gazeteci Aykut Işıklar'ın bir iddiası var. Öncelikle onun çaresini bulmak lazım:

"Ben üzülerek gördüm.. Bizim bazı televizyonların kameramanları İngilizler'e bira ısmarladılar. Bizim Ülkücü çocuklara da 'Haydi bir kapışın da çekelim' dediler.."

Kimse sansürü savunmuyor.

Yapılmaması gereken kışkırtmadır, tezgahtır.

Televole kültürünün bir çok TV'nin ana haber programlarını bile işgal ettiğini herkes görmüyor mu?. Görüyor ve duruyor.

Çünkü rating uğruna kullanıyor!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır