|
|
Mastika ile hücum
Kopenhag'da olayların ortasında kalıp kavgayı engellemeye çalışan, yaralananlara yardıma koşan TV muhabirleri Ahu Özyurt ile Vedat Yenerer meydan savaşının traji-komik öyküsünü anlattı
NTV'den Ahu Özyurt ile Kanal D'den Vedat Yenerer, Danimarka'nın başkenti Kopenhag'ın Tivoli Meydanı'nda, Türkler ile İngilizler arasında çıkan çatışmada, kahramanlıklarıyla yıldızlaştılar. Özyurt ile Yenerer, birbirlerine saldıran iki taraftar grubunun arasına girip kalkan görevi yaptılar. Kavgacıları sakinleştirmeye çalıştılar. Bu arada yarananların da yardımına koştular. Gözüpek iki TV muhabiri, ortasında kaldıkları Tivoli Meydan Muharebesi'nin traji-komik öyküsünü de şöyle anlattılar:
VEDAT YENERER:
"Tivoli Meydan Muharebesi'nde kan gövdeyi götürdü. Yere düşen bir daha kalkamadı. Ben Türkiye'deki toplumsal olaylardan alışık olduğum için soğukkanlıydım. Tivoli Meydanı'nda komik olaylar da yaşandı. Bir darbukacı vardı. İki gün boyunca darbuka çaldı ve bütün Kopenhaglılar onu tanıdı. Olaylar yaşanırken de darbukası hiç susmadı. Bizim Türkler darbukadan çıkan "Mastika" nağmeleri arasında, "Allah Allah" nidaları ile İngilizlere saldırdı. Son gün yaşanan olaylarda genelde Türkler sopa yedi. Bunun en önemli nedeni de taş bulamamalarıydı. Meydan o kadar temizdi ki kum tanesi bile yoktu. Bunun üzerine manavda buldukları meyvaları taş niyetine kullandılar. Bizimkiler Malazgirt Meydan Savaşı'nda Alparslan'ın uyguladığı taktiğe benzer organize ataklar da sergilediler. İngilizler bizimkilere saldırdığında onları yere yıkmak için planjon taktiğini uyguladılar. 30 metre gibi mesafeden koşan 1.70'lik Türk, 2 metrelik İngiliz'e planjon yapıyor ve onu yere yıkıyordu."
Bizimkiler genelde pizza yemeyi tercih etti. Bunun sebebi ise daha sonra anlaşıldı. Çünkü burada pizza alana yanında kesici bıçak veriyorlardı."
AHU ÖZYURT:
Yaşanan olaylar çok kötüydü ancak muhabir arkadaşımız yere düşünce iş çığrında çıktı. Bu olaylara kayıtsız kalamazdık. İnsanların kavga etmesini önlemeliydik. Bununla birlikte zaten bu görev resmen bize düştü. Çünkü Türk taraftarlar kavgada basın mensuplarını kalkan gibi kullandı. Bu yüzden arada olan bize de oldu. Basın mensupları olarak araya girdiğimizde olaylar biraz olsun yatıştı. Olayların büyümesinde polisin büyük hatası vardı. Çünkü basın mensuplarını koruyamadığı için olaylara geç müdahale ettiler. Basın uzaklaştırılsaydı müdahale çok çabuk olurdu. Olaylar yaşanırken Danimarkalıların tavırları çok ilginçti. Bisikletlerinden bile inmediler ve kavgaları bir maç gibi seyrettiler. Olayların büyümesinde Türk bayrağına yapılan hareketler de etkili oldu. Çünkü Avrupa'da yaşayan Türkler bayrağa karşı çok hassaslar. Bayrağımıza yapılan en ufak bir hakarette çıldırdılar ve onların önüne geçmek imkansız hale geldi. Biz Türkiye'de toplumsal olaylara katıldığımız için bu iş fazla bizi zorlamadı. Yani antrenmanlıydık.
Öge DEMİRKAN
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|