


Kurallar... Kurallar
Türkiye normal'e dönüyor gibi bir duygu var içimizde.
Normal'e dönmek ne demek?
Kurallar işlesin yeter.
Türk insanı rızacıdır. Büyük mucizelerin beklentisine girmez... Ama haksızlıklar karşısında çılgına döner.
Zaten bu yüzden çıldırdı Türkiye...
Mülkiyet ve tapu böyle delindi... Gasp ve işgal böyle yeşerdi... Ahlâk böyle düştü... Yolsuzluk böyle legalleşti. Seviye böyle çukurlaştı... Ben de yaparım modası geldi, tek enayi ben miyim felsefesi aldı yürüdü.
Türk insanı, hem hafızasını kaybetti, hem ciddiyetini...
Kurallar...
Her yerde, her işte kurallar...
Onlar işlemeyince, her şey dejenere oldu.
*
Normale dönmek ne güzel...
O'na öyle hasret kalmışız ki Yeni Cumhurbaşkanının kurallar'la ilgili bir cümlesi bile bizi ümitlendiriverdi.
Tek başına nasıl becerecek bu işi diyebilirsiniz.
Demeyin.
Tavandan tabana doğru yayılacak bir anlayış, bütün çürümüş kurumları terbiye edebilir, hizaya sokabilir.
Biz zaten yeni Cumhurbaşkanından bir dünya liderliği beklemiyoruz... Enerji politikasında, turizmde, ihracatta, ithalatta, dövizde, kombiyoda, şurada burada bir sihirbazlık beklemiyoruz...
Barajlar kralı falan değil Sezer.
Ekonomi Hocasıda değil.
Otoyollar şampiyonu da olmayacak...
Milli Eğitimde yeni bir çığır açmayacak... Sağlık reçeteleri sunmayacak... Esasen icra'nın başı değil... Elinde bir sihirli değnek de yok.
Ama Türkiye'nin asıl hastalığı kuralsızlık.
İşte orayı onarabilirse, değer saydıklarımız tıkır tıkır işler...
İhale cambazları, borsa hilebazları, hatta trafik haydutları bile, durup biraz düşünür...
Tesadüfen de Kanun Adamı Sezer... Hukuk Adamı.
Hayır, yetmez.
Kural Adamı artı bir özellik... Çünkü yazılı olmayan kurallar da var...
*
Biz, kurallarını kaybetmiş bir toplumuz... Bilet almak için girdiğimiz maç kuyruğunda bile kural çiğniyoruz.
Savurganlık diz boyu... Sofra ve mutfak adâbı, çarşı pazar terbiyesi sıfır...
Siyasi gelenekler, tümüyle çiğnenmiş.
Ticaret ve rekabet, iyice pişkinleşmiş... Nezaket, zaten bitmiş.
San'at, belden aşağı inmiş...
Câmide içkili, meyhanede tespihli acayip topluluklar türemiş.
Cep telefonunu uçakta hâlâ açık tutan magandalar sarmış etrafımızı...
Disiplin ve prensip fıkarası olmuş Türkiye.
Kendini dağıtmış.
Milletle Devlet zaten yüzgöz olmuş.
Utanma duygusu kaybolmuş.
.....
Büyüme hızı, gelir dağılımı, iç borç, dış borç, ödemeler dengesi... hepsi mühim...
Anarşi, terör, irtica ve bölücülük... Anladık efendim, hepsi mühim.
Ama önce kurallar...
Yâni ciddiyet.
Yeni Cumhurbaşkanı bize bu aşı'yı yapsın, yeter...
O'ndan aldıklarımızı çocuklarımıza aşılayacağız... Ümitliyiz. Bu fidan yeşerecek.