Şekerbank Genel Müdürü Hasan Basri Göktan, enflasyonun düştüğü ortamda yüksek reel faiz döneminin kapanacağını, Hazine kağıtları üzerinden tatlı kazancın mümkün olmayacağını söyledi. Göktan, sorularımızı şöyle yanıtladı:
* Faizlerin düştüğü ortama bankaların uyumu ve rekabet koşulları nasıl olacak?
Faizlerin düşeceğini bekliyorduk. Faizler düşüyor ancak mevduat faizleri kredi faizleri gibi hızlı düşmüyor. Çünkü tasarruf sahibi henüz beklentiyi kıramadı. Acaba, döviz yükselir mi, faiz yükselir mi gibi bir beklenti içinde. Para henüz yönünü bulamadı. Mayıs ve Haziran aylarında enflasyon daha da düşecek. Vatandaş artık reel faizden umut kalmadığını görecek. Dövizden bir çözülme başlayacak ve para bankalara, yatırımcılara akacak.
*Canlanma işaretleri alıyor musunuz?
Özellikle bankaların düşük faizle piyasaya pompaladıkları kredilerle beyaz eşya ve otomotiv sektörü çok hareketli. Tüketimdeki kıpırdanma, üretimde kapasite artışı demektir. Özel imalat sanayiindeki canlama diğer sektörleri de etkileyecektir.
*Tüketici kredileri canlı ama sanayi kredilerinde henüz faizlerin yeterince düşmediği yakınması var...
Sanayi kredilerinde canlanma yok. Bankalar, sanayi kredilerinin faizlerini bir hayli düşürdüler. Hatta, fon maliyetinin bile altına çektiler. Ancak, yatırımcı da tasarrufçu da enflasyondaki kesin düşüşü bekliyor. Temmuz da enflasyon sıfıra hatta eksiye dönünce, para su gibi kendi mecrasını bulacaktır.
*Konut kredisinde, aralarında Şekerbank'ın bulunduğu bankalar başı çekiyor. Ancak acele edildiği yorumları da yapılıyor...
Bu bir inanma meselesi. Biz, bankalar olarak enflasyonun düşeceğine inanıyoruz ve destek veriyoruz. Başlamak için erken değil. Pastayı paylaşma yarışı da var. Bu sayede, kredi işlemlerini azaltan bazı bankaların, kendilerine krediye intibak etme dönemi de yaşanıyor. Vatandaşın bu işe alıştırılması sürecine tanık olunuyor. Yurtdışındaki gibi bu iş oturursa, emlak piyasası da istikrara kavuşacaktır.
*Piyasa Yapıcılığı sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında burada bir piyasa yapıcılığından çok ilk alıcılar sistemi sözkonusu. Eskiden bütün bankalar hazine ihalelerine giriyordu. Şimdi belli bankalar girecek. İlk alışı onlar yapacak ve ikinci piyasaya onlar satacak. Sistemin dışında kalan bankalar kağıtları belki daha maliyetli belki de daha ucuz temin edecek. Piyasa değiştiğinde, ilk alıcı elindeki kağıdı çıkarmak için belki de daha ucuza satacak. Bu, tamamen risk alma olayı. Bundan sonra kamu kağıtları üzerinden çok fazla kâr sağlanamayacak. Kamu kağıtları tatlı pazar olmaktan çıkacak.
*Kredi bankacılığı yeniden ön plana mı çıkacak?
Türkiye'de bankalar aslında kredi bankacılığı yapıyordu. Hazine borçlanmasından sonra bir değişim yaşandı. Bu işin ticaretini yapmak için mantar gibi biten bankalar artık düşünecekler. Bankayı kuranlar, mutlaka ticari bankacılık yapacaklarını bilirler.
'Kimse döviz yükselecek diye beklemesin'
* Tasarrufçu çok şaşkın. Birikimini nereye kanalize etmeli?
Tasarruf sahibi eskisi gibi reel fazi döneminin gelmeyeceğini bilmeli. Reel faiz enflasyonun, güvensizliğin, riskin primi idi. Ekonominin istikrara kavuştuğu, enflasyon düştüğü ülkede reel faiz olmaz. Faiz, harcamadan fedakarlığı gerektiriyordu. Şimdi, reel faiz olmayacağı için harcama tercihi ortaya çıkacak. Enflasyonun üstündeki getiri bundan sonra sanayide de faizde de, dövizde de üç aşağı beş yukarı aynı düzeylerde seyredecek. Kimse, döviz yükselecek diye, çok yüksek reel faiz alacağım diye beklemesin. Bunun için araştırma içinde olmasın.
Okan MÜDERRİSOĞLU