kapat

28.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Mutlaka hacca gideceğim
Kral'ın en çok nesi merak ediliyor? Tabii ki her şeyden önce futbolu... Sonra çok önem verdiği aile ilişkileri... Ve nihayet, bir ara polemiğe yol açan dini inaçları...

* Bir oyuncu olarak eksikleriniz neler?

- Hep gol atmanız gerek ama futbolda her şeyin gol atmak demek olmadığı vizyonunu getirdim. Paylaşımcılık, takım ruhunun ön plana çıkması çok önemli. Ben egoist olabilirdim, kendim oynayabilirdim yani bugün 10 tane atmışsam 30 tane atabilirdim ama takımım başarılı olamadıktan sonra benim başarım hiç ön plana çıkmazdı. Eksiklerim: Bu sorumluluk duygusu ile yorgunluk anında yakaladığım pozisyonlarda gol kaçırmak. Başka arkadaşınızın gol atma şansını azaltmamak gibi bir iş ahlakım var.

* Yani "Teknik olarak hiç bir eksikliğim yok. Eksiklik gibi görünen şeyler benim sadece futbolu algılayış tarzımla alakalı" diyorsunuz.

- Kesinlikle.

* Şu anki gol seviyenizin düşük olmasını da bu anlayışa mı bağlayalım?

- Hayır. Biz 50-55 tane maç oynamışız bu sezon itibariyle. Karşımıza çıkan takımlar bunun yarısı kadar maç oynamış. Türkiye liginde bir maça çıkmadan önce bir gün kampa gidiyoruz. Avrupa Kupası maçı oynarken iki gün önceden kampa gidiyoruz. Hedefleri çok yüksek olan bir takımız. Türkiye liginde tabii ki zaman zaman çok yorgun olduğumuz ama sahada olmamız gerektiği maçlar oldu. Benim GS'daki misyonum bu. Benim sahada olmam, kendi adıma değil, hocamız da bunu söylüyor, çok farklı bir bakış açısı getiriyor olaya. O paylaşımcılık, arkadaşlarınıza yardımınız çok önemli. Gol sayımın düşüşü tamamen buna bağlı. Çok gol kaçırdım ama inanın siz şimdi kendinizi çok yorgun hissettiğiniz zaman işinizi kendinize verebiliyor musunuz? Veremezsiniz.

* Duygusallığınızın kaynağı yetiştiriliş biçiminiz mi?

- En sert karakterli insana bile bakarsanız özünde altında mutlaka bir duygusallık yatar. Bu Akdenizli sıcaklığı Türkiye'de her insanda vardır. Bu bende belki biraz daha ileri boyuttaydı ama şu yaşadığım tecrübeler yani kendimi anlatamamam beni hakikaten pişirdi. Olaylara daha gerçekçi bakıyorum.

* Kendinizi gururun deformasyonundan nasıl koruyorsunuz?

- Ben maalesef çok aşırı gururluyum. Gururuma her zaman yenik düşüyorum. Bunu mümkün olduğu kadar değiştirmeye çalışıyorum. Derler ya aşkta gurur olmazmış diye. Gurur olmaması gereken yerler olmalı. Gururuma yenik düşmem büyük bir hata. Ben mümkün olduğunca kendimi şöhret olarak görmüyorum ama bizi lanse etmeleri o kadar yanlış ki. İnsanlar bize ön yargılı bakıyorlar, burnumuz bir karış havadaymış gibi algılanıyoruz. Sizi ukala sanan bir insana kendinizi anlatmanız o kadar zor ki.

* Yine de "ben" duygusunu besleyen çok şey var hayatınızda. "En büyük Hakan, Kral Hakan, Avrupa'nın en iyisi vs.." Bu tahrik edici unsurları ruhunuzda nasıl dengeliyorsunuz?

- Kendimi inanın hiç öyle şöhret görmüyorum. Hedefimi çok erken yaşta GS'da oynamak olarak koydum. Bir antremana çıktığım zaman, 12 yaşındaysam bile mutlaka diyordum ki, "GS'dan biri bugün izliyor, beğenecek, beni alıp götürecek". Bu duygu bana şevk getiriyordu. Beğenilmek hoşuma gidiyor ama şöhret olmak hoşuma gitmiyor. Şöhretim diye adam sendecilik yapmadım hiç. Fazla çıkmıyorum dışarı. Çünkü gerçekçi yüzler pek fazla görmedim Türkiye'de. Futboldan önceki arkadaşlıklarım benim için hep ön planda olmuştur.

* Kral olma mı daha zordu, kral kalma süreci mi?

- Kral kalmak daha zor ama kral lafına katılmıyorum. Ama bana Kral deniyorsa buna hayır diyemem. Benim dışımda gelişen bir şey. Arkadaşlarım bana golcü diye hitap eder, bu daha çok hoşuma gider. Bir takımın gol yükünü çekmek güzeldir.

* Yunus Emre'nin dediği gibi "Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim" noktasına geldiniz mi yani?

