kapat

27.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ASAF SAVAŞ AKAT(aakat@sabah.com.tr )


İyimserin mutluluğu

Son birkaç yıldır genelde iyimser yazılar yazdığımız biliniyor. Nedense kamuoyu daha çok iktisatçının nicel tahminleri ile ilgilenir. Kuru, enflasyonu, büyümeyi, faizi ne ölçüde doğru öngördüğüne bakar.

Halbuki, sayısal tahmin yapanın işi ilk bakışta görülenden çok daha karmaşıktır. Çünkü, nicel büyüklüklerin seyrine karar verebilmesi için, daha genel ve nitel eğilimleri saptaması gerekiyor.

Geçen yıl içinde kendimize sorduğumuz ve cevap vermek zorunda kaldığımız kısa döneme ilişkin soruları kısaca gözden geçirelim. Seçimlerden çalışan bir meclis çıkar mı? Yeni meclis istikrarlı ve uyumlu bir hükümet modeline izin verir mi? Cumhurbaşkanı seçimi hükümet sorununa dönüşür mü?

Bir de uzun dönemli sorular vardı. 28 Şubat süreci yoğunluğunu sürdürür mü? Yoksa yeni dönemde siyasi kutuplaşmalar azalır mı? AB ilişkilerinde tam üyelik adımı atılabilir mi? Durağanlığın yerine değişim ve reform geçer mi?

Uygulanacak iktisat politikalarını bu sorulara cevap vermeden doğru öngöremezsiniz. Dolayısı ile nicel tahminlerinizi de gerçekçi bir temele oturtamazsınız.

Analizimi tekrarlamak istiyorum. 1997 başında Türkiye'nin siyaseten dibe vurduğunu düşünüyordum. O tarihten itibaren siyasi bir toparlanmanın başladığı kanısındaydım. 1999 ve 2000 için iyimser beklentilerim buradan kaynaklanıyordu.

Cumhurbaşkanlığı seçimi
Parlamentoda grubu olan beş partinin bir cumhurbaşkanı adayı üstünde anlaşması son derece olumlu bir gelişmedir. Siyasi kutuplaşmanın prim yaptığı dönemden ne kadar uzaklaştığımızı gösteriyor.

Adayın taşıdığı semboller de çok önemli. Türkiye "hukukun üstünlüğünü" gerçekleştirme yolunda aslında çok geri kaldı. Önümüzdeki dönemde hukuk reformu bence ekonomiden bile daha öncelik kazandı.

Şunu kolayca söyleyebiliriz. Ekonomide ne yaparsak yapalım, bunları hukuk anlayışımızda ve yargıda ciddi reformlarla desteklemediğimiz takdirde uzun dönemde boşa kürek çekmiş olacağız.

Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın Cumhurbaşkanı seçilmesinin hukuk reformunu savunanları güçlendireceğine inanıyorum. Cumhurbaşkanlığının asker ve mühendislerden hukukçulara geçmesi tek başına bile çok şey ifade ediyor.

Ayrıca, Ahmet Necdet Sezer'in entellektüel kişiliği de beni tatmin ediyor. Demokrasiye inanmış, ilkelerini kısa dönemli siyasi çıkarlarının üstünde gören bir insan intibası bırakıyor. Destekliyorum.

Ekonomide olumlu işaretler
Kredi değerlendirme kuruluşu Standart & Poor's Türkiye'nin kredi notunu B+'ya yükseltti. Zaten bekleniyordu. Diğerleri de önümüzdeki aylarda aynı işlemi tekrarlayacaklardır.

Bu ne demek? Somut anlamı Türkiye'nin uluslararası piyasalardan daha düşük faizle borçlanabilmesidir. Ama bence bu kısmı ikincil. Daha önemlisi, enflasyonla mücadele programına Türkiye'de duyulan güveni arttıracaktır. Ona çok ihtiyacımız var.

Ocak-Mart bütçe sayıları da çok iyi çıktı. Vergi gelirlerin patlayınca faiz öncesi fazlada rekor kırıldı. Bu arada ilginç bir gelişme oldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın sayıları arasında 2 milyar dolar fark olduğu görüldü.

İktisatçılar hemen müdahale ettiler. Farkın açıklanmasını istediler. Dün Hazine bu açıklamayı yaptı. Buna da çok sevindim. Demek ki, Türkiye'de ekonomi kamuoyu devleti artık çok yakından izliyor. Hata görünce hemen hesap soruyor.

Velhasıl şu anda keyfim yerinde. İyimser olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Darısı başınıza.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır