|
|
Kötü adam olmak
Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp, istikrar programının ilk günlerinde yaptığımız bir sohbette, sanki geleceği önceden görürcesine konuşuyordu.
"Her programın, bir 'kötü adam'ı vardır. Hazine Müsteşarı olarak, programın geleceği ve başarısı için ister istemez kötü adam olmak zorunda kalacağım ama bir şikayetim yok" diyordu.
Zaman, müsteşarı haklı çıkardı. İlk ciddi çarpışma, "enerji cephesi"nde yaşandı. Hükümet, nükleer santral ihalesi için karar almış ve TEAŞ'ı görevlendirmişti. Ancak Hazine, nükleere garantör olamayacağını açıkladı. İhale sonucunun ilan edileceği basın toplantısını iptal ettirdi. Nihayet Enerji Bakanı Cumhur Ersümer, son Bakanlar Kurulu toplantısında, resmen Hazine'yi şikayet etti ve "engellemelerden" yakındı.
Derken, çarpışmanın ikinci cephesi açıldı. Sanayi Bakanı Kenan Tanrıkulu ile Hazine arasında Tarım Satış Birlikleri Reform Yasası üzerinde günlerce ortak yol bulunmasına çalışıldı. Tasarı, Sanayi Komisyonu'ndan geçti geçmesine ama umulmadık bir yerden tepki geldi. Kendisi de birliklerde yönetici olarak çalışmış, Sanayi Bakanlığı yapmış, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Metin Şahin, Demiralp'in, acilen çıkmasını istediği birlikler yasasına itiraz etti. Şahin, "Bu tasarı, bizim komisyondan geçmez. Ben savunamam. Geri çekin. Müsteşarı ikna edin" dedi ve bu görüşlerini Hazine Bakanı Recep Önal'a kadar iletti.
Planlama ayağı aksayan, belalı bütün işlerin yükünün Bütçe, Kamu Finansmanı ve Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü'ne ihale edildiği bir programın geleceği "kötü adam"ların sayısının artmasına bağlı.
Rakamların namusu
3 Mayıs sabahı, KOBİ'lerle ilgili bir panele katılan Devlet Bakanı Tunca Toskay, basın mensuplarının soruları üzerine, "Nisan ayı enflasyon rakamını biliyorum ama söyleyemem" dedi. Bakanın açıklamasını görünce, önceki dönemlerde enflasyon oranlarına ilişkin hesapların, zamanından önce belli yerlere sızdırıldığı, hatta bakan düzeyinde rakamlara müdahale girişimleri olduğu aklıma geldi. Telefonun diğer ucunda Toskay var. Akşam açıklanacak rakamı, sabah saatlerinde biliyor olmasının doğal olduğunu belirtip, eski olayları hatırlatıyorum. Tam bir çağdaş siyasetçiye yakışır açıklama alıyorum:
"Rakamlarla oynanmasını kendi namusumla oynanması olarak görürüm. Enflasyon rakamları üzerinde spekülasyon yapılmasını önlemek için bu işi DİE'de bir kişiye emanet ettim ve bilgisayar şifrelerini de değiştirdim. Ben siyasetçi olarak çıkacak rakamları bekler, o rakamların mesajını alır, gereğini yaparım. Bu böyle bilinmeli!"
KISA KISA...
* Türkbank'ta Son Perde: TBMM Türkbank Soruşturma Komisyonu, ifade üstüne ifade alıyor. Bu isimlerden biri de Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel. Erçel'e, "TBMM'ye ifade vermeye gitmek canınızı sıktı mı?" diye soruyorum. Cevap gayet net: "Hayır. Niye rahatsızlık duyayım ki? Bu iş tıpkı bir trafik kazasında tanıklık yapmak gibi. Ben başka türlü yorumlamadım."
Bir ilave bilgi daha verelim. Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun, Türkbank Raporu'nda Erçel'in kusurlu bulunmadığı, Hazine eski Müsteşarı Yener Dinçmen'in sorumluluğunun ağır bastığı söyleniyor.
* Bayar'ın Üzüntüsü: Özelleştirme İdaresi Başkanı Uğur Bayar, haftasonu Bodrum'da aile arasında düzenlenen sade bir törenle evlendi. Selin Kibar-Uğur Bayar çifti önce Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in elini öptü. Düğün telaşı içindeki Bayar'ın canını sıkan gelişme ise hanım tarafının akrabası Pekin Hukuk Bürosu'nun özelleştirmeden iş aldığı iddiaları ile doruğa çıktı. Yakın çevresinden dinlediğimize göre Bayar, bir yandan iddiaların gerçek dışı olduğunu bulabildiği herkese anlatmaya çalışırken diğer yanda da "Lanet olsun. Özel hayatımız bile kalmadı. Yaptığımın doğru olduğuna inanmasam bırakıp gideceğim" diyormuş.
Okan MÜDERRİSOĞLU
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|