kapat

08.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Laleler baş kaldırdı
Muş'un adını duyurma görevi, yöreye özgü lalelerden önce Saadet'e nasip oldu. Öyküsü bildik, ancak sonu farklı!

Muş'un nesi meşhurdur?" diye sorsam... "Yokuşu" demeyin, bileceğinizi de sanmayın. Uçkunu (bir tür yemiş), tütünü, bir de "lale"si... Evet, lalesi...

Bildiğimiz, tanıdığımız lalelere benzemiyor Muş'un lalesi. Daha küçük, daha narin, daha kırmızı. Gelincik gibi. Rüzgâra bırakmışlar kendilerini. Boyunları bükük, savruluyorlar yemyeşil otların arasında...

Bu mevsimde Muş'un düzlükleri kıpkırmızı lalelerle dolu. Havaalanı girişinde demet demet lale satan küçük çocuklar bekliyor sizi. Demedi 100 bin liraya hem de...

Yakında (10-11 Mayıs) düzenlenecek "Lale Festivali" ile Muşlular, lalelerini ve terörden çok çekmiş illerini Türkiye'ye tanıtacaklar. Ama onlardan önce genç bir kız, 16 yaşındaki Saadet, bu görevi üstlendi. Rüzgârda savrulmaya, boynu bükük ezilmeye razı olmadı. Baş kaldırdı. Haberciler de peşinde.

Bildik, tanıdık bir hikâye Saadet'inki aslında. İstemediği halde başlık, bu yöredeki adıyla "süt parası"na, kendinden yaşlı bir adama satılıyor.

Ama bu kez öykümüz farklı bitiyor. Ne yazgısını kabulleniyor Saadet, ne de ölümü seçiyor. Baş kaldırıyor...

8 kişilik bir ailenin dört numaralı çocuğu o. Yedi ay önce 35 yaşındaki bir adamla nişanlanmış. Nişanlanmış ama ne yüzüğü takmış parmağına, ne ona gönderilen giysileri giymiş. Daha ilk andan itibaren ailesine, nişanlısına, nişanlısının ailesine ve herkese bu adamla "evlenmeyeceğini" söylemiş.

Gelin öykünün bundan sonrasını Saadet'ten dinleyelim...

* Nasıl oldu bütün bunlar Saadet?

- Zaten 7 ay önce olmuştu olanlar. Nişanlandırdılar beni. Ben kabul etmiyordum. Babam zorla vermişti beni.

* Niye istemedin?

- Aramızda yaş farkı vardı. Kocalar tabii büyük olur. 5 yaş, 10 yaş. Ama 20 yaş.. Kendinden bu kadar büyük biriyle evlenilir mi? Yaşı büyük olmasa da istemiyordum. 5 yaşında olsa bile. Benim yaşım küçüktü. Okumak istiyordum. Savcılıkta bana sordular, 'Sevdiğin biri var mı?' diye. 'Var', dedim, 'okul...'

* Nasıl karar verdin kaçmaya?

- Kendi hayatımı düşündüm. Kendimden küçük kardeşlerimin hayatını düşündüm. Sabahtan akşama kadar oturuyordum. Odanın içinde dolaşıyordum. Dışarı çıkmam yasaktı. Evimiz yola yakın zaten. Camdan atladım. Yoldan geçen Muş arabasını durdurdum. Emniyet Müdürlüğü'ne gittim. Anlattım her şeyi. Babamı getirdiler. Korktum, babama güvenmedim. Zaten babamdan kaçmıştım. O sırada devlet arabası geldi. Dedim, 'beni valiliğe götürün'. Baştan sonuna kadar anlattım her şeyi. 'Dur kızım, merak etme' dedi. Babam da arkamdan gelmişti...

* 'Babam beni döver, öldürür' diye mi korktun?

- Yok, babam beni hiç dövmedi. Yeniden nişanlıma verir diye korktum. Devleti bütün sırtıma aldım. Zaten devlete güvendiğim için kaçtım.

* Eve dönünce, annen-baban kızdı mı peki? 'Niye böyle yaptın?' diye...

- Annem kızıyordu. Babam hatayı kabul etti, 'Ben baştan böyle yapmasaydım olmazdı bunlar' dedi.

* Annen niye kızdı?