- Futboldan sonra derin bir boşluğa düşen abilerimiz var. Belki çok cüzzi paralarla yazarlık yapan, çok daha zor durumlarda kalanlar var. Futbol benim için vazgeçilmez bir tutku ama günü gelecek bırakacağım. O zaman bir boşluğa düşmemek için başarılarınızı abartmamalısınız. Bana çok güzel imkanlar sunuldu ama hep kendimi bunların dışına ittim. Nedeni, ben her zaman bunları yaşamayacağım. Şu anda başarılıyım, para kazanıyorum. Futbolu belli bir süre sonra bırakınca çok büyük kaosa düşerim diye. Çünkü bu ilgiyi göremeyeceğim. Onun için insanlardan kaçıyorum. İlerde göremeyeceğim iyiliği şimdi de görmeyeyim diyorum. İlerde belki yine başarılı bir antranör olacağım ama kendimi hiçbir şey olamayacakmış gibi hazırlıyorum. Evet, Yunus gibi düşünüyorum. Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim.

* O dizelerin devamı, "Aşkın ile avunurum. Bana seni gerek seni"dir.

- Ama o "seniyi" bulmak çok önemli. Kolay değil onu bulmak. Asıl püf noktası bu.

* Aşk ne peki?

- Aşk insani anlamda bir koku benim için. Onu hissedersiniz, bakış açınızın değişmesini istersiniz. Ben eşimde tattım. Daha önce de çok aşık oldum. İşte evlilik geçirdim falan. İnsanların sevdiğine ulaşamama gibi kaygıları vardır, ben ulaştım. Şu anda çok güzel bir kadınlayım yani o koku burnuma geliyor hala. Gitmesine de müsaade etmiyeceğim.

* Hayatınızın kahramanları kimler?

- Aile yapısında annem, babam. Futbol hayatımda başlangıç yıllarım itibariyle Necdet Niş çok önemli bir kahramanım. Tarihte Fatih Sultan Mehmet. Sinemada Kadir İnanır'ı çok seviyorum.

* Yabancı bir takımı düşünüyor musunuz?

- GS ile sezon sonu mukavelem bitiyor. O zamana kadar işimi sağlıklı yapmam lazım. Şu anda konuşup anlaşacağım bir takım olursa bu işime olumsuz bir şekilde yansır. Tabii ki çok büyük teklifler sezon sonu itibariyle gelecek. UEFA final maçını dünya seyredecek ve orada bizleri daha yakından görme tanıma fırsatı bulacaklar.

Favori filmi 'Çağrı'
'Beş vakit namaz kılıyorum. Ama bunu kimsenin zoruyla yapmıyorum'

* Kitaplarla aranız nasıl?

- Edebiyata çok düşkün değilim. Daha çok Leo Busgalia okuyorum, sevgi üzerine olduğu için. Şu anda Hz Muhammed'in hayatını okuyorum.

* Kuranı Kerim'i de sıkça okuduğunuzu biliyorum. Arapça aslından mı okuyorsunuz?

- Evet, Arapça okumayı biliyorum. Kuran'ın ne anlattığını öğrendiğimde hakikaten çok saptırılmış bir şey olmadığını gördüm. Yani insanlığı, temiz ahlakı ön plana alıyor.

* Hacca gitme niyetiniz var mı ?

- Fırsat olduğu zaman gideceğim. Çok ilerde gitmek yerine çok yakın bir zamanda gitmek isterim. Çok merak ediyorum. En azından umreye giderim önce.

* Hz Muhammed'in hayatını okuyunca ne hissettiniz?

- Şu anda mensubu olduğumuz dinimizin yayılışının ne kadar kudretli olduğunu ne kadar manevi duygularla dolu olduğunu görünce etkileniyorum. Çağrı filmini belki 30 kere seyretmişimdir. İlk seyredişimden bu yana okumak istedim. Bir duygudur bu. İnsanların içini bilemezsiniz. Bana göre inançsız insan boş bir tenekeye benzer. İnanmak, ama neye, bilmek lazım. İlle ibadet etmek değil yani zenginliklerinizi insanlarla paylaşmak çok önemli. Ben çok ufak yaşlardan itibaren başta namaz sureleri bütün duaları öğrendim. Mümkün olduğu kadar kullanmaya çalışıyorum. İşte namazımda kullanmaya çalışıyorum, ne bileyim işte kitap okuyarak..

* 5 vakit kılabiliyor musunuz?

- Kılıyorum ama bu tamamen benim kendi isteklerim doğrultusunda. Kimse bana bunu yapacaksın diye zorlamadı. Babamın iki dizi de sakattır, üzerlerine oturamaz. Mobilyacılık yapmış geçmiş dönemde. Betonun üzerinde çok dizlerinin üzerinde durmuş. Soğuk, mafsallarını mahvetmiş, oturamaz.

Namaz kılamaz. Oturarak farklı şeyler yapabilir ama yapmıyor. Diyor ki "Allah'ın bizim kıldığımız namaza ihtiyaca yok." Ben ise bu inancın içinde yaşıyorum. Beni zorlamadı.

"Oğlum böyle düşüneceksin" diyebilirdi bana. Ben tamamen okuyarak, görerek, kendi muhakememi yaparak bunları sağladım.

NURİYE AKMAN


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır