kapat

11.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


İzmir'i kemirenler nerede?..

Göztepe gitti.. Altay, sırat köprüsünde.. Karşıyaka'dan umut yok.. İzmir birinci ligden çekiliyor gibi..

Otur da ağlama..

Türk futbolunda İstanbul'dan sonra, en büyük geçmişi, en geniş hinterlandı olan kent İzmir..

Yıllar yılı ülkenin en gözde takımları bu kentten çıktı.. Türk sporuna ne efsane yıldızları İzmir hediye etti..

İzmir'de müthiş de bir seyirci vardı.. Türkiye seyirci rekoru, bir milli maça, ya da Fener-Galatasaray maçına değil, İzmir'deki bir ikinci küme, Göztepe- Karşıyaka maçına aittir bilir misiniz?.

Akdeniz Oyunları, bu kente Türkiye'nin en büyük stadını da kazandırınca, un, şeker, helva tamamlandı, ama İzmir bir türlü helvayı yapamadı..

Bu İzmir'den bir Trabzonspor çıkamadı..

Neden?..

Bu sorunun yanıtını yıllar evvel bana, çok başka birşeyi konuşurken, rahmetli Osman Kibar çıtlatmıştı..

"Ben bu kente çok şey yaptım Hıncal" demişti.. "Çok şey başardım. Bir tek şeyi yapamadım.. İzmirli diye bir toplum yaratamadım. Burada İzmirli yok.. Hangi semtte yaşıyorsa o.. Hangi kentten göçtüyse oralı.."

Profesyonel lig kurulurken, eğer İzmir, Trabzon'un yaptığını yapsaydı, hem de nasıl ezeli rakip, hatta ebedi düşman denen İdmanocağı- İdmangücü birleşmesi benzerini gerçekleştirip bir, tek bir "İzmir Gücü" oluştursalardı, bugün İzmir'in hanesinde en az 5 Türkiye Şampiyonluğu vardı.. Yapmadılar.. Yapamadılar..

Hadi onu geçtik.. Bari birbirlerine engel olmasalar?..

Bir İzmir takımı başarılı oldu mu, ötekiler onu aşağı çekmek için ellerinden geleni yaptılar.. İzmir takımları arasındaki rekabet, sporu aştı çirkinliğe dönüştü.. Beşiktaş- Altay maçını izlemeye gidenler, tribünün sağına ve soluna konuşlanmış taraftarın Göztepe ve Karşıkaya'ya karşılıklı sövdüğünü duydular. O gün o sahada ne Göztepe ne Karşıyaka vardı, üstelik biri birinci, öteki ikinci ligde olduğu için birbirlerine rakip bile değillerdi.

İzmir birleşmedi.. İzmirli, İzmirli'nin kuyusunu kazdı ve bugünlere gelindi.

Bu yıl, İzmir'in birinci ligdeki iki takımının da başını idari hatalar yedi..

Altay lige harika başlamıştı. İzmir'in ve Altay'ın çocuğu ve bana sorarsanız, Mustafa Denizli ve Fatih Terim'den sonra efsane olmaya aday üçüncü yerli hoca Ümit Kayıhan işler fevkalade iyi giderken kovuldu.

Kovulmasının sebebi, maliydi. Başkan Zorlu, kulübe cebinden 10 milyon dolar koymuş, şimdi geri almak istiyordu. Bunun çaresi de Beşiktaş'ın talip olduğu Bayram ve Murat'ı derhal satmaktı. Oysa Kayıhan, satmak bir yana, yeni transferlerle başa güreşmek istiyordu.

Kayıhan kovuldu, Bayram, Murat satıldı.. Altay bugünlere geldi.

Göztepe'nin düşme sebebi tam tersiydi..

Jarabinski'nin Göztepe'ye oynattığı korkak ve çirkin futboldan herkes nefret ediyordu. Bu futbolla ligde kalmak mümkün değildi.. Göztepe düşme hattının çok üzerinde iken uyardık.. "Küme düşme hattına gelmeden önlem alın" dedik..

Almadılar.. Dediğimiz çıktı. Göztepe küme düşme hattına geldi. Jarabinski'nin işine ancak o zaman son verildi.

