G.Saray, biraz riskli de olsa şampiyonluk turunu Kopenhag sonrasına Ali Sami Yen'e bıraktı. Bunu yaparken şampiyonluk turunu görmek isteyen taraftarını futbol olarak da üzdü. G.Saray için dünkü maçta olumlu bir şeyler bulup söylemek zor. İnşallah Arsenal teknik adamları bu maçı bir şekilde seyreder de kafaları karışır.
G.Saray'ın yenilgisi ve çok daha önemlisi kötü futbolunda bazı olumsuz şartların etkisi vardı. Bunların ilki, D.Bakır'daki kupa finalinde olduğu gibi havanın korkunç sıcak oluşuydu. İkincisi, önemli futbolcuların oynayamayışıydı... Özellikle orta alanın dinamoları Emre, Suat ve Okan ile kötü anlarda skoru değiştirebilen Hagi... Kopenhag'da oynanacak UEFA finali de, G.Saray'ın sahadaki tanınmaz görüntüsünde çok önemli bir rol oynadı.
Bütün bu olumsuz şartların yanında sarı-kırmızılıların sahadaki uygulaması da mağlubiyetin önemli bir faktörü oldu. Özellikle orta alandan bahsetmek lazım. Kimin nerede oynadığı belli değildi. Sol tarafta Hasan, sağ tarafta Arif ne yapmak istediler, anlamak mümkün değil. Fatih Hoca, Arif'i ikinci yarıda kenara aldı; ama Hasan'a nasıl tahammül etti, anlamak mümkün değil. Orta alan, ne ileriye, ne de geriye gerekli yardımı yapamadığı gibi, oyunu yönlendirme konusunda da istenilenden çok uzaktı.
İkinci yarıda savunmanın kenarlarına geçen Ergün ve Ümit de en kötü maçların oynadılar. Orta alan o kadar boştu ki, dönen topların tümünü Altay takımı kazandı. G.Saray'ın mağlubiyetinde özellikle defansının sol tarafı önemli rol oynadı. Altay, bu alandan ilk yarıda çok pozisyon buldu.
İkinci yarıda sahanın gölge altında kalıp, biraz serinlemesi ile G.Saray kıpırdandı. İlk yarıda pozisyonu olmayan sarı kırmızılılar, ikinci devrede bir-iki gol fırsatı yakaladılar. İkinci yarı oyuna giren Mehmet Yozgatlı bu kıpırdanışta önemli rol oynadı.
Altay, bu sıcakta ligden düşme stresine rağmen gerçekten mükemmel mücadele etti. Rakibin gücünden hiç korkmadılar. Zaten oyun başlayınca korkulacak birşey olmadığını da gördüler. Disiplinli bir oyun, santrfor Hasan, Telat ve sağdan Müslüm, G.Saray'ı çökertmeye yetti. Kısaca, Altay'ın puana daha çok ihtiyacı vardı, daha çok istiyordu. Daha iyi mücadele etti ve altın değerindeki üç puanı almayı haketti.