Hakeden değil haketmeyen kazandı. Kimse bu maçın bu kadar kıran kırana geçebileceğini, kimse Efes'in 27 sayıya kadar çıkan farktan maçı döndürüp kazanabileceğini düşünmemişti.
Efes, oyuna başladığında karşısında basketbol adına her şeyi ortaya koyan, savunan, hücum eden, boş oyuncuyu bulan Beşiktaş'ı gördü. Ahmet Kandemir'in hazırladıklarını oyuncuların eksiksiz uyguladıkları dönemde Efes, kelimenin tam anlamıyla sürklase olmuştu.
Efesli oyuncular sahada adeta uyurgezer gibi dolaşıyor ve ilk 20 dakikada 52 sayı yiyerek son senelerde hiç görmediğimiz bir savunma zafiyeti ortaya koyuyordu. Ancak ne olduysa devre arasında oldu. Efesliler, savunma şiddetini arttırıp sayı atma işini İbrahim'in sorumluluğuna bıraktılar.
İbrahim'in ikinci yarıda 28 sayı üretmesi, buna karşılık Efes savunmasının Beşiktaş'ı yanlış şut seçimi yapmaya zorlaması ve ilk yarıda 9-19 kaybettikleri ribaund üstünlüğünü ikinci yarıda ele geçirip 27-25 tamamlaması Efes'in maçı kazanmasına yetti.
Ancak ilk yarıdaki Beşiktaş'ın ve ikinci yarıdaki Efes'in basketbol üretmesine rakiplerinin seyirci kalması kadar oyunun kalitesizleşmesine hakemler de neden oldu. Yanlış düdükler, itirazlara, itirazlar, yanlış düdüklere sebep oldu. Ortaya çıkan görüntü ise tam bir rezaletti.
Maçın başında iki takım kaptanını ve iki antrenörü toplayıp gerekli uyarıyı yapan hakemlerin maç boyunca itirazlara seyirci kalmaları kabul edilebilir gibi değildi.
Dünkü maç, Beşiktaş'ın olabilirdi. Hediye etti.