kapat

19.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )


Çiller ve Yılmaz'ın kâbusu!

Siyasete adım attığı günden itibaren her kararı, her icraatı bir olay olan, tarafsız Cumhurbaşkanlığı döneminde bile otoritesiyle siyasi liderlere mum tutturan Süleyman Demirel'in bundan sonra vereceği kararların daha şimdiden birçok siyasetçide karın ağrılarına neden olduğu şüphesiz.

"Demirel aktif siyasete dönecek mi, merkez sağı toparlama misyonunu üstlenecek mi, üstlenmeyecek mi?" Bu soru kendisine de, ona en yakın politikacılardan, siyasi yaşamı boyunca hep omuz omuza olduğu DTP Genel Başkanı İsmet Sezgin'e de televizyon programlarında defalarca soruldu ama cevap alınamadı. Türkiye'deki siyasi tabloyu tamamen değiştirmesi mümkün olan bu ihtimali, gerçeğe en yakın cevabı verebilecek tek isim olan İsmet Sezgin'e bir kez de ben sordum. Sanıyorum söyledikleri en azından "Karın ağrıları"na bir çözüm getirecektir (Belki arttırır, orasını bilemem)..

* Sayın Sezgin sizce Demirel yeni bir parti kurmayı düşünüyor mu?

- Siyaset mutlaka parti genel başkanı olarak yapılmaz. Parti şemsiyeleri Cumhurbaşkanlığı yapmış Süleyman Demirel'e dar gelir. O çok daha büyük bir açıyla, bir siyaset filozofu, bir bilen olarak büyük vizyonu içinde siyasete yön vermekle yerine getirecektir bundan sonraki görevini.

* Net olarak, siyasete dönecek diyebilir miyiz?

- Türkiye'de siyaset büyük ölçüde çıkmazda. Milletvekilleri milletin vekili değiller. Yürütmeyi ele geçiren yasamayı da, neredeyse yargıyı da ele geçiriyor. Bizim Demokrat Parti'de daha çok parti içi demokrasi vardı. Aydın'da Menderes'in istediği adayın seçilmediği, benim seçildiğim dönemler oldu. Bugün böyle bir durum yok. Milletvekillerini liderler seçiyor. Bu sistemle bir yere varılamaz. Şu anda seçim yapılsa ANAP da DYP de barajı aşamayabilir. Türkiye'nin radikal bir siyasi değişime ihtiyacı var. Bunu da ancak güçlü bir öncü yapabilir. Sayın Demirel de bunu görüyor.

* Çiller ve Yılmaz durumu görerek birlikte hareket edemezler mi?

- Onlar tek bir defa birlikte hareket ettiler, birbirlerini aklamada.

* Demirel merkez sağı toplayacak hareketi başlatacak mı sizce?

- Bence DYP ile ANAP'ı birleştirme görevini üstlenecektir. Tavan istemezse de bu hareket tabandan kendiliğinden başlar.

Demek ki Demirel, Güniz Sokağa döndüğü gün "Geçmişte arkamıza düşenler pişman olmadılar" sözünü boşuna söylememiş.

Merkez sağı aynı çatı altında toplamayı başarması Demirel'in bundan önceki siyasi hatalarını da unutturacak bir başarı olur. Ama bunu yapacaksa, kendisini Köşk'ten inerken çıkışından daha görkemli karşılayan halkın tam istediği gibi bir lider olarak, aile fotoğrafında yer alan isimleri onun yanında görmek istemediğini de artık fark ederek yapmalı. Başarısız olmuş siyasetçileri ise yanına bile yaklaştırmamalı.

"Bir bilen"lik bunu gerektiriyor.

Güneşi hedeflemek!
Türkleri küçümseyenlerin "Galatasaray da kim oluyor" diyenlerin lâfını ağzına tıkadık. İstersek, yeterince istersek önümüzde kimsenin duramayacağını gösterdik. Şimdi mesele bunu diğer alanlara yaymak. Bütün sorunlarımızı, eksiklerimizi bir bir gidererek Avrupa ülkeleri arasında bir yıldız gibi parlamak.

Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi "Sorunun bir parçası olmaktansa çözümün üreticisi ol" anlayışından yola çıkarak oluşturduğu gruplarla bankalardan fabrikalara, okullardan kışlalara kadar birçok farklı kuruluşta "Toplam Kalite Yönetimi" felsefesinin yerleşmesini sağlıyor ve Avrupa Kalite Ödülü'ne hazırlanıyor. Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nüket Yetiş çıkardıkları tanıtım kitapçığında amaçlarını "Güneşi hedefledik, ıskalasak bile yıldızların arasındayız" sözüyle açıklamış. İşte konunun özeti bu. Galatasaray'ın yaptığı da buydu; Güneşi hedeflemek ve en azından yıldızların arasına girebilmek.

Trafiğinden, hukukuna, siyasetinden, eğitimine M.Ü. Mühendislik Fakültesi'nin (ve Fatih Terim'in) anlayışını getirebildiğimiz ve Avrupa standartlarını yakaladığımız gün (ki Terim bize bunun doğru sistemle olabileceğini gösterdi) her konuda şampiyonluğun anahtarını ele geçireceğiz.

Olaya bu açıdan bakınca Galatasaray'ın zaferi bana çok daha anlamlı görünüyor.

Film gibi maç!
Bu maç sırasında kalp krizi geçirmedik ya, bundan sonra kalplerimiz konusunda pek korkmaya gerek yok. Her strese dayanırız evelallah. Hele Fatih Terim artık hiç korkmasın, sağlam raporunu garantiledi.

Film gibi maçtı doğrusu; senaryo müthiş, oyuncular rakipsiz, izleyici olağanüstü.. Al Pacino'yla Cameron Diaz'ın şu anda gösterimde olan ve Amerikan futbolundaki ölümüne mücadeleyi anlatan filmini, "Kazanma Hırsı"nı izleyin ve bakın bakalım trilyonlar harcanan Holywood yapımı mı daha gerilimli, bu maç mı? Karşılaşmanın her saniyesi heyecan dozunu giderek arttırmak üzere önceden kurgulansa ancak bu kadar olabilirdi. Hele o, Hakan'ın düşerken sırt üstü gönderdiği top.. Keşke gol olabilseydi, dünya futbol tarihine yazılırdı herhalde.

Bir eksik ve iki sakat oyuncuyla Avrupa Kupası'nın kazanılması tam bir mucizeydi aynı zamanda.

Galatasaray kazanmakla kalmadı dünyaya müstesna bir futbol gecesi yaşattı!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır