kapat

28.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Benim goldkartım da var emme..

Ben de bu yazıyı "Goldkartı" olmayanlar için şey ediyorum.. Bu saatten itibaren de vatandaş arasında köfteci-kestaneci ayırımı yapmayacağıma dair kendime söz veriyorum.. Neden derseniz.. Demeyin, oturup okuyun..

Bu "Kokoreççi" ile kankası "Kestaneci" eninde sonunda beni ruh hastası edecekler..

Gerçi şu sıralardaki ruh halim de pek parlak sayılmaz.. Akıl hastanesine ziyaretçi gitsem, biri kefil olmadan dışarı çıkaracaklarını sanmam ama kendimi idare ediyorum..

Kokoreççi'ye hasta olmamın sebebi başka..

Adam bir karış boyuyla her akşam ekrana çıkıyor, bilgisayar marifeti üzerine bir torba laf ediyor..

***

Biz ikinci ayımızı idrak ettik.. Bir kere girebildik Internet'e.. O da yeğenimizin yardımıyla.. Kendi başına girmeye kalktım mı "porter" açılmıyor..

Zile basıp basıp kaçan çocuklar gibi Internet'i tıklatıp tıklatıp yerimize dönüyoruz..

Bir banka hikâyesi..
O kokoreççi reklamı kafamı bir eyyam kurcaladı.. Neden derseniz, reklamcı milleti bir reklam filmi çekerken baz olarak "müşteri profilini" alır.. Müşteri profilinden maksat şu..

Malı kime kakalamayı düşünüyorlarsa, o müşterinin hayat tarzına uygun bir reklam senaryosu hazırlayıp filmini çekerler..

Temsil, yağlı güreş pehlivanları için kispet pazarlıyorlarsa, reklam filminde Boğaziçi"nde okuyan kulağı küpeli bir oğlanın halleri anlatılmaz.. İlle de ense kulak yerinde, pehlivan kesimli bir taşralı bulup oynatmak icap eder..

O sebepten "Kokoreççi" ile "Kestaneci"nin Internet muhabbeti bana inandırıcı gelmiyordu.. Lakin bir olay duydum, sıtkım sıyrıldı..

Vak'a İstanbul'da yaşanmış.. Hem de bir banka şubesinin içinde ve önünde..

O bankanın reklamları çok klastır, Türkiye insanını "Avrupa birliğine tenezzül edip de girmiyormuş.." performansında gösterir.. Şubelerinde herşey On-Line.. Dokunmatik.. Otomatik..

Ne var ki personeli, bankanın zenginliğinden nasibini yeterince almadığı için, öğle tatili geldi mi, karın doyurmak için kapı önündeki seyyar köfteciye yazılmakta..

Seyyar köfteci de dişli biri.. Müdürün bir türlü gücü yetmediği seyyar köfte arabasını kapı önünden çektirememesinden belli..

***

O gün, yani olayın patladığı gün, personel her zaman ki gibi öğle molası yaklaştığında odacıyı gönderip; siparişlerini iletmiş..

- "Ayla hanıma çeyrek ekmek arası.."

- "Abidin bey soğanı bolca istiyor.."

- "Veznedar Tahir'e yarım ekmek içi bir buçuk porsiyon.."

Köftecinin kısmetsizliği mi artık bankanın kısmetsizliği mi bilinmez.. O gün tezgahın başı her zamankinden kalabalık olmuş.. Gelenin canı köfte çekiyor, gidenin canı çekiyor..

Seyyar satıcı esnafı yerleşik müşteriyi daima yedekte tutar, gelip geçen müşteriyi öne alır.. Çünkü günlük cironun yükselmesi gelip geçici müşterinin kaçırılmamasına bağlıdır..

Adamcağız ne yapsın? Tezgaha her zamankinden fazla müşteri gelince bankadakileri biraz geriye sarkıtmış.. Siparişleri hazırlayıp da götürdüğü zaman öğle tatilinin süresi bitmiş..

Sabahtan akşama kadar çağdaşlık üzerine "reklam marifeti" ile vaaz veren bir bankanın personeli, müşterileri içeri aldıktan sonra; bir eli ile köfte ekmek tutup, diğer eliyle işlem yapacak değil ya!

Mecburen köftecinin getirdiklerini geri çevirmişler.. İçlerinden biri aç kalmanın hırsıyla bir de adama çıkışmış..

- "Hay ben senin getirdiğin köftenin içine.." diye başlamış.. Hızını alamayıp "Bankayı leş gibi soğan kokutuyorsun.." diye söylenerek bir de milli sebzemizin manevi şahsiyetini tahkir etmiş..

Köftecinin intikamı..
Bu beyaz yakalılar denilen takım hep böyledir.. Cebindeki üç otuzluk maaşa bakmaz, boynuna taktığı kravatın etkisine güvenir, ahaliden insanları hor görür.. Onlara tepeden bakar..

Ancak bu sefer baltayı taşa vurmuşlar..

Yediği o kadar laf üzerine eyleme geçen köfteci, iade malları tezgaha bıraktıktan sonra elinde hesap cüzdanı ile içeri girmiş ve bankadaki hesabında bulunan bütün parayı geri çekmiş..

Söylemesi ayıptır, tamı tamına yedi milyar lira..

Müdür bilançodaki yedi milyar liralık eksiği akşam farketmiş.. Bankayı terk eden müşterinin köfteci olması onu daha bir huylandırdığından işi biraz kurcalamış..

Bakmış ki köftecinin hesabı kapatmasının sebebi, personele alınması..

Olacak şey değil.. Sen koskoca bir çağdaş banka ol.. On-Line hattı kur.. Otomatik, dokunmatik olaylara gir.. Sonra kapıdaki köfteci ile başa çıkama, onu başka bankalara kaptır..

***

Müdür Bey'in ağır fırçası, personele köftecinin verdiği taze ekmeğin iç hamurundan daha fazla dokunmuş..

Bu sefer el birliği ile adamı imana getirme yarışına girmişler.. "Getir şu parayı, daha çok faiz verelim.." diye diller dökmüşler..

Dökmüşler ama bir faydası olmamış.. Bırakın dil dökmeyi, banka şubesinin en güzel, en genç memuresine; dansöz libası giydirip, tezgahın karşısında sabah akşam oynatsalar iş değişmeyecek..

Köftecinin rikkat kalbi öyle kırılmış ki bir kalp ancak öyle kırılabilir..

Bu sefer olayı Müdür Bey haysiyet meselesi yapmış.. Köfteciyi makamına çağırıp karşısına oturtmuş.. En yüksek faizi teklif ettikten başka bir de kredi kartı vereceğini söylemiş..

Müdür Bey ertesi gün "Gold Kart" teklif etmiş.. Köfteci yine "Iıııhhh!" demiş.. Ihlaması bir yana personele veresiye alış verişi de kesmiş..

O da yetmemiş, düşündükçe yediği hakaret aklına geldiğinden alış verişin her türlüsünü kesmiş..

Şimdi köfte kokusu hâlâ banka şubesine giriyor ama köfteci kapıdan içeri asla girmiyor.. Kriz ne zaman bitecek bilmiyorum.. Olayın tarihini de tam öğrenemedim..

Tahminim Nisan'ın ilk haftasında, Köftecinin damarına bastıkları gün olmalı.. Hesabı aniden çektiği gün.. Çünkü o gün Borsa durduk yerde düşmüştü.. Biz de "Demirel'in hesabı tutmadı, ondan düştü.." sanmıştık..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır