Pivotsuz oynayacaksın, rakibine hiçbir istatistikte üstünlük sağlayamayacaksın, savunmada rakibinin dengesini bozamayacaksın, pota dibini kapatamayacaksın, peki nasıl finale adını yazdıracaksın?
Ülkerli oyuncular, onur mücadelesi verip kazandıkları maça ve Tofaş'ı nasıl yenebileceklerini görmüş olmalarına rağmen ellerine geçirdikleri bu fırsatı kendi evlerinde kullanamadılar.
Aslında maçın son dakikasına kadar mücadele etmiş gözükseler de gerçekten Ülker'in oyuncularının bu maça yüreklerini koyduklarına inanmıyoruz. Hepimizin alışık olduğu Harun-Ufuk-Haluk performansını görmedik. Ülkerspor sezon öncesinde yanlış bir kadro kurmanın cezasını hedefe ulaşamayarak çekti.
Gelelim son iki yılın finalistine. Finale çıkmasının önemli istatistikleri: 31/51'lik dış şut yüzdesi, rakibe üstünlük sağlanmış ribaund 29-20, asistlerdeki üstünlük 13-9, takım halinde ribaund, en önemlisi hücum silahları kısıtlı olan Ülker gibi bir takımın kısalarına yapılan baskı ve uzunların savunma yardımı. Tofaş, kadro derinliğinin ve dengeli bir ekip sahibi olmasının avantajını finale adını yazdırarak yaşadı.
Lacivert-beyazlı takımın kupa serisinden beri yakaladığı grafiğin zaten başarıyı elde edebileceğinin sinyalini verdiğini uzun zamandır yazıyoruz. Tofaş'ın ürettiği basketbol daha önceki görüntüsünün çok üzerinde.
Final serisinin ligin iki güçlü kadrosu tarafından zevkli bir mücadeleye sahne olacağını, yarı final müsabakalarında gördüğümüz kadarıyla Tofaş'ın şampiyonluğun daha büyük adayı olduğunu söylemek çok hayalcilik olmaz.