kapat

19.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr )


İnancın zaferini yaşıyor ve kutluyoruz...

Çeşitli vesilelerle söylediğim gibi, ben 40 yıllık Fenerbahçeliyim... Ama şimdiye kadar Fenerbahçe için bu tip övücü bir yazı yazmak kısmet olmadı. Ne diyelim inşallah bir gün yazmak nasip olur.

Şimdi gelelim Galatasaray'a... Galatasaray'ın futbol takımı 3-4 senedir yakaladığı başarıların en büyüğünü önceki gece Danimarka'da yaşadı. Daha doğrusu hem yaşadı, hem de 65 milyon Türk insanına da yaşattı. Maç gecesi hepimiz televizyonların karşısına geçmiş, o heyecanı yaşamıştık. Kimilerimiz büyük şehirlerdeki meydanlarda kurulan dev ekranlardan, kimilerimiz çeşitli salonlardan, kimilerimiz ise birahanelerden bu coşkuyu izledik. Bir takım kendini bilmezlerin, çeşitli uyarılara rağmen silahlarına sarılıp, yaptıkları o şapşalca gösteriler hariç her şey dört dörtlüktü... Sarı-kırmızı renklerin ve o renklerle savaşan 11 gencin yürekleri sanki 65 milyon Türkün yüreği ile aynı anda atıyordu. Sanki 11 gencin yüreği 65 milyon Türkün yüreği ile birleşmiş, dev bir yürek olmuş, inançla ve kararlılıkla çalışmış, karşısındaki dünya gücünü alt etmişti.

Benim görüşüme göre, bu bir inanç, sevgi ve birlik-bütünlük anlayışının sonucu idi... Fatih Terim başarıya inanmış bir hoca... Daha takımın başına geldiği ilk günlerden itibaren, aralarında dünyanın en ünlü kurtlarının da bulunduğu futbolcuları nasıl motive edeceğini, onları nasıl yek-vücut hale getirebileceğini, şampiyonluk rotasına nasıl oturtacağını düşünmüş, taşınmış ve hesaplamıştı. Bu hesaplarını gerçekleştirebilmek için yaptığı çalışmalar yönetim tarafından da desteklenince, zaferler peşpeye gelmeye başladı. İşte bir avuç gencin bize kazandırdığı şan ve şeref...

Zaman zaman bize diğer branşlardaki sporcularımız da böyle keyifler yaptırmış, mutluluklar yaşatmıştı. Mesela bir 1948 Olimpiyatlar'ında, Güreş Milli Takımımızın şampiyon oluşunu hiç unutamam... Daha sonra güreşçilerimizin ferdi şampiyonlukları ve geçen yıla kadar Naim Süleymanoğlu'nun ülkemize hediye ettiği Dünya ve Olimpiyat Şampiyonlukları yabana atılacak şeyler değildir. Ama dünyanın gözünün üstünde olduğu futbol oyununda takım halinde bir şampiyonluk çıkarmak çok önemli... İşte Galasaray bu ilk ve çok önemli şampiyonluğu bize hediye etmekle insanlarımızı sevince boğdu. Dolayısıyla maddi ve manevi sıkıntı içinde yaşayan ülke fertlerini bir süre olsun mutlu etti. Bu kolay unutulacak bir başarı değildir. Onun için ben yazımı bitirirken, bize bu mutluluğu yaşatan başta Fatih Terim Hoca olmak üzere, tüm Galatasaraylı futbolcular ve görevlileri canı gönülden kutluyor, bundan sonraki yıllarda da başarılar diliyorum. Darısı Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'ın, Trabzon'un ve diğer spor kulüplerimizin başına olsun.

NOT: Bazı Galatasaraylı fanatik taraftarlara da seslenmek istiyorum; "Lütfen zafer sarhoşluğuna kapılmayın, eşinizi, dostunuzu, akrabalarınızı ve diğer takımların taraftarları olan yakınlarınızı alay ederek taciz edip, rahatsız etmeyin.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır