kapat

28.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
UEFA Terim'i kesmez
Arsenal'i yenmek bile Fatih'i tatmin edemez. Onun hedefi Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu. Bunu G.Saray'da mı yapar, Milan ya da Real'de mi zaman gösterecek.

3 Büyükler'in üçü de teknik direktör konusunda büyük sıkıntı yaşıyor. Aranan adamın özellikleri nedir?

Mustafa Denizli ve Fatih Terim'in başarısındaki sırrı araştırırsak eğer; şunu görüyoruz. Almanya'da yetişmiş bir Löw ya da Briegel veya İngiltere'de yetişmiş bir Gordon Milne futbolu, futbol yetiştiriciliğini, takım yönetimini, kenar yönetimini Mustafa Denizli'den ya da Fatih Terim'den daha az bilen insanlar değil. O zaman niye bizimkiler başarılı oluyor da onlar başarılı olamıyor? Bu noktada bambaşka bir vasıf ortaya çıkıyor: Liderlik...

Lider vasıfların olduğunda yönetimin bile üstüne çıkabiliyorsun. Ne kadar muhalifin olursa olsun medyanın üzerinde oluyorsun. Kim ne derse desin taraftarı peşinden sürükleyebiliyorsun. Futbolcunun sana inandığını ve güvendiğini biliyorsun. Böyle olduğu zaman saha dışında yıpratılman çok zor. Maçın içinde işler iyi giderken herkes teknik direktör zaten. Ha ben, ha Fatih Terim farketmez. İşler kötü gittiği zaman, çaresiz kalan futbolcunun kenara bakışı var, imdat bekler gibi bir bakış. İşte kritik an bu. Futbolcun kenara baktığı zaman dimdik ayakta duran bir teknik direktör görürse ve "Hocam şimdi birşey yapacak, bizi kurtaracak" derse, yıkılmaz ve maça devam eder. İşte liderlik bu. Bu da herkeste yok.

* Fatih Terim G.Saray'ı bırakır mı?
Fatih, zaten şu anda Türk futbol tarihinin en büyük başarısını yakaladı. Ama G.Saray'da doyuma ulaştı mı? Arsenal'i yense de buna "Evet" demek zor. Şampiyonlar Ligi şampiyonluğundan aşağısı kesmez onu. G.Saray'da işi bitmedi. Buna Fatih de itiraz etmiyor. Ama G.Saray Fatih'e yeter mi? Sorun burada... Bu sorunun yanıtının iki yönü var.

1. Terim'in başarısındaki en büyük faktör Fulya ve iki kızı. Fulya, kızlarının Avrupa'da çok iyi eğitim almasını istiyor. Öyle diyorlar. Fatih de sırf bu gerekçe yüzünden ailesine "Hayır" demeyecek bir baba.

2. Fatih dünya futbolunun göbeğinde olmak istiyor. G.Saray'dayken sadece G.Saray bir Avrupa takımını yenerse gündeme geliyor. Halbuki Milan veya Real'de olsa gündemi o belirleyecek. Fatih bunu yapacağına inanıyor. Milan ve Real'in Fatih'le ciddi olarak ilgilendiğini biliyorum. Basında çıkan haberler asparagas değil. Sezon sonunda Fatih, G.Saray, Milan ve Real Madrid'in tekliflerini önüne koyacak. Bunları ayrı ayrı değerlendiririp birini seçmek en doğal hakkı. Kararı ne olursa olsun saygı duyar ve alkışlarım.

* Parreira, F.Bahçe'yi ayağa kaldırır mı?
Televizyonda da söyledim, defalarca da yazdım: Pareira, kötülerin iyisi bile değil. F.Bahçe'li yöneticilerin elinde bir liste vardı. Bu listede Parreira'nın adı bile yoktu. Bu listeyle Avrupa'ya gittiler, hepsiyle temasa geçtiler. Hepsinden "Hayır" yanıtını aldılar. Bulamadık, başaramadık dememek için yıllardır işsiz olan ve gelmek için can atan Parreira'ya sarıldılar. Tam anlamıyla denize düştüler ve yılana sarıldılar.

* Oğuz Çetin'in dönüşü için yorumunuz...
Bunların arasında yeri yok ama Oğuz, Rıdvan gibi harcanmak üzere. Hiçbir teknik kariyeri yok, yıllardır da F.Bahçe'nin dışında. Rıdvan'ın düştüğü duruma düşüp F.Bahçe'de azap askeri olmamalı.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır