Görüyorsunuz, herhangi bir siyasal seçim için adaylığını koymak da, bir bakıma rulet oynamaya benziyor.
Kim kazanacak, kim kaybedecek; herkes merakla bekliyor.
Vaktiyle hırslı bir kumarbaz, adı dünyaca ünlü bir kumarhanede, tüm servetini yitirmiş. Elinde kala kala, bir tek arabası kalmış.
Kumarhaneden çıkıp, arabasına binmiş. Kendi kendine mırıldanıyormuş:
- Bir daha bu batakhaneye adımımı atarsam Tanrı beni kahretsin...
Kumarhaneden iyice uzaklaştığı bir sırada, küçük bir ses duymuş kulağında:
- Derhal kumarhaneye dön...
Müflis kumarbaz:
- Galiba çıldırıyorum, demiş. Kulağımdaki bu ses de ne?
Ses:
- Ben ne dediğimi biliyorum, diyormuş. Hemen geri dön kumarhaneye...
Kumarbaz, uyurgezer gibi, bilinçsiz bir refleksle arabasını geri döndürüp tekrar kumarhanenin önüne gelmiş.
Ve kulağındaki ses:
- Arabanı sat, demiş.
- Ne... Arabamı mı satayım? Elimde tek kalan şey o. İmkanı yok bunun.
Ses:
- Ben görüyorum senin geleceğindeki başarıyı, diyormuş. Ne diyorsam onu yap. Sat arabanı...
Bizim kumarbaz, kumarhane çevresindeki, bu tür durumlara alışık oto galerilerinden birine gidip, zar zor 2 milyara satmış arabasını...
Kulağındaki ses:
- Şimdi kumarhaneye gir ve ruletin başına geç, diyormuş.
Bizimki:
- Yapma kuzum, diyormuş, bunu da kaybedeceğiz..
- Ne diyorsam onu yap. Ben biliyorum senin geleceğinin ne kadar parlak olduğunu...
Müflis kumarbaz, uzaktan yönetilen bir robot gibi, tekrar girmiş kumarhaneye ve doğru rulet masasına yönelmiş.
Ses:
- Şimdi 2 milyarı da 8'in üstüne koy, demiş. Güven bana. Ben görüyorum geleceği. Kesin kazanacaksın.
2 milyar, 8'in üstüne konmuş.
Rulet dönmüş, dönmüş; 9 kazanmış...
Ses, gayet öfkeli:
- Allah kahretsin, demiş, ilk kez yanılıverdim.
Biri dışında, tüm Cumhurbaşkanı adayları, önümüzdeki hafta içinde yaşayacaklar bu fıkrayı...
Ne güzel...
Yine bir rulet masası... Tüm servetini yitirdikten sonra cebinde sadece 1 milyonu kalmış bir kumarbaz; dirseklerini masaya dayayıp, başını iki eli arasına almış, oyunu seyrederken içinden:
- Şimdi, diyormuş, cebimdeki şu son 1 milyonu, 7'nin üstüne koyacaksın mesela...
Ve rulet dönmüş 7 kazanmış...
Bizimki:
- Mesela, diyormuş, ne kazandıysan hepsini 14'ün üstüne koyacaksın...
Rulet yine dönmüş, 14 kazanmış..
Başı ellerinin arasında, oyunu öyle seyreden müflis kumarbaz, kendi kendine:
- Harika, diyormuş, şimdi de tüm kazandığını 20'nin üstüne koyacaksın..
Ve 20 kazanmış. Şayet bizim kumarbaz, düşündüklerini gerçekten oynasa, tam 100 milyarı olacakmış. Kalbi küt küt küt çarpıyormuş... Sanki 100 milyarı kazanmış gibi, bir şahlanma olmuş içinde...
Sanki Cumhurbaşkanı seçilmiş örneği, gurur ve ihtişamla kalkmış ayağa, cebindeki tek milyonu da krupyenin önüne atmış:
- Çocuklar için...
Biten yüzyılda, İtalya'daki bir Cumhurbaşkanı seçiminden sonra, bir kıyafet balosu veriliyormuş. Bir bacağı takma olduğundan ötürü seçimlerde oy toplayamamış bir saylav, baloda giyeceği orijinal bir kıyafet için, bu tür şeyler satan bir dükkana girmiş:
- Balo için özel bir giysi istiyorum, demiş.
- Bir Napoleon giysisi vereyim size...
- Benim bir bacağım tahta... Çizmeye girmez ki...
- Amiral Nelson nasıl?..
- Belli olur tahta bacağım, beyaz yünden tulum pantol içinde..
- Meçhul asker kılığında gitseniz...
- Peki tahta bacağımı ne yapacağız? Dolak saramayız ki...
Satıcı:
- Size en uygun düşecek kılığı buldum, demiş. Kıpkırmızı bir şala sarınarak dört ayak gidin baloya. Tahta bacağınızı da kıçınıza soktunuz mu, tam bir elma şekeri görünümünde olursunuz.. Böylece seçilememiş olsanız da, adaylığınızın değeri daha çok çıkar ortaya...