kapat

19.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Helal olsun!

G.Saray çok büyük bir iş yaptı. Dünyada ileri gelen spor otoriteleri, kulüp başkanları, otursunlar, G.Saray'ın içinde bulunduğu şartları, parasal durumu, içeride ve dışarıda mücadele ettiği cepheyi, bizim dışişleri bakanlığını, yani herşeyi, herşeyi bir inceleseler, hayretler içinde kalırlar ve dudakları uçuklar.

Böyle bir örneğin bir daha olacağını da hiç zannetmiyorum. Sahanın dışında mücadele ettiği bütün olumsuz şartlara paralel, eldeki kadronun mali değeri belli. G.Saraylı bütün yabancı futbolcuları üst üste koyun, Petit'nin veya Bergkamp'ın maliyetinin altında. Ama işte futbolun güzelliği burada. Hiçbir zaman "daha zengin olan daha rahat yaşayan galip gelir" diye bir kanun yok. Arsenal, G.Saray'a göre iyi takım. Ama G.Saray, evvelsi gece hem takımıyla hem de teknik direktörüyle, Arsenal'e göre daha yürekli oynadı. Çünkü açtı, o kupaya ihtiyacı vardı. Kapısının ucuna gelen bu nimeti itemezdi. Onu içeriye çekmek için çok uğraştı. Bir ara Hagi, resmen bu kupayı Arsenal'e vermeye kalktı. Böylesine tecrübeli bir futbolcunun o hareketi yapması, affedilir cinsten değil. Ani bir hareketle atılırsın, tamam. Ama böyle göstere göstere atılırsan, insanın kafasına bin tane soru gelir. Bunun cevabını belki birgün herhalde verir.

Terim, tam oyuncu değiştireceği sırada Hagi atıldı ve aynı Terim maçın, belki de kupanın en önemli kararını çok ani biçimde verdi. Artık golü falan düşünmemeliydi, penaltıya gitmeliydi. Fatih bunların yaparken, Wenger de hâlâ hareket yoktu. O zaman bir düşünüyorum; İki teknik adamın yerlerini değiştirseydik. Arsenal'in futbolcu imkanını Fatih'e verseydik maçı mutlak Terim kazanırdı. Bu, evvelki gece net bir biçimde gözüktü.

G.Saray takımında kötü oynayan futbolcu yoktu. Taffarel, özellikle yan toplar dahil hatasız oynadı. Ümit ve Ergün kusursuzdu. Hakan Şükür yine aynı Hakan ve diğerleri...

Tahmin ediyorum Arsenal camiası hala şoktadır. Çünkü 'G.Saray'ı çok net geçeceğiz' havasındaydılar. Akılları hep Şampiyonlar Ligi'ne katılmaktaydı. Onu başardılar ama her zaman gelmeyecek bu finalde de kupayı kaybettiler.

Sarı-kırmızılılar, bu kupayı Türkiye'ye getirerek F.Bahçe ve Beşiktaş'a çok büyük darbe vurdu. Artık bu kupa rakiplerinin üzerinde, onların alacağı bir kupaya kadar Demokres'in kılıcı gibi duracak. Kurtuluşları yok.

Artık şu bir gerçek; G.Saray yönetimi Fatih Terim'le anlaşmaya mecbur. Eğer Fatih ayrılırsa, Fatih Terim bulutları ileride oynanacak her maçta Ali Sami Yen'in üzerine çökecektir. Ve bu yönetimin de o bulutları dağıtmaya, o zaman gücü yetmez.

Dört yıl önce Fatih Terim'le Avrupa Uluslar Kupası'na gidince, "ona devlet nişanı verelim" demişlerdi. İlk karşı koyan ben oldum. Ama Avrupa Kupası'nı aldıktan sonra şimdi Fatih Terim'e bu nişan verilse, ilk destekleyecek olan da benim. Yüzde yüz de verilmesi gerekir ve kesinlikle verilmesi gerekir. Eğer başarıysa, eldeki somut delil kupadır. Tabii ki futbolcularıyla beraber.

Şenez Erzik'i unutmayın
Bir başka ismi burada yazmadan geçemeyeceğim. Tahmin ediyorum onu kimse, özellikle kamuoyu ortada görmüyor. Ama G.Saray'ın maçlarına gelmesi, tribündeki yerini alması, hem G.Saray, hem milli takım, hem de Türk futbolu için ne kadar önemli olduğunu, Arsenal maçında bir defa daha gördüm ve anladım. Bazıları onun koltuğundan ayrılmasını çok istediler. Ama o bildiği yoldan gitti ve istediklerini yaptı. Kupanın Türkiye'ye gelmesinde de perde arkasındaki payı çok büyüktür. O da Şenes Erzik'tir.

Kopenhag'da çok entresan şeyler yaşadık. İstanbul'daki Leeds maçından itibaren özel televizyon kanallarının spordan hariç bütün birimleri, bu maçlarla ilgilenmeye başladılar. Tamamen habercilik yapıp, kafalarında şeytanlık olmayanları bir kenara koyuyorum. Ama maalesef akıllarında hem hadise, hem olay, hem şiddet ve hem kan olan bazıları, Kopenhag'daki Belediye Meydanı'nı hem mayınladılar hem de tahrik ettiler. Resmen kan istiyorlardı. Onu da başarıyla maçtan bir gece evvel akıttılar ve kameralarına çektirdiler. Ve bütün dünya televizyonlarında yine rezil olduk. Gazetelerin baş sayfası bıçıklanan İngiliz'in resimleriyle doluydu. Helal olsun sizin yaptığınız televizyonculuğa! Başarılı oldunuz! İstediğiniz hedefe vardınız! Şimdi kına yakın!

G.Saray'ın bu büyük başarısına maalesef yine gölge düşürdünüz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bu olaya el atıp, kesin çözümler getirmesi lazım. Kimse perdenin arkasına saklanmasın ve fazla da uyanıklık yapmasın. Lütfen, artık futboldan elinizi-ayağınızı çekin, daha fazla kirletmeyin.

Spor Yazarlari sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır