


Ölçüye dikkat
Devletin başında bir hukukçu bulunması başka, devletin sahiden Hukuk Devleti olması başka.
Şimdiye kadar 9 tane Cumhurbaşkanı gelmiş geçmiş.
Bunların 6 tanesi Asker diye Türkiye Cumhuriyeti, bir Ordu Devleti mi olmuş, ülkeyi ordu mu yönetmiş?..
Hayır...
Arada Askeri Darbeler yahut Sıkı Yönetimler görülmüş ama Çankaya'daki zat Asker olduğu için değil...
Başka sebeplerle... Sivillerin basiretsizliğiyle.
*
Buna karşın... Celâl Bayar ilk sivil cumhurbaşkanıdır diye, Türkiye sanki külliyen sivilleşmiş mi? Hayır... Tersine, Celal Bayar, gidip 27 Mayıs'a toslamış.
Bitmedi.
İki tane de mühendis gelmiş Çankaya'ya... Özal ve Demirel.
Peki, onlar mühendistir diye Türkiye Mühendislik esaslarına göre mi yönetilmiş?
Hayır... Tersine, onların zamanında tamamen ekonomi ağırlıklı programlar yüklenmiş Türkiye'ye.
*
Demokratik atılımlarımız halâ eksik.
İnsan Haklarımız halâ komik.
Adalet mekanizmamız halâ güdük. Yargı Reformu bekliyoruz, halâ yok.
Tarifine uygun bir Hukuk Devleti değiliz... Halâ değiliz.
Ama Çankaya'ya bir Hukukçu yollayarak, bir Hukuk Devleti imajı yaratacağımızı sanmaktayız. Kendimizi kandırıyoruz.
- Hukukçu bir Cumhurbaşkanı fena mı?
Hayır, fena değil... Ama yetmez.
Çankaya'daki zat Hukukçudur diye Türkiye -kerameti kendinden menkul bir biçimde- pattadak Hukuk Devleti olup çıkamaz.
Alt yapı nerde?.. Nerde reformlar?
Bunlar yapılsaydı, bir Hukukçu Cumhurbaşkanı elbette ki büyük anlam taşırdı...
Ama bu şartlarda Çankaya'ya kimi çıkarırsak çıkaralım, o artık ne hukukçudur, ne mühendis, ne de asker... O sadece Cumhurbaşkanıdır. O kadar.
*
Bu yazdıklarımızın Sayın Necdet Sezer'le bir ilgisi yok...
Esasen hiç bir hukukçuyla da ilgisi yok.
Ama lütfen Cumhurbaşkanı adayının Hukukçu oluşuna bakıp artık Hukuk Devleti oluyoruz diye kimseyi kandırmayın.
Cumhurbakanı Sadettin Tantan olsaydı sanki Polis Devleti mi olacaktık?