Hani ben arada bir şu denizlerde yasak balık avı yapanlarla ilgili yazılar yazıyorum ya, ilgilileri ve yetkilileri göreve çağırıyorum ya, al başına işi... Bakın ne olmuş;
İzmir'den bana yazan bir vatandaş başına geleni anlatıyor; "Ahmet bey, ben ve benim gibi özel merakı olan kişilerin amatörce balık avlamak hastalığı var; kıyı balıkçılığı... Elimize bir olta alıp, kıyıdan balık avlarız. Ben bunu aşarak harç-borç 3.45 cm'lik bir tekne ve 2 beygir gücünde bir motor aldım. Büyük bir hevesle İzmir Eski Foça'da balık avlamak için denize çıktım, kıyıdan 500 metre açıldım. Denize açılmadan önce can yeleği, yangın söndürücü ve Türk Bayrağı teknede bulunmalıymış, hepsi tamam...
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'ndan avlanma belgesi de aldım, fakat ne yazık ki Foça Sahil Güvenlik, benim üç tarafı denizle çevrili olan bu ülkede balık avlanmama müsaade etmedi. Benden belge istedi, ben tüm emniyet tedbirlerini aldığımı, avlanma belgem olduğunu, teknem küçük olduğu için başka belge gerekmediğini Sahil Güvenliğe anlatamadım, avlanmadan geri döndüm. Sonra İzmir Sahil Güvenliği aradım, hiç birinin yasadan haberi yok, bana yanıt vermediler. Sonra Deniz İşletmelerine gittim, benden tam teşekküllü hastane raporu ve bir yığın belge, 2 ay kurs ve imtahana girmem gerektiğini söylediler. Ben de kendilerine, "Kardeşim ben olta ile balık avlayacağım. Örneğin; tam teşekküllü hastane raporunda veremli olduğum anlaşılırsa ben balık avlayamayacak mıyım" dediğimde, "Ne yapalım kardeşim, yasa böyle" dediler.
Sayın Vardar, siz önce gazeteci olarak bana söyleyin, ben balık avlayabilir miyim, avlayamaz mıyım?... Önce küçükten olayı çözelim. Bunu çözersek sonra sizin dalyan meselesine gelebiliriz. Yazılarınızda sonuna kadar haklısınız. Bu konuda bilgi edinebileceğiniz bir makam bulursanız bize de haber veriniz."
Gördünüz mü siz, biz ne diyoruz, bunlar ne yapıyorlar?... Yahu ben deniz diplerini tarayan korsanlarla, kaçak balıkçılarla mücadele edelim diyorum, görevliler ise, ne yapıyor?... Ya ben anlatamıyorum, ya da onlar anlamıyor...