


Demirel: Gün ola harman ola...
LEFKOŞE- Ankara... Adana... Mersin... Adana... Lefkoşe... Ankara... Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile birlikte "uzun bir gün" geçirdik.
Artık Baba'nın son gezileri.
Son mesajları...
Günün ilk mesajı Mersin'de...
Cam fabrikasının açılışında...
İşte mesajdan başlıklar:
* Türkiye, cam ev eşyası üretiminde dünya üçüncüsü.
* Düz camda dünya yedincisi.
* 115 ülkeye 400 milyon dolar cam ihracatı.
* Ey Türkiye... Sanayileşmeye devam.
* Büyümeye devam.
* İhracata devam.
* Yurtdışına taşmaya devam.
***
Günün "ikinci mesajı" Kıbrıs'ta.
Ellinin üzerinde "Fahri Doktorası" olan Demirel'e dün bir "Fahri Doktora" da Kıbrıs'ta verildi.
"Kıbrıs mesajlarını" özetleyecek olursak:
* Türkiye sizinle beraberdir.
* Kıbrıs, bir siyaset konusu değildir.
* Milli meseledir.
* Otuz beş yıldır bu işin takipçisiyim.
* Merak etmeyin, Türkiye, güvenliğinizi sağlar.
***
GAP uçağının "ön bölümünde" beş kişiydik.
Cumhurbaşkanı Demirel.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Nejdet Seçkinöz.
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Faruk Loğoğlu.
Hikmet Çetin.
Ve biz.
Demirel'e dedik ki:
- Efendim, Türkiye şu anda "günceli" konuşuyor... Medya olarak biz de "güncelle... özellikle de sıcak güncelle" meşgulüz... Sıcak güncel 16 Mayıs... 17 Mayıs... Söyler misiniz 16 Mayıs'ta "neler" olacak?
Demirel önce bizi dinledi.
Sonra da...
"Şunları" söyledi:
* Siyasetin veya hadisenin önümüze çıkardığı her fırsat Türkiye Cumhuriyeti'nin yücelmesi için kullanılacaktır.
* Ben bir örnek koymaya çalışıyorum.
* Cumhurbaşkanlığı önemli bir makamdır.
* Önemli bir görevdir.
* Makamın ve görevin şanına layık bir tören yapılacaktır.
* Tören Köşk'ün büyük salonunda icra edilecektir.
* Resmi Devlet Töreni olacaktır.
* Devlet üst protokolü davet edilecektir.
* Sanırım bin kişi falan olur.
* Ayın 16'sında hâlâ Cumhurbaşkanı'yım... Yeni Cumhurbaşkanı'nı karşılayacağım.
* Karşılıklı konuşmalar yapılacak.
* Sonra o beni uğurlayacak.
* Devir teslim töreni üzerinde titizlikle çalışıyoruz... İstiyorum ki her şey mükemmel olsun.
***
Demirel'e sorduk:
- Devir, teslim sırasında hiç "baş başa" konuşmayacak mısınız?
Cumhurbaşkanı:
- Törenden önce yarım saat baş başa görüşme var.
- Neleri görüşeceksiniz?
- 16 Mayıs itibariyle devletin önünde duran sorunlarla ilgili bir raporu da Sayın Cumhurbaşkanı'na vereceğim... Bir kopyasını da hükümete.
- Nasıl bir rapor.
- Yirmi beşe yakın konuyu içine alan bir rapor.
- Başka?
- Cumhurbaşkanı olarak üzerinde durduğum... yakından takip ettiğim konular var... Yüze yakın proje... bir mektup da o konuda vereceğim.
- Ve tören bitecek.
- Türkiye Cumhuriyeti'nin ihtişamına... büyüklüğüne layık bir tören olacak.
- Sonra da Güniz Sokak - 31'e gideceksiniz.
Demirel gülerek:
- Başka nereye giderim?
***
Şimdi geldik "Cumartesi sohbetinin" püf noktasına.
16 Mayısta Köşk'ten ayrılacak olan Demirel, 17 Mayıs Çarşamba günü ne yapacak?
- Efendim... ayın 17'sinde... 17'sinden sonra... ne yapacaksınız?
Demirel önce uçağın penceresinden "aşağılara" bakıyor.
Aşağısı kentler... Kasabalar... Köyler... Nehirler... Yeşillikler... Meydanlar... İnsanlar.
Ve sonra da...
Bize dönüyor:
- 17 Mayıs Çarşamba günü vatandaş Süleyman Demirel olarak...
"Burada" Süleyman Bey susuyor.
Belli ki "sözün gerisini" düşünüyor.
Ancak Hikmet Çetin dayanamıyor.
Gülerek "Demirel'in yarım cümlesini" tamamlıyor:
- .......... bıraktığım yerden devam edeceğim.
- Demirel'e bakıyoruz.
"Tepki" vermiyor.
- Sayın Cumhurbaşkanım... sizin söyledikleriniz ile... geçtiğimiz günlerde görevinden istifa eden Başdanışmanınız Hikmet Çetin'in sözlerini yan yana getirince... şöyle bir cümle çıkıyor... 17 Mayıs Çarşamba günü vatandaş Süleyman Demirel olarak bıraktığım yerden devam edeceğim... ne diyorsunuz?
Baba, kahkahayı patlatıyor.
"Yanıtı" aynen şöyle:
- Burada bir nüans çok önemli benim sözlerim ile, Hikmet Bey'in dedikleri arasında boş bir kısım var.
***
Gün boyunca Demirel'i "bu konuya" çekmeye çalıştık.
"Bu konuda" konuşturmak istedik.
Ancak...
Biz ısrar ettikçe, Baba da, topu "ısrarla taça attı."
Ve "son olarak" şunları söyledi:
- Gün ola harman ola... Bu güzel bir sözdür... Boşuna söylenmemiş... gün ola harman ola.
***
"Gün ola harman ola" deyimini nasıl yorumlasak acaba?
Galiba "En doğru yorum" şu olmalı...
Baba, "aşağı inince" üç ay kadar dinlenecek... dinleyecek... etrafı gözetleyecek... Türkiye'nin ve siyasetin tomografisini çekecek.
Sonra da... "gün ola harman ola"nın zamanının gelip, gelmediğine karar verecek.