Yönetimde yakın dostlarım var..

"Aman" dedim, "Ümit Kayıhan.. Çok iyi hoca.. İzmir'in çocuğu.. Uyum, tanıma zamanı falan gerektirmez.."

Gittiler, bir tribün hokkabazı ile anlaştılar ve Göztepe, koca Göztepe, o müthiş stadı ve seyircisine rağmen gümbür gümbür düştü..

Düşmek, yolun sonu değil.. Dünyada ne takımlar düşüyor çıkıyor..

Önemli olan kalkmasını bilmek.. Düşmekten ders alır, niye düştüğünün analizini yaparsan, düştüğün hızla çıkarsın.. İzmir'de bu potansiyel var..

Göztepe de, Altay da yönetim hatalarıyla bugüne geldiler.. Kimse başka suçlu aramasın.. Hakemler, futbolcular kabahatlı bulunmasın.. O zaman yanlış devam eder..

Bugün Altay, Adana-İstanbulspor maçının sonucuna muhtaçsa, sorumlu Cem Uzan mıdır, yoksa, en az UEFA kupasında oynayacak güç ve hızla lige başlayan takımı bu maça muhtaç hale düşürenler mi?.

"İnsan insanın kurdudur" demiş, filozof..

İzmir'i kemirenler, İzmir'in içinde.. Kimse dışarda düşman aramasın, komplo teorileri kurmasın..

İzmir'in birleştiği, İzmirli'nin, İzmirli'ye gölge etmediği, bacağından çekmediği gün olacakları, dileriz birlikte görürüz.

Ateş olmayan yerde..

Bu köşeyi, bugün okuyucum Sefa Bozkurt Coşkun'a devrettim. "Fenerbahçeli olun. Yaşamınız heyecan kazansın" başlıklı yazısı, ezeli rekabetin, kavgasız, küfürsüz, nasıl ince şakalarla sürdürebileceğinin enfes bir örneğini yazdığı için..

***

Evet; Fenerbahçeli olmanın yaşamınıza katacakları saymakla bitmez.

Haftasonu yapacağınız maçın her zaman üç olasılığı vardır. Böylece her hafta heyecanlı iddialara girebilir, hatta kimi zaman kazanabilirsiniz.

Takımınızın başında yıllarca aynı çalıştırıcıyı görmenin tekdüzeliğini yaşamazsınız. Yaklaşık üç ayda bir çalıştırıcı değiştirerek, farklı farklı insanları tanıma olanağı bulursunuz.

Kadronuz statik değildir. Her sezon takımınıza bir sürü genç- yaşlı oyuncu gelir. Gelenlerden sol ayaklılar (hele bir de yabancıysa) Avrupa'da Hagi'nin tahtına adaydır. Zenci forvetler geleceğin Ronaldo'su veya Rivaldo'sudur. Ancak bu süper oyuncular bile zaman zaman kulüpteki hareketliliğe ayak uyduramadığından daha sakin olan Anadolu kulüplerini dolaşmaya çıkarlar.

Başka kulüplerdeki bir başkan - bir yönetim kurulu yapısındaki kuruluktan uzaktır yönetim. Bir başkan, üç hizip, hizip liderleri, hiziplerin başkan adayları, kendini hala başkan sanan eski başkanlar dolup taşar. Bu bolluk başka nerede var?

Ayrıca Türk basınının en renkli yorumcuları sizdedir. Onları okurken bir kızar, bir güler bir ağlarsınız. Öyle teknik konularda ahkam keserek canınızı sıkmazlar; çünkü genelde o konuları konuşacak kadar futbol bilmezler. Bunun yerine rakibiniz (eski rakibiniz de diyebiliriz) ile ilgili çok "düzeyli" esprilerle sizi eğlendirirler.

Hele biri var ki, ALİm gibidir. Herşeyden anlar. Üstelik hep ŞEN şakraktır. Kaleminden bal damlar mübareğin. Okuyanın bir ay canı sıkılmaz, aklına geldikçe yazdıkları güler durur.

