Türkiye uzun süre Sakıp Sabancı'nın yaptığı Koç-Sabancı-Doğuş grupları arasındaki birleşme çağrısını konuştu. Çağrı yankı buldu, çok tartışıldı. Geçen Cuma günü yapılan açıklama ise üç devin bir turizm şirketi kurmak üzere olduğu ve ortak yönetim konusunda dünyanın en büyük danışmanlık şirketi McKinsey'in çalışmalarını sürdürdüğü şeklindeydi. McKinsey, adını daha önce dünyanın en büyük 200 firmasının 150'sine verdiği danışmanlık hizmetleriyle duyurmuştu. McKinsey'den üç devin evliliği konusunda "gizlilik politikası" nedeniyle herhangi bir açıklama yapılmadı. Ama Türkiye Direktörleri Klaus Mund, David Meen ve Kıdemli Proje Geliştirme Müdürü Göktekin Dinçerler, geniş bir yelpazede sorularımızı yanıtladı...
*Dünya şirket evlilikleriyle sarsılıyor. Bu trend Türkiye'yi ne şekilde etkiler?
Meen: Global evliliklerin Türkiye'yi bire bir etkileyeceğini, en azından önümüzdeki beş yıl için düşünmüyorum. Türkiye'de özellikle endüstriyel bir konsolidasyonu da çok yakın görmüyorum. Ama bankacılık sektöründe bir konsolidasyon kuvvetle muhtemel. Önümüzdeki beş yıl içinde bu kadar bankanın ayakta kalabileceğine inanmıyorum.
*Neden öncelikle bankacılık?
Mund: Türkiye, profil olarak Akdeniz ülkelerine daha çok benziyor. Ama bankaların aktif büyüklüklerine baktığınız zaman İtalya'daki ya da İspanya'daki bir bankanın aktiflerinin ancak yüzde 2 ya da 3'ü kadarlar. Bu böyle gidemez.
*Türkiye'de aile şirketlerinin ekonomideki yeri birleşmeleri geciktiriyor mu?
Meen: Özellikle aile şirketlerinin "yönetime sahip olma" güdülerinden kaynaklanan bazı sorunlar var. "Eğer birleşeceksek, bu işin yönetimi bizde olmalı" mantığından yola çıkıyorlar. Çünkü şirketi kendileri kurmuşlar, kendileri belirli yerlere getirmişler, birleşmede de yönetimi ellerinde tutmak istiyorlar. Oysa bugünün dünyasında böyle bir şansınız yok. Artık şirketler yüzde 30-40 hisseyle de idare edilebiliyor.
*Böyle bir yaklaşımın hayata geçmesi Türkiye'ye neler kazandırır?
Mund: Türkiye'nin önünde son derece önemli fırsatlar var. Ama bu fırsatlar kısa süre içinde bazı adımlar atılmazsa elinizden kaçabilir. Kaçmaması için atılması gereken adımlar var. Mesela dev bir aile şirketi olabilirsiniz. Elinizde parça parça birçok önemli fırsatlar olabilir. Mesela e-ticaret konusunda birbirini tamamlayıcı fikirler farklı aile şirketleri tarafından yaratılmış olabilir. Ama her şirket bunları tek başına hayata geçirmekte zorlanır. Bunları bir araya getirip yüzde 30, yüzde 40 hisse ile yönetime katılmak Türkiye için önemli bir adım olur.
*Devlerin birleşmesi Türkiye'nin önünde nasıl fırsatlar açacak?
Mund: Çok önemli fırsatlar. Çünkü çok büyük aile şirketleri var Türkiye'de. Yönetimlerindeki profesyonel yöneticilerin çalışmasıyla stratejik müttefik olarak hareket edip çok önemli işler yapabilirler. Ama bunu ancak profesyonel bir yönetimle başarabilirsiniz. Aile şirketlerinin patronlarının bu fırsatların tümünü tek başına üstlenmesi mümkün değil.
Meen: Ben optimist bakıyorum. Örneğin GSM ihalesindeki ortaklıklara bakın. Aile şirketleri bir araya geldiler ve aralarında "Ben GSM lisansının yüzde 51'ini alacağım" şeklinde bir restleşme olmadı. Bunlara Türkiye'nin ihtiyacı var.
*Başarılı bir evlilik için neler gerekli?
Mund: Birleşmelerin başarısında iki temel nokta var. İlki, birleşmeye konu olan işlerin birbirlerini tamamlayıcı özelliklere sahip olması. İkinci önemli nokta ise ölçek. Bir şirketin diğerinden çok üstün olmaması gerekiyor.
"Önce kafa yapısı sonra profesyonellik"
*Türk şirketlerinin en büyük sorunu ve yönetim sıkıntıları neler?
Mund: Bana kalırsa Türk insanının en önemli sorunu, mantalite. İş yapmanın bir çok yolu var. Türk şirketleri, sadece şirketin kâra bakıyor. Böyle bir algılama, Türk şirketlerinin dünya ile rekabet edebilme gücünü kırıyor.
Dinçerler: Oysa konan sermayenin getirisidir önemli olan parametre. Sadece karlılığa bakmak doğru değildir.
Meen: Gelişmeye elverişli Türk şirketleri var. Ancak Türkiye merkezli işletmelerin en büyük sorunlarından biri, yetenekli ve tecrübelerini şirkete aktarabilecek yerli-yabancı profesyonellerin alınmaması. Bu yönetim kurulu üyeleri olabilir, orta düzey yönetim kademelerinde olabilir. Büyük Amerikan şirketlerinde çalışanlar sadece Amerikalı mı? Hayır. Almanlar, İngilizler, Avustralyalılar var. Global ekonomiye entegre olacak Türk şirketleri de bu yolu izlemeli.