- Annem der ki, 'niye zavallı adamı öyle kötü duruma soktun', Onu düşünür yani. Benim için de 'Bu kız Sibel Can'ı, Seda Sayan'ı seyrede seyrede onlar gibi kocasını kendi seçmiş' diyor.

* En büyük hayalin okumak. Ne olmak istiyorsun?

- Öğretmen. Ben hep okurdum. Ne bulursam. Nişanlıyken annem, halam kızıyordu bana, dövüyorlardı beni. 'Gazete okuyacağına, elişi yapsana' diyorlardı. Dantel, oya yapıyorlar ya... Ben gazeteyi alıyordum elime. Annem gazeteyi alıp başıma vuruyordu. Nişanlı kız gazete okur mu? Ben zaten nişanlandığım zaman karar vermiştim, evlenmemeye, köye gitmemeye. 'Sen köye gideceksin' dediklerinde, 'Hele günü gelsin, siz görürsünüz' diyordum.

"ANNEM SÜTÜNÜ SATTI!"
* Babanın borcu var mı nişanlına?

- Annem almıştı, süt parası olarak. Altın almış. Küçükken sütünü vermiş ya, sütünü satmış bana. Kaymakamlıkta böyle dedim, annem kızdı bana, 'sen ne diyorsun?' diye. Yalan mı, insan sütünü satar mı? İyi ki kaçtım. Kendimin hayatını kurtardım. En büyük ablam kendi isteğiyle evlendi. Daha 27 yaşında. Üzerine kuma geldi. Geçinemiyorlar. Kocası zaten ikisini bırakmış, gitmiş Almanya'ya... 2 tane onun çocuğu var, 2 tane kumasının. Diğer ablam 19 yaşına gelmemişti kuma olarak istediler. Kaçtı gitti adama. Ablama hakaret ediyorlardı, dövüyorlardı, önce kuması, sonra da kocası. Babam geri aldı, başka birine verdi.

* Onlar ne dedi kaçmana?

- Büyük ablam kaçtığımı duyunca bayılmış. Ben de dedim ki, 'üzerine kuma gelince bayılmıyorsun da buna mı bayılıyorsun?'. Evlenseydim benim başıma da böyle bir şey gelirdi mutlaka. Kumam olurdu yani...

* Ya komşular, arkadaşların?

- O kadar sevdiğim arkadaşlarım bana diyorlar ki, 'keşke intihar etseydin de, böyle yapmasaydın!'. İnsan tertemiz bir kız olduğu zaman intihar etmez. Bir çok kız intihar ediyor. Kendine güvenen kızlar niye intihar etsin? Nişanlım aradı, 'Orospu kendini gördün mü gazetede?' dedi. Ağabeyim aradı, 'sürtük, sen ne yaptın öyle' dedi. Ağabeyiminki çok koydu bana. Ama artık kızmıyor. Benim hayatım dizi gibi.

"Altı ayda 41 intihar vakası!"
İyi ki Saadet baş kaldırmış. İyi ki Aslan Kütük, Muş'a vali olarak tayin olmuş. Mutlu biten sonda Vali Kütük'ün payı çok büyük...

Doğu'da, Anadolu'nun çeşitli ilçelerinde kaymakamlık yapmış ama bu ilk valilik görevi. 6 ay yeni dolmuş Muş'a geleli. Dikkatini çeken hususlardan biri intihar vakalarının çokluğu olmuş; 6 ay içinde jandarma bölgesinde 21, emniyete intikal eden 20 vaka...

"Bu çok yüksek bir rakam ve şok oldum. İnceleyince en yaşlılarının 30, gencinin 14-15 yaşında ve yarıdan fazlasının kadın olduğunu gördüm" diyor. Neden; aile, çevre, toplum, töre baskısı. Sebep; bunalım, çıkış yolunun olmaması. Kayıtlara intihar olarak geçiyor ama bir kısmı cinayet de olabilir.

İşte bu nedenle kapısına kadar gelen Saadet'e hemen yardım elini uzatıyor, 16 yaşında bir kızı olan genç vali. Babayı karşısına almış, ikna etmeye çalışmış. Etmiş de. Ama ne olur ne olmaz, elinden "rızası olmadan satmayacağına, evlendirmeyeceğine" dair bir de taahhütname almış. Ve okumak isteyen genç kızı okuyabildiği kadar okutacak.

SEDA GÜLER


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır