Ağaçların gölgesinde, denizden gelen tatlı esintiyle sesi kulaklarımdan gitmeyen Fakir Baykurt gözlerindeki hüzün bundan mıydı acep! Son konuşmanmış Değirmendere'de. Bizlere dedin ki, "Okumasını fazla sevmeyen bir toplumuz. Ama ben bunun üzerinde durmayacağım, hiç değilse yazmasını seven bir toplum olalım. Gezip gördüğümüz yerleri, anılarımızı yazalım, duygularımızı anlatmak yerine yazalım." Orada seni dinleyen, fikirlerinle aydınlanmayı isteyenlerden biri de bendim. Sözünü tutuyorum ve yazıyorum sevgili Fakirt Baykurt.
Kuyruğa girdiler sana kitaplarını imzalatmak için... Üstkat komşum Neriman Hanım imzalatmak için kitabını uzattığında bir ışık parladı gözlerinde, mutlu oldun, çünkü çok eski bir kitabındı, kuyruktaki insanlara gösterdin, "Bakın" dedin, "yıllar öncesi basım, paranın kuruş olduğu dönemlerden kalma, demek ki bu beldede beni yıllar öncesinden beri okuyanlar varmış." Evet! Haklıydın.