


Biliyorum çünkü falımda çıktı..
Ferasetli adam ince iğne deliğinden Hindistan'ı seyreder, demişler.. Bizde feraset sahibi kıtlığı olduğundan işi astrolojiye döktük.. Anladığım kadarıyla bu işin sonu "Burçlardan Sorumlu Devlet Bakanlığı"na kadar gidecek..
Bu astrolog milleti "Gökte yıldız sayılmaz, çiğ yumurta soyulmaz.." lafının mânâsını bilmez.. Onların bilmediğini vatandaş hiç bilmez.. O yüzden de astrologların ağzının içine bakar..
Babam Dr. Abdullah Duman astronomiye meraklıdır.. Dikkat buyurun, astrolojiye değil, astronomiye.. Bu merakı sayesinde gökyüzünden habersiz kalmadım.. Temsil, Hubble teleskopunun keşfettiği en büyük galaksinin varlığını ondan öğrendim..
***
O güne kadar bilinen en büyük galaksi 20 milyon ışık yılı uzunluğundaymış, bu son keşfedilen ise 60 milyon ışık yılı büyüklüğünde..
Işık yılı ne demek?
Saniyede 300 bin kilometre hız demek.. Yani siz gözünüzü açıp kapayana kadar, dünyanın çevresini yedi kere dolaşabilen bir araca biniyorsunuz.. O galaksinin bir ucundan seyahata başlıyorsunuz.. Öbür ucuna varmanız 20 milyon ışık yılını buluyor..
İçindeki gezegen sayısı ise Rio'nun ünlü Coppacabana plajlarının kum tanelerinden fazla.. Evrende kaç bin tane galaksi var, o da bilinmiyor..
Remil atmak gibi..
Yukarıda "Gökte yıldız sayılmaz.." derken kastım buydu.. Güneş sistemindeki 9 seyyareye bakıp, birkaç yıldızın hallerinden gidip fal tutmak aynen bu işte.. Eskilerin "remil" dediği "kum falının" çağımızda kılıfına uydurulmuşu..
Kum falına bakarken koca bir plajın kumuna bakmıyorsun, bir avuç kum alıp "Neyse halin, çıksın falin.." diye önüne atıyorsun.. Ondan sonrası sallama poşet çayı deminde yalanlar..
Ahalimiz zaten maraz.. Doğru birşey göster, ayağı geri geri gitsin.. Faldan, yıldızdan bahset kulağını dört açsın.. Hal böyle olunca meydan astrolog dediklerimize kalıyor..
Eline bir astroloji çarkı geçiren başımıza kahin kesiliyor..
Lakin bu işte birinci suçlu yine bizim medya.. Hatta medyanın paşaları.. Bu astrolog milleti kehaneti azıttığında, karşılarına alıp "Söyleme bu yalanı.. Kullan başka plânı.." diyecekleri yerde, bunları alıp birinci sayfalara çıkarıyorlar..
Kehanetlerini haber gibi sunuyor, hatta manşet yapıyorlar.. Okunmak için alınan gazetelerde bile bu böyle..
***
Milliyet'in patriği Yalçın Doğan cumhurbaşkanı seçimi sırasında çok bunaldı.. Kim seçilir, kim seçilemez içinden çıkamadı.. Tuttu gazetenin astroloğuna "Bak bakalım, sandıktan kim çıkacak.." diye görev verdi..
Oğlan da "Falanca yıldız, filanca yıldızın etki alanına girdi.. Onun komşusu olan yıldız hafiften aşağıda kaldı.. Demek ki Baba yeniden seçilecek.." diye fetva verdi..
Arkadaşım Yalçın Doğan da tutup, bunu manşet yaptı..
Bir Allah'ın kulu da çıkıp "Bre zalim yönetmen, senin elinin altında Güneri Civaoğlu, Hasan Cemal gibi Ankara'da uçan saksağanın kanadından vaziyet çıkarıp yazabilen yazarların varken bu işin mânâsı ne?" diye sormadı..
Bunları anlatmamdaki maksat Milliyet'e laf sokuşturmak değil.. Bizim hallerimiz de böyle.. Önceki gün bizde bir haber vardı.. Hani güneş sistemindeki gezegenlerin arka arkaya dizilip, kıyamet yaratacağı haberi..
Muhabir iddiasını kuvvetlendirmek için lafa "Astroloji bilimine göre.." diye başlamıştı.. İki sayfa sonra da astronomların ağzından astrologları "bunlar şarlatan.." diye suçlayan başka bir açıklama..
Ben medyanın hallerinin altını çizmek istiyorum..
Kendi kendimize ettik..
Evet, işin aslı bu.. Eskiden de gazetelerin "Fal köşeleri" vardı.. El kadar bir köşeye, yukarıdan aşağı burçları dizer; her burcun karşılığına da iki üç cümle yazarlardı..
"Bugün işinizde dikkatli olun.. Bir sürpriz var.. Sağlık hayatınız iyi.." türünden zararsız kehanetler.. Bunları yazmak için illa ki bir astrolog aranmazdı..
Gazetenin en gençlerinden birine bu işi yıkarlardı.. O da bir iki ay içinde "hergün kehanet yazmanın salakça birşey olduğunu" keşfeden işin hilesine başvururdu..
Ne mi yapardı? O gün yayınlanan fal köşesini doldurmak için geçen yılın gazete ciltlerinden birini açar.. Aslan burcunun karşısında yazan lafları, Koç burcuna; Kova burcunun laflarını Yay burcuna yazardı..
Yani cümleleri harman eder yeniden piyasaya sürerdi.. Bunlara şöyle bir bakıp zaten birşey hatırlamaz, diye düşünülürdü.. Bu fala hastalık derecesinde meraklı olanlardan ise korkulmazdı..
Çünkü böyle bir zekâ düzeyinden falı uydurana zarar gelme ihtimali sıfırdı..
***
İşi fal köşelerinden alıp "Astrolojik Haber Merkezi" noktasına getirenler, bizim medyanın paşalarıdır..
Kendi aralarında meşveret kurup "Bizim ahalinin kısm-ı umumisinin aklı kenarda durur.. Falla, büyüyle bir hasar da biz vermeyelim.." diyecekleri yerde tam tersini yaptılar..
Tiraj derdi sıkıntı verdi.. Reyting derdi, medyayı gerdi..
Sonunda yıldız falı bağımlılarına "Alimle sohbet et alırsın mertebe.." diyeceklerine, önlerine astrologları dikip "Cahille sohbet et dönersin merkebe.." siyaseti güttüler..
Başımıza deprem belası geldi, huyları değişmedi.. Canlı yayında, haber masalarının bir kenarına fizik profesörünü, diğer kenarına astrolog falcısını oturtan televizyoncular gördük..
Üstelik bunlardan birine İletişim Fakültesi öğrencilerinin oyuyla "Yılın televizyoncusu" şiltini verdik ki aferin bize..
Şimdi önümüzde Galatasaray'ın Arsenal'le oynayacağı tarihi final var.. Medyamız olayın falına baktı bile.. Ünlü kahin Ümmü Gülsüm, Galatasaray alacak, diyor.. Medyum Memiş'e göre ise Galatasaray kaybedecek..
Nasıl olsa ikisinden birinin dediği çıkacak.. Ondan sonra tut kahinleri tutabilirsen..
Benim asıl korkum başka..
Gidişat o ki bu medya eninde sonunda bir astrologdan genel yayın müdürü çıkaracak.. Vatandaş da cıgarasını yakıp, falına bakacak..