MHP vekili Cemal Enginyurt, iki tekme bir tokatla şöhret oldu...
Bakanı dövemeyince, koruma polisine girişti.
Demek ki başka türlü şöhret olması mümkün değilmiş...
Bu hareket, yüzbinlerce polis ve ailesinin oylarıyla vekil olmuş birinin, polislere "şükran" cevabıdır.
Kendise oy veren polislere tokat!..
Cemal Bey, 14 yaşında mapusa düşmekle ve öfkeli mizacıyla övünüyor, "ne yapayım elime hakim olamıyorum", diyor...
Ama okurlar da şöyle diyor:
Çok kabadayı ise, aynı hareketi bir askere yapsın da görelim!..
Bu skandalın üç yüzü var:
1- İçişleri Bakanı Tantan ile Emniyet Genel Müdürünün tepkisizliği...
Zaten üç kuruş paraya gece gündüz çalıştırılan polis teşkilatı, bu kadar da sahipsiz bırakılamaz!..
Polisin kendisini "sahipsiz" hissetmesi, görevinin niteliği ile bağdaşmıyor...
2- Cemal Enginyurt'un profili, "düzelecek" bir profil gibi görünmüyor...
Demek ki, MHP'nin önünde bir "teşkilat dokusu" meselesi duruyor...
3- Bir bozuk profilin Bahçeli'nin saygınlığını zedelemiş olması da önemli...
Bahçeli'den ışık almadan hiçkimse böyle bir skandal yaratamayacağına göre...
Şimdi, Bahçeli'nin parti lideri olarak yurttaşlara demokratik bir değerlendirme borcu doğmuştur.
Meclisimizin "dayısı"na haddini bildirecek bir merci herhalde vardır.
Çok afedersiniz bir "otel ayımız" vardı...
Bir de "Meclis dayımız" mı oluyor?..
Demirkent ne diyor?
Nezih Demirkent, Yeni Binyıl gazetesine şöyle demiş:
"Eğer basında MİT'çi yok denirse, MİT'çilerin kimler olduğunu anlatabilirim..."
Bu sözlere bakılırsa "tecrübe" konuşuyor.
Nezih Bey'e bakılırsa, "neredeyse sarılmışız!.."
Bir de şunu hissettim:
Bizim en fazla güvenmemiz gereken milli teşkilatımız, meğer gazetecilere ne kadar da güvenmiyormuş!..
Gazetecilerden ne kadar da kuşkuluymuş!..
Mesleğim adına utandım!..
Ama gerçekler güne çıkacaktır...
Ve çıktığı gün, basına zerre kadar katkısı bulunmayanların, tarihi bir katkısı, tarihe geçecektir...
Yenilik gibi görünen ama rahatsızlık veren bir sözcük... İleti!..
Ne demek bu?.. Mektup mu, not mu?..
İletin geldi mi?.. İletiyi gördün mü?.. Babam bu ay iletisini geciktirdi!.. Aşk iletisi!.. Askerlerin muhtıra iletisi!..
Nereye koysan olmuyor!.. Bu ileti sözcüğü beni illet ediyor...
"Büyük" Emrah
Yediğin hurmalar, işte böyle tırmalar...
Küçük Emrah'ın pehlivan tefrikasına dönmüş babalık davası bitiyor. DNA testi, yüzde 99.99 baba dedi...
DNA testine göre, bir kimsenin... "Baba olmadığı" kesin olarak belirlenebiliyor ama...
"Baba olduğu", ancak kuvvetle muhtemel olarak belirlenebiliyor... Rapor o yüzden, Emrah yüzde 99.99 babadır, diyor...
Yüzde 100 babadır, diyemiyor!.. Ama mahkeme büyük ihtimâl, Emrah'ın baba olduğuna hükmedecek...
O küçük yavru, "bir baba bulmuş" olacak...
Emrah ise "hiç istemediği bir evlâda" sahip olacak...
Hukuken yapılan iş doğru...
Ama sosyo-psikolojik açıdan rezalet!..
Neticede, iki yetişkin bir herze yemiş, faturayı çocuk ödemiş oldu...
O günahsız çocuğa, Emrah'tan baba olsa ne olur, olmasa ne olur?..
Nüfus kağıdında anlamsız bir isim!..