


İşte size istikrar!
"Eyvah, istikrar elden gidiyor" diye endişe mi ediyordunuz? İşte size istikrar! Hem de en sağlamından, en iyisinden...
Sağlam, çünkü korkuya ya da zora değil; çok geniştabanlı bir uzlaşmaya dayanıyor.
İyi, çünkü hukuk devletini ve demokrasi inancını ortak payda yapıyor.
Demek ki korkmak için bir sebep yokmuş. Biraz gayret, biraz cesaret ve ufukla sistem işleyebilirmiş. Geçmişe asılıp durmak; eski dengeleri, eski güç ilişkilerini değişmez sanıp "çözüm"ü buralarda aramak yerine, değişimin doğrultusunu kavramaya çalışmakla gerçekçi çözümler üretebilirmiş.
Ve gerçekçi çözümler üretildiğinde, cumhurbaşkanlığı seçimi gibi siyasi tarihimizde hep kriz konusu olan bir konu, parlak bir konsensus örneğine dönüştürülebilirmiş.
***
Meclis'teki 5+5 zorlamaları sırasında yazdığım bir yazıda şöyle demiştim:
"Hiç korkmayın, bu istikar bozulur, yeni bir istikrar kurulur...
Her istikrar, o ülkedeki güç odakları arasında belli bir denge noktasını yansıtır. Ama bu, o denge noktasının olumlu olduğunu ve ilelebet sürmesi gerektiğini göstermez.
Demek ki mevcut istikrarı korumak başlı başına bir hedef olamaz. Her istikrar belli bir güç dengesine tekabül eder. Güç dengelerinin değişmesi ile istikrar bozulur ve yeni dengelere uygun düşen yeni bir istikrar kurulur.
Bugün Demirel'in temsil ettiği istikrar, Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı, Parlamento, Hükümet ve Silahlı Kuvvetler arasında kurulan belli bir denge noktasını yansıtıyor.
Şimdi Türkiye'nin demokratik dünyanın bir parçası olabilmek için bu eski dengeyi bozması, ülke yönetimine katılan güçler arasında yeni bir denge yaratarak siyasi istikrarın yeni bir düzlemde yeniden yaratması gerekiyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimi bu yeni dengenin yaratılmasında kritik bir eşiği ifade ettiği içindir ki özel bir önem taşıyor."
***
İşte, önceki gün beş siyasi parti liderinin yanyana oluşturdukları tablo, siyasi sistemimizin bu kritik eşiği yüzünün akıyla aştığını gösteriyor.
Beş liderin, Ahmet Necdet Sezer gibi adı hukuk devletiyle ve demokrasiyle özdeşleşen bir ismi aday göstermesi siyasi istikrarın yeni bir düzlemde yeniden yaratılmasıdır.
Bu yeni düzlem, ülkemizi bir kanun devleti olmaktan "hukuk devleti" olmaya sıçratabilecek bir düzlemdir.
Bu düzlem bizi Avrupa'ya entegrasyona götürecek ve Kopenhag Kriterlerine uyumumuzu kolaylaştıracak olan düzlemdir.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer'in başarılı kariyeri, hukuk devletine olan bağlılığı, demokratik çıkışları, güven veren kişiliği ile bu uzlaşmayı kolaylaştırdığına hiç şüphe yok.
Ama unutmayalım ki, Ahmet Necdet Sezer'ler hep vardı. Bugün farklı olan, onun aday gösterilmesine yol açan siyasi iklimdir. Ülke yönetimine katılanların başkasını değil, onu aday göstermeleri ve onun temsil ettiği ilkeler üzerinde birleşmeleridir. Asıl sevindirici ve güven verici olan da budur.
Evet, kritik eşik aşıldı...
Eşiğin ardında daha çağdaş, daha demokratik ve kendiyle daha barışık bir Türkiye var.