Böylece, aday belirleme ve seçim sürecinin hükümetin iç uyumunda bir bozulma yaratması ve bunun da ekonomik programın uygulanışını olumsuz etkilemesi endişeleri sona ermiş olmalı.
Ayrıca hükümetin bundan sonra ekonomik konulara daha fazla zaman ayırması da mümkün olacak. Nitekim, hükümet yetkilileri de bunu teyid eder yönde açıklamalarda bulundular. Sonuç bir yana, seçimin ana gündem maddesi olmaktan çıkması ekonomi açısından başlıbaşına olumlu bir etken.
Bu arada, geçen hafta Nisan ayı enflasyon rakamları ile birlikte Ocak ayı ödemeler dengesi ve Şubat dış ticaret verileri açıklandı. Bunlardan en sevindirici olanı şüphesiz enflasyon rakamlarının beklenenden düşük çıkması idi. Dış ticaret açığı ise beklendiği üzere genişleme eğilimi gösteriyor. Bunlara aşağıda detaylı olarak değiniyoruz.
Verileri yorumlamaya geçmeden önce bir de sonuçsuz kalan bir olaydan, yani ikinci cep telefonu lisansının satılamamasından söz edebiliriz. Ancak, bu konunun gerektiği ölçüde tartışılması ayrı bir yazı gerektiriyor. Şu kadarını söylemekle yetinelim: İkinci lisansın da aynı fiyata satılabilmesi mevcut ekonomik programın şimdiye kadar başardıklarını gölgede bırakacak kadar parlak bir olay olurdu. Satılmaması ise şu aşamada programın gidişini aksatacak bir prüz değil. Çünkü iki lisanstan 2000 yılında hedeflenen 1 milyar dolarlık gelirin çok daha fazlası bir tanesinden elde edildi.
*Açıklama öncesinde yapılan tahminler hem TEFE hem de TÜFE için yüzde 2.7-2.8 civarında yoğunlaşıyordu. Tahminlerdeki yanılgının arkasında, özel imalat sanayii fiyatlarında Nisan ayında gerçekleşen artışın yalnızca yüzde 1.9 olmasının yattığı söylenebilir. (Bu konuda, geçen ay DİE tarafından yayınlanan anketin yüze 2.4 veya daha yüksek bir rakama işaret ettiğini söylemekle yetinelim.) Tahminlerdeki yanılgı bir yana, çekirdek enflasyon olarak kabul ettiğimiz özel imalat sektörü enflasyonun Ocak ayından beri hızlı bir düşüş göstermesi programın başarısı açısından çok iyi bir haber.
* Diğer taraftan, tarım fiyatlarındaki artış yüzde 4.7 ile yine yüksek kalırken, kamu imalat sanayii fiyatları ise yalnızca yüzde 0.8 arttı. Bu ikisinin TEFE endeksindeki payının birbirine yakın olduğunu düşünerek düşük kamu sektörü enflasyonunun tarımdan gelen olumsuz etkiyi telafi ettiğini söyleyebiliriz.
* Bir başka gözlem ise TÜFE ve TEFE arasındaki farkın kapanıyor olması. Ekonomideki canlanmanın biraz daha hızlanması durumunda yılın ikinci yarısına doğru tüketici fiyatlarındaki aylık artışların toptan eşyaya göre daha yüksek olmasını bekleyebiliriz.
* Nisan rakamları sevindirici olmakla birlikte, özellikle yüze 20'lik TEFE hedefi yakalanabilir olmaktan çok uzak. Bu hedefin tutması için yılın kalan 8 ayında kümülatif enflasyonun yüze 3.3 olması gerekiyor. Bunun gerektirdiği aylık ortalama ise yüzde 0.4 gibi imkansız bir rakam. Yüzde 25'lik TÜFE için kalan 8 ayda kümülatif bu rakamın yüzde 9.2, aylık ortalamanın ise yüzde 1.1 olması gerekiyor.
* Yılsonu enflasyonunun yüzde 30'da tutulabilmesi için gerekli kümülatif ve aylık ortalama rakamlar ise çok daha makul. Dolayısıyla yıl sonu için başarı eşiğini yüzde 30 olarak kabul etme eğilimindeyiz. Daha düşük bir seviyenin gerçekleşmesi yaz aylarında sıfır veya negatif rakamlar gerektiriyor.
* Son olarak, bu yıl sonunda yüzde 30'un gerçekleşmesi durumunda, yüzde 20'lik iddialı TEFE hedefine iki aylık bir gecikme ile Şubat 2001'de kolaylıkla ulaşılabileceğini hesaplıyoruz.
EMİN ÖZTÜRK