Avrupa Kupaları'nın herhangi birinde bir final maçına çıkmak, bir futbolcunun yaşamı boyunca hayalini süsleyen inanılmaz bir olaydır. Bu olayı yaşayan Galatasaraylı futbolcular, finalin önemini yıllar sonra çok daha iyi anlayacaklardır. Onlarla gurur duydum.
Galatasaray tepeden tırnağa, kalecisinden forvetine kadar bütünüyle Terim'in karakterini özümsemiş bir ekip. Hepsi inanılmaz bir hırsla mücadele ediyor.
Arif'in kaçırdığı gole kadar Galatasaray kazanacağına inanan bir takım değildi. Arsenal'den çekiniyorlardı. Ama ilerleyen dakikalar Galatasaray'ın Arsenal'den çok daha iyi oynadığını, oyunu tamamen kontrol ettiğini gördük. Özellikle Arif'in kaçırdığı pozisyonda kupaya çok yaklaştık. İkinci yarıda aynı görüntülerle sürdü. Oyunda üstünlük sürekli Galatasaray'daydı. Ama maçın hakimi futbolcular ya da Galatasaray değil, Fatih Terim'di.
Uzatmada sahanın en iyilerinden Hagi, bir anlık sinirinin kurbanı olarak kırmızı kart gördü. Böyle sinir ve fizik savaşı şeklinde geçen bir maçın, hem de uzatmada eksik kalmak zordur. Ama Terim, bir komutan edasıyla anında yaptığı hamlelerle takımının düşmesine izin vermedi.