kapat

19.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
NECATİ DOĞRU(ndogru@sabah.com.tr )


Yürek, parayı yendi!

Aşkla terapi, sevgiyle terapi, şiirle terapi, müzikle terapi, mesajla terapi, kinle terapi, intikamla terapi, dinle terapi, çalışmakla terapi, üretimle terapi ve futbolla terapi...

Terapi: İyileştirme.

Karamsarlıktan kurtulma.

Depresyondan arınma.

Umutsuzluktan sıyrılma.

İyimserliğe kavuşma.

Futbol son yıllarda büyüdükçe şişen tatlı bir emzik gibi oldu. Özellikle en alttakiler; içinde yaşamakta oldukları mutsuzluk, karamsarlık ve hüznün kendileri için kalıcı bir durum olduğuna, sonsuza kadar değişmeden kalacağına inanmış olanlar futbol emziğine yapışır oldular.

Aç dudaklarını...

Al futbol emziğini ağzına.

Em...Em...Rahatla...

Takımın yenerse sen yenmiş gibi sevin. Takımın yenilirse üzülme, bir sonraki maçta yenen sen olabilirsin. Ancak Galatasaray'ın önceki gece Kopenhag'da yakaladığı "Avrupa'nın en iyisi, en büyüğü olma" başarısı, yepyeni bir perspektif yaratıverdi.

Kabuk kırılıverdi...

Biz de birinci olabiliriz!

Önümüzde nice şafaklar var.

Bizim şafaklarımız da...

Hep renkli olabilir.

***

Futbol yazarlarının sergiledikleri rakamlara göre Arsenal takımı toplam 150 milyon dolarlık çok pahalı ve dünyanın en süper oyunucularından kurulmuştu. Galatasaray takımının ise oyunculara ödediği para toplam 25 milyon doları bile bulmuyordu.

Ama kazanan Galatasaray oldu.

Arsenal'da futbol ilahı kabul edilen Hagi gibi en az beş Hagi vardı. Fakat izledik, gördük. Galatasaray, rakibi durdurma kabiliyeti, idare hakimiyeti, hücum sistemi, otomatik sinerji yaratma becerisi, kendi kendini yatıştırma eğitimi, yönetim ve ruh hali denetimi açısından tek beyin, tek vücut, tek yürek olmuştu.

Önceki gece Kopenhag'da:

Yürek, parayı yendi!

Yanlış yapılanmış bir yargı vardı: Türkler, güreş, boks, yüzme türü bireysel sporlarda zaman zaman birinci olabilirler. Ama Türkler, takım oyunu oynayamazlar. Bir olup, 2+2'yi 4 değil, 5 yapamazlar. Sinerji yaratamazlar.

Yanlış kaynamış kemik kırılıverdi... Biz de takım oyunu oynayabiliriz. Ve Avrupa'nın en iyisi olabiliriz.

Galatasaray, 2+2'yi 5 yapıverdi.

***

Kuşkusuz Fatih Terim...

Cesur bir kemik kırıcı...

Yanlış kaynamış yargıları kırıyor. Kalite tutturabiliyor. Seviye yükseltebiliyor. İşini ciddiye almayı aşılayıp oyuncuları profesyonel banda taşıyarak; "Biz de Avrupa takımlarını yenecek kadar iyi oynayabiliriz. Yeter ki, onlar kadar çalışkan, disiplinli, bilimsel ve ahlaklı olalım" özgüvenini takımına aşılayabiliyor.

Fatih Terim'in durumu:

Türkiye'yi özetliyor.

Faruk Bildirici'nin özenle yazdığı portre habere göre, Adana'da yoksul bir ailenin çocuğu olarak yalınayak top oynamaya başladı. Meslek Lisesi'ni başaramadı, 2. sınıftan kovuldu. Şöhret olunca pavyonlarda kız peşinde kavga çıkardı. Gece kulübünde Emmiyet Müdürü'ne kafa atıp burnunu kırdı. Maçlarda hakemlere tükürüp, yumruk attı. Fakat kendisini en iyi anlayan eşi Fulya Terim'le evlenince Türkiye'de başarıyı, birinciliği, yenilmemişliği, uygarlığı, efendiliği, çalışkanlığı, yüksek ahlak ile yüksek bilimselliği arayan derin dip dalgayı keşfediverdi. Manik enerjisini futbol yöneticiliğine yoğunlaştırıverdi.

Yanlış kaynamış kemiği...

Kırıcı oluverdi...

Galatasaray birinci oldu.

Aslında yürek parayı yendi.

Türkiye'de derin dip dalga çalışıyor, Ahmet Nejdet Sezer, Sadettin Tantan, İsmail Cem, dürüst Ecevit, Fatih Terim'ler çıkartmaya devam ediyor.

"Elimden geleni yaptım"
Dün bu köşede; "Sadettin Tantan'a gelinceye kadar tam 10 tane içişleri bakanı: İsmet Sezgin, Mehmet Gazioğlu, Nahit Menteşe, Teoman Ünüsan, Ülkü Güney, Mehmet Ağar, Meral Akşener, Murat Başeskioğlu, Kutlu Aktaş, Cahit Bayar içişleri bakanlığı yaptılar. 170 bin kişilik polis teşkilatını yönettiler. Fakat Sadettin Tantan'ın kısa zamanda elde ettiği başarıyı elde edemediler. Bu 10 eski içişleri bakanının, bu durum karşısında hiç söyleyeceği bir laf yok mu?" diye yazmıştım.

Kutlu Aktaş aradı
"Ben 5 ay içişleri bakanlığında bulundum. Mafyayla çeteyle mücadele ettim. Elimizden bu kadar geldi, onu yaptım. Fakat Sadettin Tantan kadar başarılı olamadım. Bu ülke için nice Tantanlar'ın yetişmesini dilerim" dedi. Diğer 9 eski içişleri bakanından dün hiç bir ses çıkmadı.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır