


Meclis halkı temsil ediyor mu?
Dün gazeteye telefonlar ve eletronik posta mesajları yağdı. Okurlarımız, meclisteki kavganın televizyon ekranlarından yayılan dehşet boyutunu protesto ediyor ve şaşkınlık belirtiyordu.
Bu durum, yıllardan beri aklımda olan, kendi kendime sorup durduğum, dostlarımla tartıştığım ama bir türlü kesin cevabını bulamadığım bir soruyu tekrar aklıma getirdi:
Acaba millet meclisi gerçekten milleti temsil ediyor muydu?
Her dönemin meclisinde eğitimli, sevecen, gelişmiş, uygar kişiliklerin yanında, kaba güce tapan, itiş kakışı seven ilkel milletvekillerinin gösterilerini seyrediyorduk.
Bunu genellemek mümkün müydü?
Halk bu muydu?
Yoksa meclis halkın gerisinde miydi?
Toplumun en kalitesiz, en maceracı ve bir işte dikiş tutturamamış kesimlerini mi kapsıyordu?
Suçluların, hırsızların, katillerin dokunulmazlık zırhına kavuşmak için tercih ettiği bir kaçış sığınağı haline mi dönüşmüştü?
***
Dediğim gibi bu sorunun cevabını bilmiyorum.
Ama eğer meclis gerçekten toplumun aynasıysa, biz bu isek, mecliste toplumumuzun boy fotoğrafını görüyorsak durum pek iç açıcı değil.
***
Halkla doğrudan temaslarım, ancak konserler, yurt gezilerinde sokakta rastladığım insanlar ve aldığım mesajlar yoluyla mümkün olabiliyor.
Azımsanmayacak sayıda insanla yüz yüze geliyorum.
Hele yoğun olarak konser verdiğim yıllarda, bir yaz döneminde toplam bir milyon kişiyle karşılaştığım oluyor.
İmza günlerinde binlerce kişiyle sohbet etme olanağı buluyorum.
Vardığım sonuç şu:
Benim karşılaştığım ve aileleriyle birlikte sayıları milyonları bulan insanlar, meclisteki kötü örneklerle karşılaştırılamayacak kadar aydınlık, uygar, gelişmiş, kibar ve eğitimli.
Mecliste bu kesimi temsil eden milletvekillerinin sayısı ne yazık ki çok az.
Ancak bir kaç kişi sayabilirsiniz.
O zaman bu milyonlarca gelişmiş kişi politikada temsil edilmiyor demektir.
Yani siyasal temsilcileri yok.
***
Gazetede bunları tartıştığımız arkadaşların bazıları, benim halkı savunmam karşısında "O insanlar senin konserinde böyle duygulara kapılıyor olabilirler ama sokağa çıktıklarında toplumun bir parçası oluyorlar." diyorlar.
Ben buna da inanamıyorum.
Keşke elimde bir imkan olsa da çeyrek yüzyıldır karşılaştığım milyonlarca kişiden yayılan aydınlığı, insancıllığı, dostluğu, barış duygularını sizlere kanıtlayabilsem.
Keşke o aydınlık yüzleri, toplu halde sizler de görebilseniz.
25 yıldır konserlere "Bu ülkenin aydınlık insanları..." hitabıyla başlamamın temelsiz bir iyi niyet gösterisi olmadığını anlardınız.
***
Yazının sonunda galiba kendi kendimi de ikna etmeye başlıyorum: Bu meclis bu halkı temsil etmiyor.
Bu ülkede yaşayan milyonlarca aydınlık ve temiz insanın siyasi temsil hakkı yok.
Bu yüzden boks ringine dönmüş meclis görüntülerini izleyerek, üzülerek, kaygılanarak geçiyor günlerimiz.