Hele o tribünlerin renkliliği yok mu? Her hafta yeni bir küfür icat ederler, aklınız durur. Tribünlerde neşe hiç eksik olmaz. Sportmence(!) kavgalar, minik yangınlar, kaçma kovalamaca, insanın dini ve milli duygularını kabartan sloganlar gırla gider. Kaptanınızın kupa kaldırdığını pek göremezsiniz, ama sık sık şampiyon olursunuz: Gönüllerin şampiyonu, gerçek şampiyon, transfer şampiyonu, ve saire sıralamasında her zaman açık ara birinci durumdasınızdır.

Ha, bir de ara sıra Avrupa'nın devlerini solladığınızı okursunuz gazetelerde. Örneğin 15-30 dakikalar arasında en az gol yiyen takımlar sıralamasında Norrköpping, Botev Plovdiv gibi Avrupanın devlerini sollayarak 93. sıraya yerleşebilirsiniz.

Dostlarınıza karşı takımınızla her zaman övünebilirsiniz üstelik. Aslında Avrupa'nın en büyüğü olduğunuzu, doğan her çocuğun sizin takımınızı tutuğunu iddia edebilirsiniz. Korkmayın, kimseden itiraz gelmez. Herkes yüzünde sevimli bir gülümsemeyle sizi onaylar.

Üstelik kimse sizin gibi güzel nostalji yapamaz. Ah neydi o Bordeaux, M.City, G.Saray zaferleri, diyerek o günleri tekrar tekrar birbirinize anlatır durursunuz. Hiç canınız sıkılmaz. Evet, kulübünüzün futbol tarihi şanlı sayfalarla doludur. Bilirsiniz ki, takımınız Avrupa'nın devlerine karşı çok az yenilmiştir. Örneğin G.Saray'ın yenilgileriyle karşılaştırılamaz bile. (Devlerle oynayacak kadar tur atlayamadığınız bu yüzden yenilme şansınız olmadığını söyleyenler olursa, kulak vermeyin. Garanti cimbomludurlar.)

İşte böyle dostlar. Ne kadar heyecanlı ve renkli değil mi? Benim bile bir an Fenerli olasım geldi. Ama o kadar hareket bana fazla gelir.

Hüsnü'yü okumak..
Hüsnü Çil rahatsız.

İki böbreği de iflas ettiği için,

bir yandan böbrek arıyor,

bir yandan iki günde

bir makineye taşınıyor..

Halsiz.. Çoğu zaman evinden çıkamıyor..

Ama yazılarına dikkat edin, Fenerbahçe'yi en iyi takip eden

gazeteci o..

Köşe yazılarında sadece yorum yapmıyor, servis şefi olsam manşete çıkacağım haberler veriyor..

Hergün bir manşette palavralar okurken, Hüsnü, gerçekle, palavrayı süzecek kadar Fenerbahçe'yi biliyor.

Ben Fenerbahçe'yi Hüsnü'den izliyorum..

Siz de öyle yapın!..

Spor Duvarı!..

Fener Samandıra'ya taşınmış. Aslında Fener'e, batmaktan kurtaracak ŞAMANDIRA gerek..!

***

Sergen, Beşiktaş, İstanbulspor ve Fenerbahçe'den sonra Galatasaray'dan da sürülmek üzere.. Zaten yakında adı da değişecek.. SÜRGÜN olarak.

***

Futbol terörü aldı başını gidiyor.. Saha içinde en azından 10 kusurlu hareket var, saha dışındaki kusurlu hareketler ise, bin!..

***

Beşiktaş'ın kalesinde soru işaretleri.. Shorunmu.. Sorun mu?

***

Fenerbahçe İtalyan Zola'yı alıyor. Geçmiş olsun.. Taraftar ZONA olduktan sonra kaç yazar?..

***

Galatasaray'ın nerdeyse yarısına İnter talipmiş. O da birşey mi?.. UEFA hayalleri tedavülden kalkan Fenerbahçe'ye de İntertoto talip..

***

Galatasaray seneye de şampiyon olursa 5 edecek ve hedef büyütecekler: 5+5...

***

Başkanlar çok şey anlatıyor. Serdar BİLGİLİ adam, Aziz YILDIRIM gibi, Mehmet Ali hayatta YILMAZ, Faruk başarının keyfini SÜREN..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır