kapat

19.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Ölüme götüren acı
10 yıldır lösemi olan kızının eriyip gitmesine dayanamayan Neriman Akardaş, kafasına sıktığı tek kurşunla canına kıydı

BİRİCİK kızı, küçük bebeği Gülşah'ın gün günden eriyişini, eli kolu bağlı halde tam "on yıldır" izliyordu. Bir gün yitip gideceğini, kollarının arasında gözlerini kapatıp bir daha açmayacağını bilerek "yaşıyordu" bir ölüden farksızca.

Yedi yaşındaydı Gülşah; bir sabah "endişe içinde" doktora götürdüklerinde... 20 gün içinde iğne ipliğe dönmüştü. Hiçbir şey yemiyor, tarif edemediği ağrılarla acı çekiyordu. Sonra bir sabah; Gülşah tuvalete girdi. Ardından da Neriman Akardaş... Ellerini yıkamak üzere lavaboya doğru yürürken klozete ilişti gözü. Kırmızı lekeler vardı. Eğilip baktı. Anlamaya çalıştı. Neydi bunlar.

İNANMAK İSTEMEDİ
Anlamıştı aslında ama kendine bile itiraf edemiyordu. "Gülşah" diye seslendi içeriye. Yüreği göğsünü delecekmişçesine atıyor, bayılmamak için kendi kendini sakinleştirmeye çalışıyordu. Gülşah minicik bedeniyle sallanarak içeriye girdiğinde korkutmamaya çalışarak, "Gel bebeğim" dedi. "Hadi çamaşırlarını değiştirelim. Kirlenmiştir iyice" diye konuştu kendisine bile yabancı gelen bir sesle.

Korktuğu başına gelmişti. O kan Gülşah'a aitti. Eşini aradı hemen. Tayfur Akardaş sakinleştirmeye çalıştı eşini ama o da korkmuştu. Hemen eve geldi. Gülşah'ı giydirip doktorun yolunu tuttular.

Ertesi gün sonuçları aldıklarında çok uzun, çok meşakkatli, çok yıpratıcı bir yolculuğun başında olduklarını bilmiyorlardı henüz. O gün öğrendiler. Sedimantasyonu, epitel hücrelerini, koli kolonilerini...

Bir iltihaplanma vardı minik kızın bedeninde. Ayrıntılı tahlillerin ardından doktorlar vardıkları sonucu açıkladılar. Lösemi idi Gülşah. Ama çok da fazla korkmaya gerek yoktu. Hastalık erken teşhis edilmişti, daha uzun yıllar yaşayabilirdi Gülşah. Anlayamadılar, tahmin bile edemediler gelecekte neler olabileceğini.

4 AY ÖNCE AĞIRLAŞTI
Hastaneler komşu kapısı olmuştu artık. Bir iyi bir kötüydü Gülşah. Tam her şey bitti Gülşah iyileşti derken, yeniden başlıyorlardı. Sonu gelmez kemoterapi seansları, kan değişimleri, tahliller, torbalar dolusu ilaçlar hiçbir şey, ama hiçbir şey tam olarak sağlığına kavuşturamıyordu küçük kızı. Neriman Akardaş, her sabah hiç aksatmadan, gözünü açar açmaz kızının yatağına koşuyordu. Yüreğinin üzerine başını koyup "hala" yaşayıp yaşamadığını anlamaya çalışıyor, ağzına ayna tutarak düzenli nefes alıp almadığını kontrol ediyordu.

Böyle geçti tam 9 yıl sekiz ay. Sonra dört ay kadar önce ağırlaştı iyiden iyiye Gülşah. Okmeydanı SSK Hastanesi Hematoloji Servisi'ne yatırıldı. Ve Akardaş ailesi yaşamını Okmeydanı-Küçükyalı Hattı'nda yeni baştan kurdu.

O gün kirli birkaç çamaşırı alıp Küçükyalı Galipbey Caddesi, Menekşe Sokak'taki evlerine gelmişlerdi. Neriman Akardaş öylesine dolaşırken evde, şimdilerde 17 yaşında kocaman bir genç kız olan talihsiz kızının yıllar öncesine ait resimlerine takıldı gözü.

ELİ SİLAHA GİTTİ VE...
Ne kadar sağlıklı ve mutlu görünüyordu. Gözlerinden boşanıverdi yaşlar. Ağlamaya başladı katıla katıla. İçerde oturan eşine duyurmamaya, yüreğinde boğmaya çalıştı hıçkırıklarını. Sonra evde bulundurdukları silaha gitti eli. Alıp başına dayadı ve bir kez ateş etti. Eşi Tayfun odaya koştu hemen. Ambulans, hastane derken son nefesini verdi 15 dakika içinde. Neriman Akardaş biricik kızının hastalığı yüzünden her gün ölmektense, bir kerede tüm acılarını dindirmeyi tercih etmişti. Kendisi için, kendine göre en iyisini yapmıştı belki ama kızını, aldığı her nefes için ona muhtaç olan kızını unutmuştu.

KAAN ÖZBEK


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır