|
|
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr
)
|
  
Alternatif Tıptan Tamamlayıcı Doktorluğa...
Harvard Üniversitesi Tıp Okulu gibi bir okulun "Genç Şifacılar" adı altında bir yaz kampına destek verdiğini duymuş muydunuz?
Ya da, geçtiğimiz aylardan başarılarını Türk basınında da izlediğimiz, ABD'de "Gelecek bin yılın doktorlarından" diye anılan Mehmet Öz'ün "Şifayı Yüreğinde Ara" adlı kitabından söz edildiğini..
Altın Kitaplar yayınladı..
Dr.Öz, birinci sınıf bir kalp ve damar cerrahı. Dünya çapında.. Boris Yeltsin'in geçireceği muhtemel bir kalp ameliyatında, ameliyat ekibine katılması istenmiş. Harvard'daki dört yılın ardından Pennsylvania Tıp Okulu'nda dört yıl daha okumuş.. Sonra da Columbia Presbyterian Tıp Merkezi'nde genel cerrahi ve kalp cerrahisi dallarında tam yedi yıl sıkı bir eğitimden geçmiş.
Kitabın, tanınmış Amerikalı bir tıp profesörü tarafından kaleme alınan önsözünde Dr. Öz, Batı'nın yüksek teknoloji ürünü tıbbı çalışmalarında doruğa yükselmiş bir kişi olarak tanıtılıyor. Kalp nakli bekleyen hastaları hayatta tutmaya yarayan karmaşık ve kısmen yapay bir kalple ilgili yöntemlerin gelişmesine yaptığı katkılardan övgüyle sözediliyor ve "Dr. Öz, bir uzmandır ama bir teknisyen olmanın çok ötesindedir" deniyor.
Çünkü.. Dr. Öz hastalarına cerrahi yeteneğinden ve klasik tıp bilgisinden çok daha fazlasını veriyor. Hastalarının ona kalplerini açmalarını sağlıyor. Hem gerçek bir bilim adamı, hem de alabildiğine toleranslı ve açık fikirli.. Tedavinin olanaksız olduğu bazı durumlarda hastaların hiç beklenmedik bir biçimde iyileştiğine tanık olmuş, bilimin ötesinde birşeyin bu hastaların yaşamasını sağladığına inanmış..
En üzücü hastaların yaşam mücadelesinden vazgeçip, sessizliğe ve karamsarlığa bürünen hastalar olduğunun farkında.. Dolayısıyla, hastalarından korkuyu endişeyi, gerilimi hafifletmeye yarayan "tamamlayıcı" tedavileri esirgemiyor. Sağlığa kavuşmanın bir bütünleşme süreci olduğunun bilincinde.. "Tedaviye" hastalarıyla birlikte katıldığı bir ortak serüven gözüyle bakıyor, onları aktive ediyor, sahnelenen oyundaki başrolleri paylaşıyor, onların vücutlarıyla birlikte zihinlerini ve kalplerini de çok çeşitli yöntemlerle "iyileşmeye" yönlendiriyor..
Yöntemler mi? Homeopatiden şamanizme, masajdan yogaya, hipnozdan müziğe, şifa verici dokunuşlara, "enerji"yle tedaviye, akupunktura, meditasyona kadar.. Yani Batı ile Doğu'nun sentezine.. Fiziksel ortamın dışında bir başka gerçek olduğu inancına.. İlaç ve cerrahiye ek olarak alternatif şifacılıktan "bütünleyici doktorluğa".. Hiç tartışmasız, daha insancıl bir tedaviye..
Dr. Öz'ün kitabında, hastalarıyla paylaştığı deneyimlerden örnekler var.. Kitabı okumanızda yarar var.. Ola ki çevrenizden birisiyle paylaşırsınız..
Şifacılık, bilimle ortak oluyor!..
İşte bu, inanılır gibi değil! Böyle bir konferansa Ankara Üniversitesi Kalp Merkezi kapılarını açsın.. Aralarında tıp doktorlarının da bulunduğu, çoğunluğu genç, çok yoğun ve üst düzey bir katılım sağlansın. Dr. Mehmet Öz'ün "tamamlayıcı doktorluk" diye tanımladığı, Amerika'nın Harvard, Columbia, Johns Hopkins gibi çok saygın tıp kurumlarında gelişmiş merkezlere dönüşen, tüm dünyaya giderek yaygınlaşan yöntemlerden biri, ülkemizde de bu düzeyde tartışmaya açılsın!
Şifacılık.. Konferansı düzenleyen Dr. Zeyneb Ümit Belbez.
Konuşmacı, Amerikalı bir uzman psikoterapist.. Dr. Jacqueline A. Carleton.. Eğitiminin önemli bir bölümünü Columbia Üniversitesi'nde ve Dr. Mehmet Öz'ün de eğitim gördüğü Columbia-Presbyterian Tıp Merkezi'nde tamamlamış, İsviçre, Almanya, Fransa'dan Brezilya'dan dünyanın birçok yerinde hocalık yapıyor, seminerler, konferanslar düzenliyor.. 35 yıl önce, öğrencilik günlerinde Türkiye'ye gelmiş bir süre kalmış.. İstanbul'da yakın dostları var. Selçuklu sanatına hayran.. Orta yaşlarında zarif, samimi mütevazi, ifadesi insana huzur ve güven veren bir bilim kadını.. Dinleyecilerinden çok önce salona gelmiş, masasına oturmuş, gelenleri karşılıyordu. Sözlü açıklamalardan sonra iki gönüllü üzerinde iki uygulama biçimi gösterdi.
".. İnsan çeşitli enerji katmanlarından oluşur. Bu katmanların merkezinde 'Öz' denilen 'Hayat Enerjisi' yer alır. Bu bizim yaşam gücümüz, doğaya ve evrene olan bağımız, yani sevgi, haz ve yaratıcılıktır.. Zihin, beden, irade ve ruh 'Öz'ün hizmetine yönlendirildiğinde güçlü bir tedavi sistemi oluşturur."
".. Korku, öfke,nefret, zararlı inançlar gibi olumsuz enerjiler bastırıldığında blokajlar oluşturarak vücut dokuları arasına sızar, olumlu enerjilerin gelişmesini, beden içinde rahatça akımını engelleyerek fiziksel ve zihinsel sağlığımızı tehdit ederler."
".. İşte `Core Energetics' denilen yöntem, bireylere veya gruplara uygulanarak dolaşımı engelleyen tıkanıkları ortadan kaldırmaya, kişiliğimizdeki olumsuzlukları olumluya dönüştürmeye, ortaya çıkan enerjiyi de yaratıcılığa, sevgi ve hazza yönlendirmektedir."
Uygulama bir tür psikanaliz gibi. Sadece, kelimelere, şifacının eli ve zaman zaman hastasından yapmasını istediği bazı hareketler ekleniyor. Zaten temelde sistem, Freud gibi bir Viyanalı'ya ait. Wilhelm Reich.. Reich'ın uluslararası ün sahibi olduğu bir başka yönü de politik yönü.. İnsanın sevme, iyileşme, gelişme ve yaratmaya programlı psikosomatik (Hem organik, hem ruhsal) bir bütün olduğuna inanıyor. Şifanın, sevginin, bilgeliğin kaynağında "Öz"e giden kanalları açmak, açık tutmak var. Meditasyondan faydalanması, enerji alanlarını ve "şakra" denilen vücuttaki enerji merkezlerini kullanması biyoenerjiden farklı yanı..
Sonradan bir sohbet sırasında Bayan Carleton'a, "21 Yüzyıl, bilim ve teknolojinin yanısıra biraz da mistik bir dönem olacağa benziyor" dedim..
"Oldu bile!" diye yanıtladı..
(Ankara'daki bu çok ilginç gelişmeleri Serpil Gogen izledi ve yazdı.)
Ne şirin film!..
Ne şirin bir film Tatlı Bela.. Ne şirin bir Julia Roberts.. Silikonlu göğüslerine fena halde kızdığım halde..
Hukuk eğitimi bile olmadığı için, bir avukatlık şirketinde dosyalama işlerinde çalışan biri bebek üç çocuklu bir kadının, dünyanın en büyük şirketlerinden biri aleyhine çevreyi kirlettiği için açtığı ve kazandığı davanın gerçek hikayesi..
Bu yüzden her olumlu filme "Amerikan masalı" diye bakan eleştirmenlerimiz bu defa söyleyecek laf bulamamışlar..
Başından sonuna sıkılmadan izliyorsunuz..
Julia her zamanki gibi harika da, bu defa, şirketin sevimli patronu rolünde Albert Finney de harika..
Gerçek hayattaki olayın kahramanı Erin Brockovich de filmde bir sahnede görünüyor.. Julia filmin başlarında üç çocuğu ile bir hamburgerciye gidiyor.. Kızı, peyniri ve ekmeği olmayan bir cheeseburger istiyor.. Garson kadın da, başı ile "Anladım" diyor..
İşte o garson, Julia'nın canlandırdığı Erin'in ta kendisi..
Yürüyüş!..
Mao'nun uzun yürüyüşü vardır, siyasal tarihe geçen. Süleyman Bey de 17 Mayıs'ta, Çankaya'dan Güniz Sokağa kısa bir yürüyüşle tarihe geçecekmiş.
Böylece daha Köşk'ten inerken Konut'a çıkmak için harekata başlayacakmış..
Sağı birleştirip başına geçecek, tek başına iktidar, başbakan olacakmış..
Kısa yürüyüş şovun başlangıcı olacakmış. Asıl şov, o gün çeşitli partilerden 60 milletvekilinin derhal Demirel'in tabela partisine (Herhalde İsmet Ağabeyin partisidir) katılması olacakmış ve Demirel Meclis'te "Hazır" gurup sahibi olarak siyasete başlayacakmış..
Pakize'nin "mış.. mış.." köşesine döndük..
Eee.. Ne yapalım?..
İnsan da hayal ettiği müddetçe yaşarmış!.
TEBESSÜM
"Bana yarım prezervatif verir misiniz?.."
deyince Temel eczacı şaşırmış..
"Ha bu rezili bırakmaya çalışıyorum da.."
(Teşekkürler Emir)
SEVDİĞİM LAFLAR
'Asıl yetenek içimizdeki yetenekleri
ortaya çıkarmaktır.'
Thomas Edison (Teşekkürler Nihat)
BİZİM DUVAR
'Apo kendini Napolyon'a benzetmiş.
Biz de bu
Napolyon eli karnında ne
yapıyor diyorduk.
Demek ki
göbeğini
kaşıyormuş.'
Hakan&Utku
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|