kapat

11.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


İzmir'de 2 gece

Bizim Nebil Özgentürk, kamufle bir organizatör... Nasıl yaptı, nasıl etti tam bilemiyorum ama; beni, Selahattin Duman'ı, Arif Keskiner'i derleyip toparlayıp, İzmir Belediyesi'nin düzenlediği bir sohbet toplantısına konuşmacı olarak götürüverdi...

Kendi dünyamızın sakin ortamında her sabah günlük yazılarla uğraşma havuzundan çıkıp, sıcak bir dostluk hengamesi içinde dalgalı denizlere açılmak gibi bir şey, benim için büyük toplantılarda konuşma yapmaya gitmek...

O nedenle de bu tür davetlere karşı, boynu bükük bir sesle özür diler dururum.

Son zamanlarda sadece Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un Yargıtay'da bir konuşma yapma çağrısını, kronik bir sanık ve biraz da eski bir sabıkalı olarak, yürekten kabul edip, hemen Ankara'ya gitmiştik...

Derken bizim Nebil, kendine özgü bir sabah meltemine benzeyen ılıman haliyle, hem İzmir Belediye Başkanı Ahmet Priştina'nın, hem de onun danışmanlığını yapan, genç dostum ozan ve yazar Ünal Ersözlü'nün İzmir davetini reddedilmez bir kahvaltı tepsisi gibi önüme koyuverdi...

Reddedilmezliğin birkaç nedeni daha vardı. Bunlardan biri, toplantı konuşmacılığını Selahattin Duman'la birlikte paylaşmaktı... Öteki de, böyle bir fırsattan yararlanarak, can dostum Kemal Anadol ile buluşmaktı.

Ben Selahattin'i az tanırım ama doğrusu çok severim; her gün yarattığı mizah mucizelerinden...

Her gün bir mizah yazısı... Dünya yazı tarihinde rastlanmadık bir özellik...

Yaşımı unutarak, Nebil Özgentürk, Selahattin Duman, Arif Keskiner'le birlikte bir avuç genç kafadar gibi kalkıp gittik İzmir'e...

Yazıyı çiziyi, Yaşar Kemal'i, Yaşar Kemal'in çalışmalarını, "kıçı kırık 2 roman olarak" görme düzeyindeki bir kalite boşluğundan; Priştina'nın globalleşme sürecinin ne olduğunu çok rahat değerlendiren birikimlerine güven duyma beyinselliği...

Elbet İzmir, öyle bir beyinselliğe daha çok layıktı...

İzmir...
Yıllar var gittiğim yoktu İzmir'e...

İçtenlikten de yoksun olmayan olağanüstü bir kibarlığın rüzgarlarıyla, anıların perdeleri geçmişe doğru açılmaya başladı.

1937 yılında babam İzmir'de hükümetin yabancı şirketler denetimcisiydi. Bunun da nedeni kendisinin hem hukukçu olması, hem de Fransızcayı iyi bilmesiydi.

Ben gece yatısı okulunda 4. sınıfa geçmiş ve yaz tatili için gelmiştim İzmir'e...

Tatil çabuk geçmiş ve babamla birlikte İstanbul'a doğru kalkan beyaz bir vapurun güvertesinden el sallamıştım İzmir'e ve İzmir'de kalan anneciğime...

33 yıl önce milletvekiliyken de gelmiştim İzmir'e.

Eşrefpaşa'da yaptığım bir konuşmadan çıkınca nasıl biriktiğini anlayamadığım öfkeli bir kalabalık saldırmıştı üstüme...

Beni dinleyenler ve özellikle de hanımlar çıkardıkları ayakkabılarının topuklarıyla bana saldıranlara saldırmışlardı. İzmir I. Şube Müdürü genç bir Mülkiyeli'ydi. Tabancasını çekerek beni bizim arabaya bindirmişti. Ancak araba, bizim araba değil, tıpatıp onun benzeriydi ve direksiyonu kilitliydi.

Bu kez de öfkeli kalabalık, arabaya yüklenmişti. Yumruklar yağıyordu camlara ve araba iyiden iyiye sarsılıyordu.

I. Şube Müdürü'nün yardımıyla arabadan çıkmış ve hemen bize kendi arabasının kapısını açan bir dostun otomobiline binmiştik. Kısa bir süre sonra o arabanın da benzini bitmiş ve yine durmuştuk...

Biri Meclis'te olmak üzere, o dönemlerde yaşadığım 7 linç girişiminden biriydi Eşrefpaşa'daki...

2000 yılında Priştina'nın davetlisi olarak konuşuyorduk yine İzmir'li dostlara. Ve "monizm" ile "ulus-devlet" modelini aşan globalleşme sürecindeki değişimin motorunu anlatıyorduk..

Gerçi 2 günlük, yaşını unutma eforisi, sonunda bir hayli yordu beni...

Ne yapmalı ki, ömrüm içinde değişimin bu kadarcığını görmek bile büyük bir ödüldü benim için...

Ve Türkiye artık yeni bir döneme doğru gidiyordu, hem de hızla...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır